1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Surp Gragos'a yoğun ilgi
Surp Gragos'a yoğun ilgi

Surp Gragos'a yoğun ilgi

Tarihi 14. yüzyıla kadar götürülen ve döneminde Ortadoğu'nun en büyük ibadet merkezi olan Surp Gragos Ermeni Kilisesi, yurttaşlar tarafından büyük ilgi görüyor. Ramazan ayına rağmen farklı inançtan yurttaşlar, kiliseyi ziyaret edip, tarihle kucaklaşıyor.

A+A-

Diyarbakır 'ın tarihi Sur ilçesinin Özdemir Mahallesi'nde bulunan Surp Gragos Ermeni Kilisesi'nin geçmişi 14. yüzyıla kadar götürülmekle birlikte yazılı kaynaklara göre, 1517 yılında yapıldı. Ermeni Sarkis, Babuş ve Papaz Aram tarafından yapılan kilisenin adına, ilk kez 1610-1615 tarihleri arasında Polonyalı Simeon'un Seyahatnamesi'nde rastlanılıyor.

3 bin kişilik kapasite

Ermeni mimari tarihinin önemli eserlerinden birisi olan kilise, aynı zamanda Başpiskoposluk merkezi olarak Ortadoğu'daki en büyük Ermeni kilisesi. Kilise, yapılışından sonra zaman içerisinde uğradığı tahribatlar nedeniyle Ermeni Patriği Bedros Vartabet tarafından restore edildikten sonra, 1729 yılında Ermeni mimarlar Şahin, Saruhan ve Yarem tarafından daha da büyütülerek tekrar inşa edildi. Fakat, yeniden inşa edilmesine rağmen, 1827 ve 1880 yıllarında gerçekleşen iki büyük yangına maruz kalmaktan kurtulamadı. 1880 yılında gerçekleşen ikinci büyük yangından sonra kiliseye ek binalar da inşa edildi. Yapılan eklemelerden sonra, 2′si kilisenin giriş katında bulunan kadınlar mahfilinde, 5′i giriş katında olmak üzere dünyadaki 7 horanlı Ermeni Kilisesi haline getirilerek, 3 bin kişinin ibadet yapabileceği bir kapasiteye ulaştı. Kilise'nin sol tarafındaki avludan açılan girişinde ana kiliseye bağlanmasıyla ayinler için geniş alan oranı arttırıldı. Hala sağlam duran Surp Hagop Şapeli de bu eklemeler döneminde inşa edildi.

Top atışlarının hedefi oldu

İnşa edilişinden 20′nci yüzyılın başına kadar gelen tarih aralığında sadece ibadet mekânı olarak kullanılan kilise, 1915 yılında Ermeniler için çıkarılan “Tehcir Kanunu” ile boşaltıldıktan sonra Almanlara verilerek, 1. Dünya Savaşı süresince karargâh olarak kullanıldı. Savaştan sonra da bir müddet Sümerbank'ın pamuk deposu olarak kullanılmaktan kurtulamadı kilise. Kilisenin çan kulesinin kaderi ise, daha üzücü oldu. Tavit Hızarcıyan adlı bir mimar tarafından yapılan ve Ermeni mimarisinin bütün özelliklerini yansıtan 29 metre yüksekliğindeki “soğan başlı” bu görkemli çan kulesi, şehirdeki bütün minarelerden daha yüksek olduğu için, 1916′da top atışlarının hedefi olarak yıkıldı.

Cemaatsiz kaldı

Uzun yıllardan sonra 1960 yılında ibadete açılan 3 bin metrekarelik bir alana sahip olan kilise, 1970′li yıllardan itibaren Diyarbakır'da yaşayan Ermenilerin sayısının azalmasıyla birlikte, cemaatsiz, ibadetsiz ve bakımsız kaldı. Sütunları, kemerleri ve apsislerinden beşi ayakta kalabilen bu tarihi yapının Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından üstlenilen restorasyonunu 22 Ekim 2011 tarihinde bitirilip ibadete yeniden açıldı. Kilisedeki ilk ayin ise, açılıştan hemen sonraki gün 31 yıl aradan sonra dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce Ermeni'nin katılımıyla gerçekleştirildi.

Kiliseye ziyaretçi akını

Tarihe meydan okuyarak varlığını bu güne kadar sürdürmeyi başaran kilise, gün geçtikçe yurttaşların ilgisini çekmeye devam ediyor. Ermeni yurttaşların yanı sıra farklı inançlara sahip yurttaşların da ziyaret ettiği kilisede, yoğunluk her geçen gün artıyor. Müslümanlar için en kutsal ay olan Ramazan ayında dahi kiliseye yapılan ziyaretlerin kesilmemesi dikkat çekiyor. Kiliseyi gezip, gören yurttaşlar tarihle kucaklaşıyor.

HABERE YORUM KAT