1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sur’dan göç: Evimin anahtarını boynumda taşıyorum
Sur’dan göç: Evimin anahtarını boynumda taşıyorum

Sur’dan göç: Evimin anahtarını boynumda taşıyorum

Diyarbakır merkez Yenişehir İlçesi’ne bağlı Şehitlik semtinde iki odalı bir giriş katı. Evde beş aile, 13 çocuk toplam 21 kişi yaşıyor.

A+A-

 Bir odayı çocuklar, diğer odayı erkekler paylaşıyor. Kadınların yattığı yerse, girişteki küçük hol. Sur’un zorunlu göç zedeleri çatışmaların bitmesini, evlerine dönmeyi istiyor.

Aile fertlerinin çoğu işsiz olan, zorluk içinde yaşayan aileler, yardım bekliyor. Beş çocuk annesi, 29 yaşında Zahide Dağ. Dağ ailesi, Sur’da üç ayı bulan çatışmalar ve yasaklar başlayınca iki ay önce 22 yıldır yaşadığı mahallesinden göç etmek zorunda kaldı.
 
22 yıl sonra yeniden göç
 
Bu göç, Zahide Dağ’ı, 7 yaşındayken yaşadığı ve hala travmasını atlatamadığını söylediği yıllara götürdü. Anlattıklarına göre, Mardin Ömerli İlçesi’ne bağlı Karagöz Köyü’nde yaşıyorlardı. Yıl 1994, yaz aylarıydı. Köye gelen askerler, korucu olmalarını dayattı. Aileler kabul etmeyince evleri yakıldı, köyü boşaltmaları istendi. O zaman 7 yaşında olan Zahide Dağ “Evimizin, köy camisinin yandığını hatırlatıyorum” diyor.
 
15 kişilik Dağ ailesi o yıl Diyarbakır’a geldi.
 
Tarihi Sur’un içindeki Alipaşa Mahallesi’nde bir ev kiralayarak yeni bir yaşama başladılar.
Zahide Dağ büyüdü, evlendi. Bir oğlu, dört kızı oldu. Çocuklar okula başladı. Eşi Balıkçılarbaşı’nda bir dükkânda çalışıyordu. 250 TL’ye kiraladıkları bir evde yaşıyorlardı. Durumları pekiyi değildi ama huzurluydular.
 
Hayatları zorunlu göçle geçti
 
Yıl 2016. Zahide Dağ yeniden bir zorunlu göç için yollara düştü. Zahide Dağ “Sabah uyandık hendekler kazılmıştı. Operasyon ve çatışmalar başladı. Her gün silah ve bomba sesleri vardı. Çocukların psikolojisi bozuldu. Evimizin üstü yıkıldı” diyor.
 
Dağ ailesi, çocuklarını ve yanına alabildikleri bir kaç parça eşyayı alıp, merkez Yenişehir Belediyesi Şehitlik semtindeki yakınları Cihan Taka’nın evine taşındı. Evin sahibi dört çocuk annesi Cihan Taka’nın ailesi de 1990’ların zorunlu göç zedeleri. Geçmişleri aynı olan aileyi aynı evde buluşturan yeniden başlayan çatışmalardı.
 
Taka ailesi Mardin Nusaybin’e bağlı Heybeli köyleri 90’larda boşaltılınca önce Mersin’e ardından Sur’a bağlı Abdaldede Mahallesi’ne taşınmıştı. Dört çocuk annesi Cihan Taka evlenince Şehitlik semtine yerleşti. Ailesi mahallede yaşamayı sürdürdü.

Bu mahallede de çatışmalar başlayınca 57 yaşındaki annesi Sıtkıya, gelini iki torunu ve kızıyla aynı eve geldi. Cihan Taka, aynı zamanda Sur’da ayrı yaşayan kumasına da evinin kapısını açtı. Böylece beş aile aynı evde kalmaya başladı. İki odalı evde 21 kişi, artan kiralar

Eve girdiğimde ilk gözüme çarpan, holde üst üste yığılı olan yataklar ve eşyalardı.

Evin iki küçük odası var, bir binanın giriş katı. Bir odayı 13 çocuk paylaşıyor, diğer odada erkekler kadınlarsa girişteki holde yatıyorlar.
 
Yemekleri ortak yapıyorlar. Küçük tüpün üzerinde yemek pişiriyorlar. Cihan Taka, günde üç leğen hamur yoğurup fırına götürdüklerini, çamaşır makinelerinin hiç durmadığını anlatıyor.
Kiraları 350 liraymış. Ama ev sahibi bu ay 50 TL artırmış. Aileler, ev sahibini fırsatçılıkla suçluyor. Zahide Dağ, ayrı bir eve geçmek için ev aradıklarını ama 500 TL’den az kiralık ev bulamadıklarını söylüyor.
 
‘Polis gitsin evimiz dönelim’
 
Mahallelerine dönmek isteyip istemediklerini sorduğumda hep birlikte, “Dönmek istiyoruz ama bu durumda nasıl dönebiliriz ki? Silah seslerinden, bombalardan çocuklarımızın psikolojisi bozuldu. Oradan polisler çıkmadan, çatışmalar bitmeden, huzur gelmeden dönmeyiz” diyorlar. Sıtkıya Taka, “Polisler oradan çıksın, evimize dönelim. Bizim için en önemlisi barış. Çocuklarımız ölmesin artık” diyor ve asker ile polis annelerine çağrıda bulunuyor:
 
“Benim için asker de polis de gerilla da bir. Onların hepsi bizim çocuklarımız. Hiçbirinin ölmesini istemiyoruz. Polisin askerin de anneleri var. Onlar da Kürt gençlerimiz için bunu söylemeliler. Hepimiz anayız.”
 
Zahide Dağ, yaşadıkları sorunların kaynağı olarak 1990’lı yıllarda köylerinin boşaltmasını görüyor. Dağ, “Eğer köyümüz yakılıp boşaltılmasaydı, orada yaşıyor olacaktık. Daha huzurlu ve mutlu olurduk. Barış, sadece barış istiyoruz” diyor.
 
Anahtarı boynunda
 
Şahide Dağ 45 yaşında. Dört kızı bir oğlu var. Evde oturan Cihan Taka’nın kuması.

Sur’daki evinin anahtarını boynunda taşıyor. Nedenini sorduğumda “Anahtarlara baktıkça kendimi iyi hissediyorum. 20 yıldır orada yaşıyordum. Bu anahtarlar anılarımı hatırlatıyor” ifadelerini kullanıyor. Eşleri evde olmadığı için görüşemiyoruz. Göç ettiklerinden beri kendilerine hiçbir kurumun yardım etmediğini söyleyen kadınlar, yardım bekliyor.


Zahide Dağ “Yenişehir Belediyesi’ne başvurduk, bekliyoruz” diyor. Yenişehir ilçesinde Sur mağduru sadece Dağ ve Tekin ailesi değil. İlçede, Yenişehir Belediyesi’ne başvuran, Sur’dan çıkmak zorunda kalan 680 aile var. Bu aileler ilçedeki yakınlarının yanına taşınmışlar, Taka ve Dağ aileleri gibi zor koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

 

(BBC)

HABERE YORUM KAT