1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sur’un dengi Kudüs’tür
Sur’un dengi Kudüs’tür

Sur’un dengi Kudüs’tür

Alan Yönetimi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras Daire Başkanı Nevin Soyukaya, belediyenin Suriçi’ndeki çalışmalara dahil edilmediğini açıkladı.

A+A-

Somut ve somut olmayan kültürel mirasın büyük darbe aldığını belirten Soyukaya, “Çok ciddi endişelerimiz var” dedi.  Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı, "Sur UNESCO tarafından koruma altında. Onlar gelmeden ne yerel yönetim ne hükümet tek başına adım atamaz" diye konuştu.

Alan Yönetimi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras Daire Başkanı Nevin Soyukaya, kentsel sit alanı ve Dünya Miras alanının tampon bölgesi Suriçi hakkında açıklamalarda bulundu.

Nevin Soyukaya, Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri, İçkale ve Anzele su kaynağının olduğu alanın Dünya Miras Alanı;  Suriçi, Dicle Vadisi’nin üniversite yakasına bakan bölüm, Demiryolları, DSİ ve Karayollarını içine alan alanın ise tampon bölge olduğunu söyledi. Soyukaya, Suriçi’nin kentsel sit alanı olması nedeniyle diğer tampon bölgelerden farklılık taşıdığını söyledi.

Suriçi’nin hem yerel yasalarca hem de uluslararası sözleşmelerce korunması gerekiyor

Söz konusu bölgede 610 adet tek yapı ölçeğinde tescilli yapı olduğunu hatırlatan Soyukaya, Suriçi’nin kentsel sit alanı ve Dünya Miras alanının tampon bölgesi olması nedeniyle hem yerel yasalarca hem de UNESCO tarafından korunması gerektiğini ifade etti.

Koruma Amaçlı İmar Planı ile Alan Yönetim Planı uygulanmak zorunda

Suriçi Koruma Amaçlı İmar Planı’nın kentsel sit alanlarının anayasası olduğunu, Dünya Mirası olması nedeniyle bu planın yanı sıra Alan Yönetim Planı’nın da uygulanmak zorunda olduğunu kaydeden Soyukaya, “Bu iki plana uyularak oradaki ne yapılacaksa yapılması gerekir.” şeklinde konuştu.

Eşgüdümü sağlamakla görevli yapı Alan Yönetimidir

Süreçle beraber yapılaması gerekenlerin belli olduğunu dile getiren Soyukaya, yapılacak tüm çalışmalarda alanın eş güdümünü sağlayacak birimin hem iç yasalar hem de dışta Alan Yönetim Başkanlığı olduğunun altını çizdi. Ancak gelinen noktada çalışmaların “ketum” bir şekilde yürütüldüğüne işaret eden Soyukaya, Diyarbakır Valiliği, Kültür Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “tamamen içe kapalı” ve “alanda ne yapılacağını çok net bilmedikleri bir takım çalışmalar” yaptığını kaydetti.

Olması gerekenleri resmi yazıyla hatırlattık

Kentsel sit alanı ve Dünya Mirası tampon alanının çatışma sonrasında olduğu gibi kalması gerektiğini, alana gidecek uzmanların çalışmalarının koordinasyonunu, Kültür Bakanlığı ile Alan Yönetimi Başkanlığı’nın eşgüdüm içerisinde yürütmesi gerektiğini söyleyen Soyukaya, “Normalde olması gereken budur. Ama biz bir yanıt alamadığımız için Alan Başkanlığı olarak Valiliğe ve Kültür Bakanlığına bütün bu olması gerekenleri yazılı olarak hatırlattık.” dedi.

Yazılı olarak çatışma sonrasındaki süreçte Alan Yönetimi’nin, belediyelerin ilgili birimlerinin, TMMOB’nin olması gerektiğini bildirdiklerini kaydeden Soyukaya, “Ancak dahil edilmiyoruz. Çatışma sonrasındaki süreçte biz yokuz. Ancak normalde bizim olmamız gerekir.” diye konuştu. 

Resmi yazıda, tespit çalışmaları, sonrasındaki uzman denetimi, hafriyatın temizlenme sürecinde Alan Yönetimi Başkanlığı’nın yasalar gereği çalışmalara dahil olması gerektiğini dile getirdiklerini ifade eden Soyukaya, ama Kültür Müdürlüğünün cevap yazısında, Kültür Bakanlığı personelinden komisyonların oluşturulduğu, ihtiyaç olduğu takdirde Alan Yönetiminden de talep edileceği, çalışmanın da başladığı yanıtını aldıklarını kaydetti.

İşe tersinden başladılar

Soyukaya, teknik ve bilimsel olarak çatışma bittikten sonra önce tespitin yapılması, sonra hafriyatın atılması gerektiğini, ancak işin tam tersinden yapıldığını belirtti. Soyukaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fiilen tespit ettik ki komisyonlar kurulmuş, komisyon gözetiminde kentte tescilli yapılara ait öğelerin, materyallerin ayrıştırıldığı ve hafriyatın boşaltma çalışmalarının başladığını yazıyor. Tam tersinden başlıyorlar. Bu ne anlama geliyor. Tespit yapmadan alan temizleniyor. Şimdi bu doğru tespit yapamayacağımız anlamına geliyor. Bu nerede, ne kadar, hangi yapının, hangi sokağın ne kadar zarar gördüğünün tespitinin yapılamayacağı anlamına geliyor. Oysa alan sadece tek yapı ölçeğinde korunması gereken bir alan değil bütün olarak korunması gerek bir alan.”

Daha önce tahribatları rapor ettik

Alan Yönetimi Başkanlığı’nın, Suriçi’nde ilan edilen ilk beş sokağa çıkma yasağına ara verildiğinde, alana girerek tespitler yaptığını dile getiren Soyukaya, “Bunun raporunu hazırlayarak, Kültür Bakanlığı, UNESCO Türkiye Komisyonu ve İCOMOS Türkiye Komisyonu’na gönderdik. Alandaki tahribatla ilgili bilgilendirme yaptık. Herhangi bir yanıt gelmedi. Ama biz ısrarla alanda yaptığımız tüm çalışmaları rapor ettik. Sonrasında sanırım UNESCO’da buradaki durumla ilgili Kültür Bakanlığı’ndan bilgi istemiştir; ama Bakanlık ne yanıt verdi bilmiyoruz.” şeklinde konuştu.

Somut ve somut olmayan kültürel miras darbe aldı

Toledo karşılaştırmalarına da değinen Soyukaya, Toledo’nun tarihsel derinliği ile Diyarbakır’ın tarihsel derinliğinin karşılaştırılamayacağını, Diyarbakır’ın binlerce yıllık bir derinliğe sahip olduğunu, binlerce yıldır kesintisiz yaşamın sürdüğünü ve evrensel değeri yüksek bir yapı olduğunu vurguladı.

Suriçi’nde fiziki somut kültürel mirasın yanı sıra somut olmayan kültürel mirasın da darbe aldığına dikkat çeken Soyukaya, kentsel sit alanı ve tampon bölgedeki fiziki her değişikliğin kentin özüne ve özgünlüğüne aykırı olduğunu, bunun kentin somut olmayan kültürel mirasına ve özgün demografik yapısına darbe anlamına geldiğini belirtti.

Çok ciddi endişelerimiz var

Suriçi’nde yanlışların yapılacağı konusunda çok ciddi endişeleri olduğunu dile getiren Soyukaya, yapılacak her türlü çalışmaya Alan Yönetimi, belediyeler, meslek odaları, muhtarlar ve kent sakinlerinin dahil edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bu arada Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesinde yer alan habere göre, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı, güvenlik güçlerinin operasyonlarını tamamladığı merkez Sur İlçesi'nin uluslararası koruma altında bulunduğunu belirterek, "UNESCO'nun uzman heyetinin buraya gelerek inceleme yapması gerekiyor. Ne yerel yönetimler tek başına ne de merkezi hükümet tek başına Sur'a dair bir adım atamaz." dedi.

"Bir çok tarihi esere zarar verilmiş"

Fırat Anlı, Sur'daki operasyonun tamamlanmasından sonra, ilçedeki tablonun henüz ne olduğunu bilmediklerini söyledi. Anlı şöyle konuştu:

"100 günü aşan sokağa çıkma yasağı ve ciddi bir çatışma yaşandı. Onunun için Sur'daki tablonun görülmesi lazım. Bir an önce Sur'un kentte yaşayan insanlara, yerel yönetimlere, kentin seçilmişlerine, kentteki bu konuda çalışma yapan akademisyenlere, meslek örgütlerine açılması lazım ve o tablonun objektif bir şekilde görülmesi lazım. Bu konuda çok ciddi kaygılarımız var. Oradan gelen bilgilere göre, sokakların bir çoğu tamamen yıkılmış, yol açılması için bir çok bina tahrip edilmiş, bir çok tarihi esere zarar verilmiş. Orası sadece yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin değil, aynı zamanda uluslararası bir korumanın altındır. Birleşmiş Milletler gibi dünyanın en büyük örgütünün bir kolu olan UNESCO'nun koruması altındır. Daha üzerinden bir yıl geçmedi. Yani UNESCO Kültürel Miras Listesi'ne alınmasına daha bir yıl geçmeden, biz bu tablodan bahsediyoruz. UNESCO'nun uzman heyetinin buraya gelerek inceleme yapması gerekiyor. Oradaki tablonun bilimsel, akademik, tarafsız bir şekilde ortaya koyması lazım. Biz bunu defalarca açıkladık. Ne yerel yönetimler tek başına, ne de merkezi hükümet tek başına Sur'a dair bir adım atamaz. Bu konuda UNESCO'nun kriterleri var. asıl muhatap alan yönetimidir. Alan yönetimi mutlak suretle bu çalışmanın merkezinde olması gerekiyor. Belediye olarak biz de ilçe belediyelerimizle, kentteki sivil toplum örgütleriyle alan yönetimi çatısı altında çalışmaların sürdürülmesinin en doğrusu olduğuna inanıyoruz."

"Sur'un dünyada denk olduğu tek şehir Kudüs'tür"

Sur'da 600'ün üzerinde bir kısmı sivil mimari, bir kısmı da han, hamam, kilise, cami gibi tescil altına alınmış yapılar olduğunu vurgulayan Anlı şunları söyledi:

"Bu yapılara hiç kimse dokunamaz. Bu yapıların bire bir aslına uygun restore edilmesi, orijinal bir şekilde tekrar ayağa kaldırılması lazım. Sur Toledo olabilir, ama Toledo Sur olamaz. Biz hiç bir şehri Sur'la kıyaslamıyoruz. Bu şehri birazcık bilen, bu şehrin geçmişini, tarihini, arka planını birazcık bilenler, dünyanın hiç bir şehriyle kıyaslayamaz. 7 binlik geçmişi olan bir şehirden bahsediyoruz. Bütün dinler açısından kutsal olan, kutsal kitaplarda geçen ve üzerinde bugün bile kazı yapıldığı zaman, insanlık tarihinin yeniden yazabilecek bir şehirden bahsediyoruz. Sur demek, Diyarbakır'ın kalbi, ruhu demektir. Diyarbakır'ın özü demektir. Kıyaslanabilecekse belki Kudüs'le kıyaslanabilir. Yani Sur'un dünyada denk olduğu bir şehir varsa o da Kudüs'tür"

 

(Mahmut Oral)

HABERE YORUM KAT