1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Tanrıkulu Sur’un peşinde
Tanrıkulu Sur’un peşinde

Tanrıkulu Sur’un peşinde

Diyarbakır Barosu eski başkanlarından CHP Parti Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili Kürt siyasetçi Sezgin Tanrıkulu, hükümetin Bakanlar Kurulu kararıyla Sur’u alelacele kamulaştırmasının gerekçelerini, yazılı soru önergesi ile Başbakan Ahmet Davutoğlu’na sordu.

A+A-

 Sur'daki "kamulaştırma" kararını bir kimliksizleştirme hamlesi olarak değerlendiren Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Yöneticisi Herdem Doğrul, kamulaştırmanın Sur'daki hayatı öldürmeye dönük olduğunu belirtti.

 

Doğrul, Sur'u kendi mülkiyetlerine alıp istedikleri gibi dönüştürmek ve peşkeş çekmek için ilçenin tamamını alma planını devreye koyduklarına dikkat çekerek, tüm sivil toplum kurumlarıyla dayanışma içerisinde bununla mücadele edeceklerinin altını çizdi. Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, Bakanlar Kurulu'nun Sur için aldığı "acele kamulaştırma" kararına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde halkta şoke etkisi yaratan, Sur’un alelacele kamulaştırılması kararının yankıları sürüyor. Önümüzdeki ayların hatta yılların en önemli konusu olarak olan Sur’un Bakanlar Kurulu kararıyla kamulaştırılmasına dönük tepkiler başladı bile. Diyarbakır Barosu eski başkanlarından, CHP İstanbul Milletvekili ve Parti Meclisi üyesi de olan Kürt siyasetçi ve avukat Sezgin Tanrıkulu, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine de taşıdı.

Konuyla ilgili olarak TBMM Başkanlığı’na, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yazılı olarak yanıtlaması istemiyle önerge veren Tanrıkulu, önergesinde “25 Mart 2016 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Diyarbakır’ın tarihi İlçesi Sur’un yüzde 60’ının “acele kamulaştırılması” kararı kamuoyunda ciddi bir yankı uyandırmıştır. Söz konusu kararın ikna edici herhangi bir gerekçesi açıklanmazken, Resmi Gazetede yayınlanan karar metninde şu ifadelere yer verilmiştir: "Diyarbakır ili Sur İlçesi'nde ilan edilen riskli alan sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılması, adı geçen bakanlığın 16.03.2016 tarihli ve 2988 sayılı yazısı üzerine 2942 sayılı kamulaştırma kanunun 27'nci maddesine göre Bakanlar Kurulu'nca 21.03.2016 tarihinde kararlaştırılmıştır” dedi.

Tanrıkulu bu açıklamalarının ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlamasını talep ettiği soruları da şöyle sıraladı:

“Özgün tarihi mimarisiyle bölgenin gözde merkezi olan Sur’un “acele kamulaştırılmasının” gerekçesi nedir? Söz konusu kararın hukuki dayanakları bulunmakta mıdır? Bu dayanaklar nelerdir? Kamulaştırılma kararı verilen bölgelerde ne tür faaliyetler yapılacaktır? Sokağa çıkma yasağı kaldırıldıktan sonra Sur’da ne tür “riskler” bulunmaktadır? Sur’da kamulaştırılma kararı verilen bölgelere kaç karakol kurulması planlanmaktadır? Söz konusu Bakanlar Kurulu kararının arkasında bölgenin tarihi dokusunun yok edilmesi amacı olduğuna dair iddialara cevap verilecek midir? Bölgede sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar boyunca büyük oranda tahrip edilen Cizre, Yüksekova, Silopi gibi bölgeler için de benzer kamulaştırma kararları verilmesi çalışması yapılmakta mıdır? “Yeni bir Güneydoğu inşa edeceğiz” açıklamaları göz önüne alındığında, ifade edilen yeni bir Güneydoğu inşa planı nedir? Nasıl bir Güneydoğu inşa edilmesi hedeflenmektedir? Kamulaştırılan bölgelerin özel şirketlere satılacağı iddiası doğru mudur? Kamulaştırılan bölgelerden satılması planlanan özel şirketlerin önceden belirlendiği iddiası doğru mudur? İddia doğru ise, bu özel şirketler hangileridir?”

Bakanlar Kurulu tarafından alınan "kamulaştırma" kararını değerlendiren Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Yöneticisi Herdem Doğrul değerlendirdi. Kamulaştırma sürecinin ilk etapta kentsel dönüşüm çalışmalarıyla başladığını anlatan Doğru, "Sur'da bir kimliksizleştirme hamlesi başlatıldı. Tamamen Sur ilçesini tarihinden kültüründen koparma girişimi var. Binlerce ailenin yaşadığı koca bir ilçeyi sadece turizme hizmet etsin diye ya da bir gelir getirisinde yok ediyor ve satın alıyorsunuz. Koca bir ilçe devletin mülkiyetine geçiyor. Bu çok vahim bir durumdur" dedi.

 

'Sur'daki hayatı öldürmeye dönüktür'

 

Sur'un güzelliğinin sadece tarihi taşlarından ve yapılarından oluşmadığını, Sur'un asıl güzelliğinin orada yaşayan halkın sosyal dokusuyla ilgili olduğunu dile getiren Doğrul, o insanların o mahallelerden çıkarılmasıyla Sur'daki yapıların ne kadar ihtişamlı olduğunun çok şey ifade etmeyeceğini söyledi. "Kamulaştırma kararı Sur'daki hayatı öldürmeye dönüktür" diyen Doğru, kamulaştırma öncesi orada yaşayan insanların tehlike olarak gösterildiğini bu şekilde yıkımı toplum geri kalanına meşru gösterilmeye çalışıldığına dikkat çekti.

 

'Koruma Kurulu artık özünden kopmuş bir kurum'

 

Kendi mülkiyetine alıp istedikleri gibi dönüştürme ve istediğine peşkeş çekmek için Sur ilçesini tamamını alma planını devreye koyduklarını söyleyen Doğrul, Koruma Kurulu'nun Diyarbakır İl Emniyet Müdürü'nün Sur'u yıkma maddelerinin onaylanmasını ise şu sözlerle ifade etti: "Koruma Kurulu artık özünden kopmuş bir kurum. Şuana kadar bir çok absürt kararlara imza attılar. Bu da Türkiye'deki siyasal iklimin nereye vardığını gösteriyor. Türkiye'deki bütün devlet kurumları bütün alanlar belli bir güdümde belli bir işleyiş içerisinde çalışmalarını yürütüyorlar. Kararlar her zaman iktidarın istediği şekilde çıkıyor."

 

Doğrul, Sur'da dair hükümete, "Orada kim nasıl yaşayacak? Siz orada ne yapacaksınız? Kimlere vereceksiniz, kimler inşa edecek? Kimler nasıl bir rant elde edecek?" sorularını sorarak, "Binlerce yıldan bugüne kendini taşıyan bir ilçe, koca bir kale bugün bu kararla yok edilmesinin adımı atıldı" dedi.

'Suç delilleri yok edilmeye çalışılıyor'

Sur'da aylardır yakılıp yıkılan yapıların molozlarının taşınarak suç delillerin yok edilmesini Doğru şu cümlelerle anlattı: "Ortada bir pislik var. Onu yok etmek için insanın aklına gelen ilk şey denize atmak oluyor. Sur'daki molozların da kumluk ve deniz kenarına atılması da budur. Bu yapılanların hepsi birer suç unsurudur. Tescilli bir sit alanında canınızın istediği gibi moloz kaldıramazsınız. İstediğiniz yere götürüp dökemezsiniz. Orada yıkılan bir taş yapının içerisinde hangi nitelikli eserlerin olduğunu yapıların enkazını kaldıramazsınız. Bir enkaz olsa dahi siz bunu yapamazsınız" diyerek iktidara seslendi.

'Sur için ortak mücadele gerekli'

 

Binlerce yıllık bir mirası iki saatlik bir toplantıda alınan kararla yok edildiğini söyleyen Doğrul, Koruma Kurulu'nun aldığı kararının yürütmesini durduracak çalışmalar yürüteceklerini ve hukuki boyutlarını devreye sokacaklarını ifade etti. Diyarbakır'daki tüm sivil toplum kuruluşlarıyla Sur için dayanışma içerisinde olarak mücadele edeceklerini söyleyen Doğrul, "Ortak hareket edip buna ses vermek zorundayız. Ortak çalışma yürütmek zorundayız. Yoksa Sur gidiyor, katledip, yok ediyorlar" dedi.

 

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, Bakanlar Kurulu'nun Sur için aldığı "acele kamulaştırma" kararına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Jeoloji Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi Başkanı Harun Yalçınkaya, alınan karar ile tarihi kültürün insansızlaştırıldığına dikkat çekerek, kararın kendilerini endişelendirdiğini kaydetti. Yalçınkaya, kararın yaratacağı psikolojik olumsuz sonuçlarının ötesinde Diyarbakır kent kimliğinin yok edilmek istenildiğini ifade etti

Yalçınkaya, açıklamasının devamında şunları söyledi: "Sur'da toplam 7714 parsel bulunmaktadır. Alınan kamulaştırma kararı 16 mahallede toplam 6200 parseli kapsamaktadır. Bu rakam ilçenin yüzde 82'sine tekabül etmektedir. Zaten geriye kalan alanın büyük bir kısmı hazine mülkiyeti ve kentsel dönüşüm kapsamında TOKİ tarafından kamulaştırılmıştı."

 

'Mülkiyet hakkını gasp edilmesini kabul etmeyeceğiz'

 

Verdikleri rakamların yeterince olayın vahametini açık bir şekilde gösterdiğini belirten Yalçınkaya, "Bir kentin temel yaşam merkezi ve kalbi niteliğinde olan ve neredeyse tamamına yakın kamulaştırılıp temel mülkiyet hakkını gasp edilmesini kabul etmeyeceğiz. Yapılan hak ihlaliyle ulusal ve uluslararası tüm hukuki mercilerde gerekli itiraz ve başvuruları yapacağız. Kararın takipçisi olacağız" diye konuştu.

Harita Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Demir Akdeniz ise, devletin Diyarbakır Sur ilçesinin tamamını satın almak istediğine işaret ederek, kamu kurumlarının da bulunduğu tarihi ve ticari alanların kamulaştırılmak istenildiğine dikkat çekti. Akdeniz, Sur halkı ile birlikte gerekli itirazlar da bulunacaklarını ifade etti.

 

(Mahmut Oral)

Bu haber toplam 3180 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT