1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. “Taleplerimiz karşılanmıyor"
“Taleplerimiz karşılanmıyor"

“Taleplerimiz karşılanmıyor"

Diyarbakır Barosu üyeleri, Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin üzerinden geçen bir haftaya rağmen, olayla ilgili olarak yürütülen soruşturmadan tatmin edici bir sonuç çıkmamasına tepki gösterdi.

A+A-

Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi’nin de katıldığı protesto eyleminde, avukatlar cübbeleriyle oturma eylemi gerçekleştirdi. Baro Başkan Yardımcısı Ahmet Özmen, avukatlar adına yaptığı açıklamada, görüntülerde tespit edilen 4 polisin tutuklanmasını, şüphelinin polis olmasından hareketle de soruşturmanın jandarmaya verilmesini istedi.
 
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin üzerinden geçen bir hafta içinde soruşturmada hala faile ilişkin bir tespit yok. Diyarbakır Barosu, bu durumu kaygı verici buluyor. Bu nedenle de dün baroya kayıtlı avukatlar, cübbeleriyle Diyarbakır Adliyesi önünde kitlesel bir protesto eylemi gerçekleştirdi. Avukatların eylemine Tahir Elçi’nin esi Türkan Elçi de katıldı. Avukatlar, eylem sırasında Tahir Elçi’ye atfen “Öleceksem Dört Ayaklı Minare’nin altında öleyim”, “Em j ite bir nakin”, “Seni unutmayacağız” yazılı pankartlar açtı. Ayrıca Tahir Elçi’nin resimlerinin bulunduğu Türkçe ve Kürtçe yazılı “Böyle bir ihanet görmedik”, “Katili arıyoruz”, “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Sizden mi korkacağım”, “Hepimiz Tapir Elçi’yiz” yazılı dövizler taşındı. Eylem sırasında Türkan Elçi’nin ayakta durmakta zorlandığı, sık sık Tahir Elçi’nin fotoğraflarına bakıp daldığı görüldü.
 
Avukatlar adına açıklama yapan Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı avukat Ahmet Özmen, Eİlçi’nin, kentte son zamanlarda meydana gelen çatışmalarda hasar gören Suriçi semtine bulunan Dörtayaklı Minare başta olmak üzere diğer kültür varlılarına dikkat çekmek üzere yapmış olduğu basın açıklaması akabinde, karanlık güçlerce saldırıya uğrayıp hunharca katledildiğini söyledi.

 

Elçi’nin katledilmesinin sadece kendileri için değil, tüm hukuk camiası ve halk için büyük bir kayıp olduğunu ifade eden Özmen “Bu kayıp herkesi büyük bir üzüntüye sokmuştur. Gerek cenaze merasimine katılarak acımızı paylaşan,  gerekse de taziye sürecinde bizi yalnız bırakmayan başta halkımıza, hukukçu dostlarımıza, siyasi partilere ve sivil toplum örgütlerine baromuz adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Başkanımızın bize miras bıraktığı hukuku, barışı ve özgürlükleri savunma, tarihimize, değerlerimize, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkma prensipleri ile gurur duyduğumuz kadar, kaybının acısını da yüreğimizde hissediyoruz” dedi.
 
Olay ile ilgili ulusal ve uluslar arası ihsan hakları ve hukuk örgütleri ile temasa geçtiklerini, konuya ilişkin destek ve katkılarını talep ettiklerini vurgulayan Özmen “Aynı zamanda olayın bütün yönleriyle açığa çıkarılması için olay gününden itibaren çalışmalarımız başlamıştır. Bu kapsamda Baromuzca, aralarında teknik uzmanların da yer aldığı bir Komisyon kurulmuş, bu komisyon, ilk günden itibaren çalışmalarına büyük bir gizlilik ve disiplin içinde başlamıştır. Olayı tüm yönleriyle ele alıp, ulaşabildiği delilleri toplamaya çalışmıştır. Tanıklar dinlemiş, olay anına ilişkin görüntü kayıtlarını analiz etmiştir. Bu çalışmalar ile elde edilen veriler doğrultusunda Soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuru ile ilk etaptaki taleplerimiz ayrıntılı bir şekilde Soruşturma dosyasına sunulmuştur” diye konuştu.
 
Bu çabalarına karşın, soruşturmanın hemen başından beri, ısrarlı taleplerine rağmen soruşturma dosyasını incelemelerine açılmadığını vurgulayan Özmen “Hukuken alınmış bir gizlilik kararı olmadığı halde, adeta soruşturmaya fiili gizlilik konulmuştur. Kısmen tarafımıza verilen tutanak ve belgelerden de soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülmediği anlaşılmaktadır. Olaydan hemen sonra, olay yerinde görevli bulunan polis memurlarının olay mahallini terk etmesi, savcılığın olay yerine intikal etmemiş olması, delillerin etkiye açık bir şekilde bırakılması, Diyarbakır Valiliğince sokağa çıkma yasağı kararının alınması soruşturmanın baştan etkili yürütülmeyeceği kuşkusunu açığa çıkarmıştır.

 

Olay akabinde, olayın meydana geliş şeklini gösterecek bir ‘olay tutanağı’ tarafımıza verilmemiş, Soruşturma makamları ile yapılan görüşmelerde böyle bir tutanağın bulunmadığı kanaati doğmuştur. Soruşturma dosyasında, bu gün itibariyle, şüpheli olarak ifadesine başvurulan, gözaltına alınan veya açığa alınan polis memuru bulunmamaktadır. Baro Başkanımızın vurulma anında olay yerinde bulunan ve silahla Baro Başkanımızın bulunduğu yöne doğru ateş ettiği görülen polis memurlarının el sıvaplarının alındığı veya bu kişilerin elbiselerinin kriminal incelemeye alındığı yönünde tarafımızda mevcut bir bilgi bulunmamakta, ayrıca sözlü olarak da alınmadığı yönünde tarafımıza bilgi verilmiştir” diye konuştu.
 
Basında “Tahir Elçi cinayetinde 3 gözaltı” şeklindeki haber ve benzer haberlerin, kasıtlı olarak soruşturmanın etkili yürütüldüğü algısı yaratmak üzere servis edildiğini düşündüklerini vurgulayan Özmen “Gözaltına alınan bu 3 kişi, Başkanımız Tahir Elçi cinayeti ile ilgili değil, öldürülen iki polis memuru ile ilgili gözaltına alınan şahıslardır. Baro Başkanımızın aramızdan ayrılışının 7. gününe girmiş olmamıza rağmen Soruşturma Makamınca taleplerimizin karşılanmadığını üzülerek kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bir kez daha kamuoyu önünde, soruşturma makamlarına seslenerek, ömrünü cezasızlıkla mücadele ile geçiren değerli Başkanımızın dosyasının da cezasızlıkla malul hale gelmemesi endişe ve kaygısı ile aşağıdaki taleplerimizin derhal karşılanmasını istiyoruz” dedi.
 
Özmen, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi için atılacak bazı adımlar ve taleplerinin olduğunu belirterek, 8 maddeden oluşan taleplerini de şöyle sıraladı:
 
“Dosya içerisinde bulunan yazılı, sesli ve görüntülü bütün materyallerin tarafımıza gecikmeksizin verilmesini, Kamuoyuna yansıyan görüntüler ve olayın oluş şekli itibari ile; Baro Başkanımızın katledilmesine yönelik saldırının baş şüphelisi bizce polistir. Şüphelisinin polis olduğu olaylarda Soruşturmanın yine polisçe yürütülmesi soruşturmanın bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürmektedir.

 

Bu nedenle, Soruşturmanın polis teşkilatı dışında kurulacak bağımsız bir ekip tarafından yürütülmesini, Kamera görüntülerine, silah kullanırken yansıyan kolluk görevlileri başta olmak üzere silah kullanan tüm kolluk görevlilerinin şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınmasını, delillerin karartılmasının önüne geçilmesi için görüntülere yansıyan ve Baro Başkanımızın bulunduğu yöne doğru ateş eden polis memurlarının tutuklanmasını, Başkanımız Tahir Elçi'nin katledilmesinden önceki, katledilmesi anındaki ve katledilmesinden sonraki tüm polis telsiz kayıtlarına el konulmasını, Basına yansıyan görüntülerde görülen iki polis kamerası ile varsa emniyete, jandarmaya ya da MİT'e ait diğer kameralara ait görüntülere el konulmasını, Olay günü örgüt üyesi olduğu iddia edilen iki şahsı Balıkçılarbaşı meydanına kadar getiren ticari taksinin izlemiş olduğu tüm güzergahta ve durdurulduğu noktada bulunan tüm MOBESE ve işyerlerine ait güvenlik kameralarının kayıtlarına el konulmasını ve tarafımıza iletilmesini, Ticari taksinin GPS kayıtlarına el konulmasını, bunun yanı sıra, Dört Ayaklı Minare'nin bulunduğu Yenikapı Sokak'ta bulunan tüm güvenlik kameralarına el konulmasını, Olay günü, olay yerini havadan izleyen hava aracınca çekilen foto ve görüntü kayıtlarının dosya içerisine alınmasını talep ediyoruz”

HABERE YORUM KAT