1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sur’da tarih yanıyor!
Sur’da tarih yanıyor!

Sur’da tarih yanıyor!

Sur İlçesi’nde devam eden sokağa çıkma yasağı 7’nci gününde devam ederken, tarihi mekanlarda yangın çıktı.

A+A-

 Sur İlçesi’nde sokağa çıkma yasağı 7’nci gününde devam ederken, tarihi mekanlarda yangın çıktı.

 

Kurşunlu Camii, Dört Ayaklı Minare, Paşa Hamamı, Hasırlı Halk Meclisi, Yoğurtlu Pazarı, Özgür Gazeteciler Cemiyeti, Sırp Gragos Ermeni Kilisesi ve birçok yapı zarar gördü.

 

UNESCO Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Alan Yönetimi Başkanı ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Mirası ve Turizm Daire Başkanı Nevin Soylukaya, tarihi mekanlarda çıkan yangını söndürmek için giden itfaiye ekiplerine izin verilmediğini belirterek, “Sur'da tarihi bir cinayet işleniyor” dedi. HDP ve DBP de yasakları protesto etme çağrısı yaptı.
Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde ilan edilen sokağa çıkma yasağı 7’nci gününe girdi.

 

Yasaklı mahallelere yönelik operasyonlar devam ederken, çatışmalar da sürüyor. Tarihi ilçede bulunan tarihi mekanlar da olaylardan nasibini alırken, birçok tarihi mekanda yangın çıkarak tahrip oldu. Her yasak sırasında kurşunların hedefi olan Tarihi Kurşunlu Camii'nde bu kez yangın çıktı. Kurşunlu Camii'nde çıkan yangını söndürmek üzere Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı itfaiye ekipleri gitti. Dağkapı Meydanı'nda bekletilen itfaiye ekiplerinin girişine polislerin engel olduğu bir süre ilçeye girmek isteyen ekiplerin bu nedenle geri dönmek zorunda kaldığı öğrenildi.
 
Tarihi mekanlar yok oluyor


Birçok tarihi yapı da kullanılamaz hale gelirken, Sur'daki ablukadan kaynaklı itfaiyenin girişine dahi izin verilmiyor. Sur'da ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla beraber Kurşunlu Camii, Dört Ayaklı Minare, Paşa Hamamı, Hasırlı Halk Meclisi, Yoğurtlu Pazarı, Özgür Gazeteciler Cemiyeti, Sırp Gragos Ermeni Kilisesi ve birçok yapı zarar gördü.
 
ÖGC’nin ateşe verildiği iddiası


Sur ilçesinde bulunan Özgür Gazeteciler Cemiyeti'ne (ÖGC) ait binanın da ateşe verildiği iddia edildi.

 

Dabanoğlu Mahallesi Cami Kebir Sokağı 7 Nolu adreste bulunan tarihi Diyarbakır evlerinden olan cemiyet binasının ateşe verilmesi üzerine mahalle sakinlerinin yangını söndürmeye gittiğini, ancak yangının söndürülemediği belirtildi. Cemiyet binasında yangının sürdüğü kaydedildi. Binanın bulunduğu mahallede sokağa çıkma yasağı olması nedeniyle itfaiye ekibinin mahalleye gidemediği bildirildi.

 

Öte yandan yangını söndürmeye giden yurttaşların da engellenerek, gözaltına alındığı ileri sürüldü. Olayın duyulması üzerine ÖGC Eşbaşkanı Hakkı Boltan, İl Emniyet Müdürlüğü'nü aradı. Emniyet Müdürlüğü tarafından cemiyet binasının yakın olduğu Sur Çarşı Karakolu'na yönlendirilen Boltan'ın aradığı karakoldan ismini vermek istemeyen bir polis yangınla ilgili "bir bilgilerinin olmadığını" iddia etti.
 
Cemiyet yöneticilerine izin verilmedi


Cemiyet yönetici ve avukatlarının geçişine izin verilmemesi üzerine burada bir açıklamada bulunan ÖGC Eşbaşkanı Hakkı Boltan, "Cemiyet binasında özgür basına dair yılların birikimi var. Ve şu anda orada bulunan arşivlerimizin akıbetini bilmiyoruz. Basına yönelik yoğun baskınların olduğu böylesi bir dönemde, bu saldırılar kabul edilemez" diye konuştu.

 

Boltan, ayrıca olaya ilişkin dün gece saat 23.00 sıralarında emniyet yetkililerini aradıklarını ve yetkilerin kendilerine "Buraya gelin" dediğini ancak emniyet yetkililerinin bu çağrısını güvenilir bulmadıklarını için de gitmediklerini söyledi. Boltan, gece kendilerini çağıran polisin gündüz izin vermemesinin manidar olduğunun altını çizdi.
 
ÖGC Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Ertaş ise, "Sur ilçesinde bir katliam var. Bu katliam karşısında basın bilgi alma hakkı olmasına rağmen bu hak engelleniyor. Bilgi alamazsak bu iddia gerçek olabilir" diye belirtti.

 

'Suriçi'nde 7 bin yıldır aralıksız yaşam sürüyor' UNESCO Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Alan Yönetimi Başkanı ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Mirası ve Turizm Daire Başkanı Nevin Soylukaya, Suriçi'nde yapılan araştırmalarla birlikte 7 bin yıldır aynı noktada yaşamın gelişip büyüdüğünü belirtti.
 
Soylukaya, “Bu yüzden UNESCO miras kültürü seçildi. Buradan bakarak konuşmak gerekir. Neyi kaybettiğimizi geriyi, tarihsel gelişmemizi düşünerek yorulmamamız gerekir. Suriçi 1988 yılında kentsel sit oldu. Sonrasında anıtsal yapı ölçeğinde tek yapı ölçeğinde tescillendi.

 

Suriçi'nde 124 adet anıtsal yapı var. 410 adet de sivil mimari tescilli yapı var. Toplamda 534 adet Suriçi'nde tek yapı ölçeğinde tescilli alan var" dedi. 'Bir çıkmaz içindeyiz' Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin 15 Temmuz 2015'ten beri Dünya Mirası olduğunu dile getiren Soylukaya, buraların sadece kendilerinin değil tüm dünyaya ve insanlığa ait olduğunu söyledi.

 

Soylukaya, "Sur'da ne yazık ki bir buçuk aydır aralıksız olarak sokağa çıkma yasakları ilanları ve hemen ardından abluka altına alınıyor. Sonrasında tarihi mekanlarda yoğun çatışmalar yaşanıyor ve bir bir tarihi yapıları kaybediyoruz. Bir şey çok net kaybeden biz oluyoruz, insanlık oluyor. Çünkü burada hem insan kaybını yaşıyoruz. Ama aynı zaman tarihi geçmişimizi ve geleceğimizi kaybediyoruz. Alana da yapıya da itinayla yaklaşmamız gerekiyor. İnanılmaz bir şekilde üzüntü içindeyiz. Ve bir çıkmazdayız" diye konuştu.

 

'Minareyle birlikte Elçi de katledildi' "Bu 5'inci ablukanın 6'ncı günündeyiz. En yoğun çatışma ve en yoğun tahribatı da bu süreçte yaşamaya başladık" diyen Soylukaya, daha önceki ablukalarda iki sivil yapı evin yakıldığını, kiliselerde ufak tefek tahribatların olduğunu belirtti. Kurşunlu Camii'nin kurşunlandığını tahribatın 3'üncü ablukada da devem ettiğini dile getiren Soylukaya, 5 ablukada ise yandığı haberini aldıklarını söyledi.

 

4'üncü ablukada ise Dört Ayaklı Minare'nin tahrip edildiğine işaret eden Soylukaya, "Balıkçılarbaşı'ndan ağır silahlarla Dört Ayaklı Minare'nin direk öndeki ayakları yoğun kurşunlama vardı. Sanki yapının minarenin statik yapısını bozup aşağıya boca etmek, yıkmaya dönük bir girişimdi. Tahir Elçi'nin buna dikkat çekmek için yaptığı basın açıklamasında yüreğimizi dağlayan bir diğer şey de Tahir Elçi'nin katledilmesiydi.

 

Minareyle birlikte Tahir Elçi de katledildi" dedi. 'İtfaiyenin müdahale etmesine izin verilmiyor' Son ablukada ise dünden beri anıtsal yapıların yakıldığını duyduklarını ve hiçbir şekilde müdahale edemediklerini ifade eden Soylukaya, müdahale etmek isteyen itfaiyeye izin verilmediğini söyledi.

 

Soylukaya, "Dün Paşa Hamamı yandı. Ve itfaiyenin müdahale edememesinin sonucu Paşa Hamamı yana yana kendiliğinden söndü. Yine dün Yoğurtçular Pazarı'nda yangın olduğu haberlerini aldık. Sivil alanların olduğu yerlerde yangınların olduğunu duyuyoruz. Bugün çok önemli birinci derecede anıtsal bir yapımız olan Kurşunlu Camii'nin yandığı haberini aldık. İtfaiye yine kapıda bekliyor, içeriye giremiyor.

 

Sur kapılarından henüz içeriye giremedi. Ve yaklaşık bir saattir Kurşunlu Camui'de yangın devam ediyor" dedi. 'Sur'da tarihi bir cinayet işleniyor' Soylukaya, Sur'da tarihi bir cinayet işlendiğine dikkat çekti. Alan yönetimi olarak her abluka sonrası alana gidip o tahribatları belgeleyip teknik raporlar düzenlediklerini söyleyen Soylukaya, hazırladıkları raporları UNESCO'ya ve Kültür Bakanlığı'na bildirdiklerini kaydetti.

 

Tahribatların yaşandığı yerlere girmek istediklerinde "Can güvenliği yok" denilerek girişlerinin engellendiğini ve müdahale edemediklerini ifade eden Soylukaya, Paşa Hamamı izin verilmediği için yangına müdahale edemediklerini, şimdi de Kurşunlu Cami'nin yandığını ancak müdahalede bulunamadıklarını vurguladı.

 

Kültür Bakanlığı sorumlu Sur'daki tarihi yapılardan devlet adına Kültür Bakanlığı'nın sorumlu olduğunu söyleyen Soylukaya, hazırlayıp gönderdikleri raporların da bakanlıkça yerel birimlere sevk edildiği bilgilerini aldıklarını ifade etti. Kültür Bakanlığı'nın müdahalesizliğinin bu duruma getirdiğini dile getiren Soylukaya, Kültür Bakanlığı aktif olması ve buradaki kültürel mirasın koruması için çalışma yürütmesi gerektiğini belirtti
 
Darp iddiası


Yasaklı mahallelerde operasyon sürerken, ev baskınlarının da yaşandığı gelen bilgiler arasında. Sıkıyönetimin sürdüğü Sur'da özel harekat timlerinin saldırısı sonucu aralarında çocuk ve yaşlıların da bulunduğu yaralıları hastaneye götürmek isteyen yurttaşlar darp edildi. Bazı yurttaşların hastane yerine gözaltına alındığı iddia edildi.

 

Çıkan olaylar sonucu yaralanan ve aralarında çocukların ve yaşlıların da bulunduğu 25'e yakın yurttaş, mahalleli kadınlar tarafından hastaneye götürülmek üzere ilçeden çıkarılmak istendi. Polis engeliyle karşılaştığı belirtilen yurttaşların darp edildiği öne sürüldü. Darp edilen bazı yurttaşların hastane yerine gözaltına alındığı öne sürüldü.
 
Öldürülen çocuğun arkadaşları boykotta


Sur ilçesinde, 2 Aralık günü öldürülen 16 yaşındaki lise öğrencisi Çekvar Çubuk'un failleri aradan 5 gün geçmesine rağmen halen ortaya çıkarılmadı. Ailesinin ve kamuoyunun Çekvar'ın katillerinin açığa çıkarılması konusundaki beklentisi sürerken, arkadaşlarının öldürülmesine dair öfke ve tepkileri ilk günden bu yana dinmeyen arkadaşları ise eylemde.

 

Çekvar'ın eğitim gördüğü Türk Telekom Anadolu Meslek Lisesi'nin 9-H sınıfındaki sıra arkadaşları ve okul arkadaşları, işlenen cinayetin ardından okula gitmek yerine arkadaşlarının cenaze töreni ve sonrasında kurulan taziyeden ayrılmayan arkadaşları bu kez aldıkları bir hafta süreli okul boykotu kararı doğrultusunda bugün okullarındaki derslerine girmedi. Katledilen arkadaşlarının hesabını soran liseliler, yitirdikleri arkadaşlarının sırasında Çekvar'ın fotoğraflarını bıraktı. 'Çekvar'a sahip çıkıyoruz' Ders aralarında Çekvar ile bağıra bağıra şarkı söylemelerini asla unutmayacağını söyleyen arkadaşı, aldıkları boykot kararı ile arkadaşları Çekvar'a sahip çıktıklarını ifade etti.

 

A.İ.E., yeniden gençlerin ve çocukların katledilememesi için arkadaşları Çekvar ile birlikte katledilen tüm çocuklara sahip çıkacaklarını vurguladı. Boykot 1 hafta daha sürecek Çekvar'ın sıra arkadaşı A.K. de Sur halkının direnişine destek verirken katledilen arkadaşlarının mücadelesine sahip çıkarak yolunda yürüyeceklerini dile getirdi. 'Belki biz ölen çocukların sayısını unuttuk ama onlar unutmamalı' Öğrenciler kadar aileleri de çocuklarının bu boykotuna destek veriyor. Asiye Ekinci adlı bir anne "Dünya artık bu çocukların mücadelesini görsün ve bir şey yapsın" diye feryat etti.

 

Ekinci, "Belki biz ölen çocukların sayısını unuttuk, ama onlar unutmamalı. 1990'larda bir çocuğumu verdim ve hala da veriyoruz. Eğer üstümüze biraz daha gelirlerse ben de giderim" diye konuştu.
 
HDP ve DBP’den çağrı


Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır il örgütleri, bölgenin birçok kentinde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla eylem başlatıyor. Konuya ilişkin tüm kent halkına yapılan çağrıda şunlar kaydedildi:

 

"Sokağa çıkma yasakları bölgemizde sürekli bir uygulamaya dönüşerek devam etmektedir. Rutin bir uygulamaya dönüşen sokağa çıkma yasakları beraberinde sivil can kayıpları başta olmak üzere birçok hukuksuzluğu da getirmektedir. Bugüne kadar bölgemizin birçok ilçesinden uygulanan ve günlerce süren sokağa çıkma yasaklarında 10'larca sivil yurttaşımız can verirken birçok sivil yurttaşımız da yaralandı.

 

Bölgemizde uygulanan sokağa çıkma yasaklarını ve güvenlik güçlerinin sivil yerleşim yerlerinde uyguladığı baskıyı protesto etmek için her gün saat 18.00'de halkımızı kapısının önünde ses çıkarma ve ışık açıp kapama etkinliği yapmaya çağırıyoruz."

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler