1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sürgün sanatçılara 'Diyarbakır' umudu
Sürgün sanatçılara 'Diyarbakır' umudu

Sürgün sanatçılara 'Diyarbakır' umudu

Türkü söylediği için sürgünde yaşamak zorunda bırakılan Ali Haydar Bender, "Diyarbakır'daki buluşma beni umutlandırdı" dedi. 34 yıldır Türkiye hasreti çeken Ozan Serdar da gelişmelerden memnun: Dönüşümüz için gereken Anayasal düzenlemenin çıkarılmasını diliyorum.

A+A-
Şivan Perwer'in 38 yıl sonra Türkiye'ye gelmesi ve ardından Başbakan Erdoğan'ın "Biri türkü söyledi diye bu ülke bölünmez" sözleri sürgündeki sanatçılara umut verdi.
Bir şarkı ya da bir şiir yüzünden vatandaşlıktan çıkarılan ve gurbette yaşamak zorunda bırakılan Ali Haydar Bender, nam-ı diğer Ozan Emekçi, Nizamettin Ariç ve Ozan Serdar'a ulaştı. Ünlü müzisyenlerin kamuoyuna vermek istediği ortak mesaj ise şu: Diyabakır bizi umutlandırdı. Vatanımızı özledik. Artık dönmek istiyoruz.
 
DUYUNCA ŞOK OLDUK
Kürtçe ve Zazaca şarkılar seslendiriyordum. 1980'de pek çok sanatçı gibi yurtdışına çıktım. Yeri dönüşler için Anayasal bir düzenleme gerekiyor. Genel affın gündeme gelmesini diliyorum. 34 yıldır Türkiye'ye hasretim. Şivan'ın Türkiye'ye gideceğini öğrendiğimde şok oldum. Akan kanın durmasını herkes gibi ben de canı gönülden istiyor ve diliyorum. Şivan'la Almanya'ya döndüğünde oturup konuşmak isterim.   
 
KÜRTÇE ŞARKI SÖYLEDİM 15 YILLA YARGILANDIM
1979'da Ağrı'nın Kurtuluş Günü'nde düzenlenen gecede iki saat Türkçe türkü okudum. Davetlilerin ısrarı üzerine, bugün Türkiye'de birçok ismin özgürce okuduğu 'Ehmedê Roni' adlı Kürtçe türküyü okuduğum için tutuklandım. 142. Maddeden  5 ila 15 yıl ağır hapis istemiyle yargılandım. Darbeden sonra da ülkemi terk etmek zorunda kaldım. O gün bugündür sürgündeyim. Türkiye'den ayrıldıktan sonra annemi, babamı kaybettim. Onlar, diğer dünyaya göçerken vedalaşamadım bile. Mezarlarını ziyaret etmeyi çok arzuluyorum.
 
BARIŞ SÜRECİNİ DESTEKLİYORUZ
Diyarbakır'da yaşanan     gelişmeler beni umutlandırmadı dersem yalan olur.  Barış sürecini hepimiz destekliyoruz. Üç defa Türkiye'ye özel izinle girmeme izin verildi. Neden bu kalıcı hale getirilmiyor. Suçlu olduysam niçin Türkiye'ye girdim, çıktım. Yarın istesem Türkiye gelemem. Ben o imkânı elde etmek istiyorum, tıpkı Şivan Perwer gibi."
 
25 YAŞINDA KAÇTIM
Türkü söylediğim için ağır bir yaptırıma uğradım. Türkiye'den ayrıldığımda 25 yaşındaydım. Şimdi 58 yaşındayım. Ben çocukluğumu, gençliğimi doğduğum topraklarda görmek istiyorum. Arkadaşlarımı görmek istiyorum. 2012'de ağabeyimi kaybettim; cenazesine gidemedim. Annemi 20 yıl önce kaybettim; cenazesine gidemedim. Bunun ne demek olduğunu anlatmak öyle zor ki. 
 
Kürt müziğinin en önemli isimlerinden olan ve yaşamını Almanya'da  sürdüren Ariç 33 yıldır Türkiye'ye dönemediğini belirtti. Ariç "Türkiye'ye dönmeyi arzuluyorum. Çünkü ben buraya keyfimden, isteyerek ve severek gelmedim.
"Kürtçe bir türkü okuduğum için hayatımın, akışı değişti" diye konuştu.
 
KÜRTÇE TÜRKÜ İÇİN TUTUKLANDIM
 
Ariç, gurbete çıkma hikayesini şöyle anlattı:
 
"15 Nisan tarihi Ağrı'nın işgalden kurtuluşu olarak kutlanır. 1979'da Ağrı'nın kurtuluş günü dolayısıyla düzenlenen geceye çok sayıda bürokrat ile dönemin Gençlik ve Spor bakanı Yüksel Çakmur da katılmıştı. 2 saat Türkçe türkü okudum. Davetlilerin ısrarı üzerine Kürtçe bir türkü okudum. Bugün Türkiye'de birçok ismin özgürce okuduğu 'Ehmedê Roni' isimli Kürtçe türküyü okuduğum için tutuklandım. Halkın baskısı üzerine serbest bırakıldım ama 142. maddeden 5 ila 15 yıl ağır hapis istemiyle yargılandım."
 
TRT SANATÇISIYDIM İŞİME SON VERDİLER
 
O geceden sonra kendisi için zor günlerin başladığını, nefes alamaz hale geldiğini belirten Ariç, "O zaman TRT sanatçısıydım, işime son verdiler. İstanbul'daki meşhur gazinolarda sahneye çıkıyordum. Buralardan da iş yapamaz duruma düşürüldüm. Her geçen gün yaşam alanımı daralttılar. Arkasından 12 Eylül 1980 askeri darbesi gelince sanat yapamaz, nefes alamaz, çemberi daralmış bir duruma düştüm ve böylece ülkemi terk etmek zorunda bırakıldım. O gün bugündür sürgünde yaşıyorum" diye konuştu. 
 
 ACILARIN EN BÜYÜĞÜNÜ YAŞADIM
 
Sürgünde geçen yılların acılarla dolu olduğunu anlatan Ariç, şöyle konuştu:
 
"Acının en büyüğünü geride bırakmak zorunda kaldığım annem, babam, ablam, abilerim ve akrabalarım çekti. Ben hem ülkemden uzaklığın, hemde geride bıraktıklarıma dokunamama, onlarla kucaklaşamama, iyi ve kötü günlerimi, onlarla paylaşamamanın acısını ve yalnızlığı yaşadım, halen yaşıyorum. Annemle olan telefon konuşmalarımızdan yola çıkarak yazdığım 'Dayê (Rojek tê) adlı eserim, bu acılarımızın birazcık da olsa küçük bir ifadesidir. Hasret ise bir başka hikaye."
 
ANNE-BABAMLA SON KEZ VEDALAŞAMADIM
 
Ariç, yasaklı yıllarda ölen annesinin ve babasının mezarını ziyaret edemediğini dile getirerek, "Ben Türkiye'den ayrıldıktan sonra annemi, babamı, teyzemi ve birçok yakın akrabamı kaybettim. Onlar, diğer dünyaya göçerken vedalaşamadım bile. Bu, benim için çok ağırdı. Umarım hiç kimse bu tür şeyleri yaşamaz. 33 yıl ülkeme hiç gelemedim. Gelme girişimlerinde de bulunmadım. Çok şeye hasret kaldım. Anne ve babamın mezarlarını tabi ki ziyaret etmeyi çok arzuluyorum" şeklinde konuştu.  
 
ANA DİLDE ĞİTİM
 
Türkiye'ye dönüş için ana dilde eğitim şartını öne süren Ariç, "Benim gibi insanların geri dönüp özgürce sanatını icra edebilmesinin asgari şartı anadilde eğitim olmalıdır" ifadesini kullandı. 
 
ŞİVAN ÇOK DEĞERLİDİR
 
Ariç, Şıvan Perwer'ın Diyarbakır'a gelmesiyle ilişkin ise, "Şıvan Perwer değerli bir sanatçımız. Şüphesiz onun müziğimize önemli hizmetleri oldu. Perwer'ın ülkemize, insanlarımıza kavuşmuş olması beni son derece mutlu etti. Amed'deki buluşmayı selamladım" dedi. 
 
NİZAMETTİN ARİÇ KİMDİR
 
1956 Ağrı doğumlu olan Nizamettin Ariç, sinema ve müzik alanındaki eserleriyle biliniyor. Ariç, unutulmaya yüz tutmuş eserleri, hatırlatmak amacıyla Kürt şairi Faqiye Teyra'nın adıyla albümler çıkardı. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede konserler verdi. 
Bu haber toplam 9030 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT