1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Suriçi yoksa Diyarbakır öksüzdür'
'Suriçi yoksa Diyarbakır öksüzdür'

'Suriçi yoksa Diyarbakır öksüzdür'

Eminönü olmadan İstanbul, Ulus olmadan Ankara neyse, Sur’u olmayan Diyarbakır da odur...

A+A-

Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayınlanan Nevzat Bingöl imzalı haberde, tarihin yaşandığı sokakları, çarşıları ve hanlarıyla 12 bin yıl öncesine uzanan kadim medeniyetlerin merkezi Diyarbakır’ın kalbinde 60 gündür kurşun ve bomba sesleri yankılanıyor

SUR’DA 60 GÜNDÜR SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UYGULANIYOR

Kadim şehrin kalbi Sur’un 11 mahallesinde 11 Aralık’tan beri sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Bakırcıların tokmak sesleri, pazarlık yapanların hararetli konuşmalarının yerini şimdi çatışma sesleri aldı.

SUR bölgesi son yıllarda bir yandan tarihi geçmişi ve dokusuyla, sürekli artan yerli ve yabancı misafirleri ağırlarken, öte yandan “Diyarbakır ekonomisinin can damarı” olma özelliğini koruyordu. Şöyle örnekleyelim. İstanbul için Eminönü, Ankara için Ulus neyse Diyarbakır için Suriçi odur. İstanbul’da nasıl Eminönü yoksa İstanbul yetimse, Ulus’suz bir Ankara düşünülemezse, Suriçi yoksa Diyarbakır öksüzdür, Diyarbakır dilsizdir, Diyarbakır eksiktir. 

sokagacikma.jpg

Camiler ibadete kapalı 

Gelenler bilir, hani Diyarbakır’da bir Ulu Cami vardı ya dört mezhebin aynı anda namaz kılabildiği dördüncü Haremi Şerif; o camide şimdi namaz kılınamıyor, yasak bölgede olduğu için gidilemiyor. Hani bir Fatihpaşa Camii vardı kubbesini kaplayan Kurşun nedeniyle halkın Kurşunlu Cami dedikleri; o cami de şimdi büyük oranda tahrip edilmiş ve ibadete kapatılmış. 

Çatışmalar ve yasaklar 

Hani bin beşyüzlü yıllarda yapılmış, Diyarbakır’a gelenlerin ilk soluklandığı, ilk Menengiç kahvesini içtikleri, ünlü Diyarbakır kahvaltıcılarının bulunduğu Hasanpaşa Hanı vardı ya? Orası şimdi kapalı, çatışmalar nedeniyle gidilemiyor. Hani “Kaçakçılar Çarşısı” olarak bilinirdi çok eskiden günümüze aranan her şeyin bulunduğu Japon pasajı vardı Melikahmet Caddesi’nde. O pasaj, sokağa çıkma yasağının olduğu, çatışmaların yaşandığı bölgede kaldığı için oraya gitmek de yasak şimdi. Tarihi kiliseler vardı, Meryemana, Keldani, Ermeni, Süryani. Pazar günleri Hristiyanlar ibadete, Müslümanlar da ziyarete giderlerdi. Oralar çatışmanın tam ortasında kaldı papazı bile beyaz bayrakla terk edebildi kiliseyi. Kürsücüler ve sobacılar çarşılarından geçip bir kaçak çay içmeye giderken, yolunda ustaların tokmak ve çekiç seslerinin ahenkle vurduğu, adeta bir müzik ziyafeti gibi gelen Sülüklü Han vardı. O hanın ne durumda olduğunu bilen yok. Meyan şerbeti satıcılarının bakır tasları vurarak çıkarttığı seslerin yankılandığı, meyanın tadına bakıp tarihi görmeye, tarihle yüzleşmeye başladığımız Gazi Caddesi vardı. Hani geniş ve Arnavut kaldırımları olan o Gazi Caddesi, insan yürürken nefes alabildiği cadde. O da yasaklı bölge oldu, atılan roketlerin, sıkılan mermilerin şaşırıp geldiği cadde oldu adı. Kervansaray Otel’in önünden geçip Hevsel Bahçeleri’ni izlerken çayımızı yudumladığımız, geniş terası olan Surların Keçiburcu vardı ya? Şimdi oraya da gidemiyoruz, hatta az ilerisindeki Mardinkapı Mezarlığı’na kabir ziyaretine de gidemiyoruz. Çatışmalar ve yasak nedeniyle bu cadde de sivillere kapalı. 

Verecek cevabımız var mı? 

Hatırlar mısın? Kürtlerin yüzyıllardır sözlü edebiyatının en güzel örneklerini sunan Dengbejler Evi vardı, hani dar sokak aralarından geçip vardığımız, sıcak bir çay ikramıyla yaşlı Dengbejlerin söylediği sıtranlarla efkarlandığımız, gözyaşı döktüğümüz, halay çektiğimiz o yer. Şimdi orası da çatışma alanı. Bir anlık Eminönü’nün yasaklı bölge olduğunu düşünün. Aylarca işyerlerinin açılamadığı, evi olan insanların bir saat içerisinde yanlarına hiçbir şey alamadan evlerini terk etmek zorunda kaldığını düşünün. Mısır Çarşısı ve Tahtakale’ye, gidemediğimizi, sahilde balık ekmek yiyemediğimizi, feribotların yanaşamadığı bir Eminönü düşünün. İnsanlar çaresiz, insanlar aç ve açıktayken rahat uyuyabilir misiniz? Geceleri eksi 10 dereceyi bulan soğuk havada sığınacak bir yeri olmayan, Küçük bir çanta dışında hiçbir şey almaya fırsat bulamayan bu insanları duydukça, gördükçe neler hissedersiniz? Sizin çatışmalar nedeniyle psikolojisi bozulan çocuklarınız oldu mu? Çocuğunuz bir dönem eğitimden uzak kalmasına nasıl tepki verirdiniz? Sütsüz, mamasız kalan çocuğunuzun ağlamalarını nasıl bastırırdınız? Bir anda parasız ve işsiz kalan ve evine ekmek alamayan ve çaresiz gözlerle etrafa bakan babanın durumuna düştünüz mü? Siz Suriyeli göçmenlere yardım ederken, Suriyelilerin verdiği battaniyeyle geceyi geçirmeye mecbur kalan birine şahit oldunuz mu? Ya aynı şeyleri Ankara Ulus için düşünebilir misiniz? Peki İzmir Basmane için? Yaşananlardan hiçbir sorumluluğu olmayan bu insanlar kardeşlik hukukunu talep ettiğinde verecek cevabımız var mı?

Yapım tarihi hâlâ bilinmiyor

33 uygarlığa evsahipliği yapmış, dünyada tarımın ilk yapıldığı ve hayvanın ilk evcilleştirildiği Hilar Diyarbakır’dadır. Yine mağaradan çıkıp ilk yerleşik hayata geçişin olduğu Çayönü Diyarbakır Ergani’dedir. Dünyada kalorifer sisteminin Akkoyunlular döneminde ilk kullanıldığı yer Diyarbakır İç Kale’dir. Yine ilk robotu Ebu İz (El Ceziri) tarafından İç Kale’de sultanın hizmetinde kullanmıştır. Diyarbakır Bismil Kortiktepe’de yapılan tarihi kazılarda 12 bin yıl öncesine ait mutfak eşyası, insanlara ait kemikler, süs eşyası olarak kullanılan kemik ve taşlardan oluşmuş takılar bulundu. Yapım tarihi hâlâ bilenemeyen Diyarbakır Surları, UNESCO dünya tarih mirası listesinde yer alıyor. Hazırlanan bir master planla, Sur bölgesinin sonradan yapılan binalardan temizlenip açık hava müzesi olarak hizmete alınması çalışmaları devam ediyor. 

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT