1. HABERLER

  2. ALINTI YAZARLAR

  3. Taksim'de esirken Diyarbakır'da özgür olunamaz
Taksim'de esirken Diyarbakır'da özgür olunamaz

Taksim'de esirken Diyarbakır'da özgür olunamaz

31 Mayıs günü İstanbul “esir şehir”di, İstanbullular da “esir şehrin insanları”.

A+A-

Bu esaret ülkenin başka yönlerinde, örneğin Diyarbakır'da hissedilmiyordu.
Bir zamanlar durum tersineydi, insanlar Taksim'de görece özgürdüler, Diyarbakır'da ise kısıtlı. Bu kısıtlılık da Türkiye'nin kimi bölgelerinde yeterince algılanmadı, gereken tepki, gerektiği zamanda ve ölçüde verilemedi ve nihayet bugünlere gelindi.

Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu bir numaralı sorun demokrasi sorunudur.
Toplumsal algı bunu fark etse de etmese de bir numaralı sorun demokrasi sorunudur.
Gezi gösterileri de, basın özgürlüğü de, Kürt kimliğinin kendini ifade özgürlüğü de, madenlerde çalışma güvenliği de son irdelemede bir şeffaflık sorunu olduğuna göre hep bu çerçeve içinde ele alınması gereken problemlerdir.

Problemlerin birbirlerinden ayrılarak, hele hele bazlarının çözümünün demokrasi çerçevesinden soyutlanarak çözüleceğini sanmak hatadır.

Öte yandan, nasıl Soma'da yeraltında güvenlik olmadan, İzmir'de sahilde güvenlik olacağını sanmak yanılsamaysa, Diyarbakır'da insanlar esirken, Taksim'de özgür olunabileceğini sanmak da büyük bir aldanmadır.

31 Mayıs günü, Taksim'de insanlar esirken, o esarete son vermeden, Diyarbakır'da özgür olunabileceğini sananlar var idiyseler eğer, büyük bir yanılgıyı yaşamaktaydılar demektir. Meğer ki amaç, demokrasi ve özgürlük olmayıp etnik ayrılıkçılık olsun!

***

Eğer Kürt sorununu bir demokrasi sorunu olarak görüyorsak, o zaman konuya bütün ülke çapında, bütünüyle bakmak zorundayız.

Eğer Kürt'ün Kürtlüğüyle, Türk'ün Türklüğüyle iftihar ettikleri bu iki kimliğin hiçbirinin bir diğerine üstünlük taslamadığı, kimsenin kimliğini saklamadığı, kimsenin öbürünün kimliğini, dilini baskılamadığı ve yadsımadığı bir çözümden yanaysak, bunun ancak her türlü özgürlüğün filizlenmesine elverişli bir demokrasinin yaşama geçirilmesi sorunu olduğunu görür ve ona göre davranırsak başarı kazanabiliriz.

Demokrasi sorunu aynı zamanda bir paylaşım sorunu olduğuna göre, ekonomik konuları da içerir.
Demokrasi sorunu aynı zamanda bir şeffaflık sorunu olduğuna göre, inşaatta, gemicilikte, madencilikte işyerlerinin iş güvenliği açısından güvenilir denetlenmesini de kapsar. Demokrasi sorunu fırsat eşitliği sorunu olduğuna göre, eğitim özgürlüğünü de kapsar.

Türkiye sorunlara bu açıdan yaklaşmak zorundadır.
Öyle olduğu zaman da herkesin özgürlüğünün, herkesin güvenliğinin birbirine bağlı olduğunu görmek ve özgürlükleri bir bütün olarak savunmak gerek.
Bir ülkenin kimi kentleri esirken, kimi kentleri özgür olamaz.

Meğer ki amacın kendisi ayrılık olsun!

***

Herkes götürülürken tepkisiz kalıp sıra kendisine geldiğinde ses çıkaracak kimsenin kalmamış olduğunu dehşet içinde fark eden ve yaptığı yanlışı iş işten geçtikten sonra anlayan Rahip Martin Niemöller'in durumuna düşmemek gerek.

Bir ülkede, insanların bir bölümünün esirken, öbür bölümünün özgür olması mümkün değildir.
Nasıl ki kadınlar esirken, erkekler özgür olamazsa,
Nasıl ki aydınlar esirken sokaktaki adam özgür olamazsa,
Nasıl ki Kürtler esirken Türkler özgür olamazsa,
Nasıl ki Türkler esirken Kürtler özgür olamazsa,
Bir toplumun içinde insanların bir kısmı esir, bir kısmı özgür olamaz.

Herkes ama herkes insanların İstanbul'da esir olmalarının her yerde esir olmaları olduğunu anlamadıkları sürece, 31 Mayıs 2014'ler yinelenir.

Diyarbakır'da gerçek kurtuluşun yolu, İstanbul'da esirken Diyarbakır'da özgür olunmayacağını, İstanbul'da gerçek kurtuluşun yolu, Diyarbakır'da insanlar esirken İstanbul'da özgür olunamayacağını anlamaktan geçer.
Esirler için birbirlerinden koparak kurtulmak, birbirlerine yabancılaşarak özgürleşmek yolu yok.

 

Ali Sirmen

HABERE YORUM KAT