1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. "Sur yaşayan bir şehir, buradan Toledo çıkmaz"
"Sur yaşayan bir şehir, buradan Toledo çıkmaz"

"Sur yaşayan bir şehir, buradan Toledo çıkmaz"

"Karaköy ve Eminönü’nde de çirkin görüntüler, çarpık yapılaşma var. Tamamı yıkılıyor mu?"

A+A-

Diyarbakır’da sokağa çıkma yasakları ve çatışmalarla gündeme gelen tarihi Sur ilçesinin Bakanlar Kurulu kararıyla “acele kamulaştırılmasına” tepki gösteren Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya, “Sur yaşayan bir şehir. Buradan bir Toledo çıkmaz. Umarım Başbakan yarın Toledo ifadesini bir kez daha kullanmaz” dedi.

T24'ten Veysi Polat'ın haberine göre, Diyarbakır'daki temaslarını sürdüren Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, akşam saatlerinde bazı STK temsilcileriyle bir araya gelerek, Sur’daki “kamulaştırma” ile ilgili görüş alışverişinde bulundu. Toplantıya katılan DİTAM Başkanı Mehmet Kaya, T24’e yaptığı açıklamada, acele kamulaştırma kararına tepki gösterdi.

“Strateji yanlış, daha büyük sorunlar yaşanacak”

Sur’da çatışmaların yaşandığı süreçte ve sonrasında insan odaklı bir anlayışın olmadığını ifade eden Mehmet Kaya, şunları söyledi:

“Tamamen güvenliği odağa koyan, yalnızca insanı değil, tarihini, ticaretini, sosyal yapısını bile dikkate almayan bir yaklaşım olduğunu net olarak görebiliyoruz. Aslında bu tür yaklaşımlar süreç içerisinde daha büyük güvenlik sıkıntılarına yol açacaktır. 1990’lı yıllardaki köy boşaltmalarında da aynı feryatlar vardı. İnsanlar köylerden kaçarken ‘bize bunları yaptıranlara Allah bırakmasın’ diyordu. Bugün de Sur dan kaçanlar bu söylemleri kullanıyor. 1990’lardaki yanlışlar belki çatışmayı bu noktaya taşıdı. Bugünkü politika da gelecekte önümüze büyük çatışmalar çıkaracak. Bence bugünden iyi okumak gerekir.

Şeyh Sait dönemi benzetmesi

“Başbakanın sürekli ifade ettiği bir cümle var; Halk hendeklere destek vermedi diye. Evet bu söylemler doğru ancak buna rağmen Kürtlere bu yaklaşım büyük bir yanlış. İttiatı Teraki geleneği devam ediyor. Devlet klasik yöntemlerinden vazgeçmiyor. Şeyh Sait döneminde de buna benzer uygulama vardı. Diyarbakır’ın merkezi isyana destek vermedi ama halkın büyük bir bölümü Lübnan ve Suriye’ye sürüldü, evleri, işyerleri yakıldı, bir kısmı idam edildi. Devlet toplum tabanlı yaklaşmıyor bu meseleye. Sur’un yüzde 90’ından fazlasını kamulaştırıp bana güvenin dediğiniz noktada güven oluşmaz.”

İnsansızlaştırma ve rant

Sur’daki çatışmaların sona ermesine ve sokağa çıkma yasağının büyük bir bölümünün kalkmasına rağmen fiili uygulamanın devam ettiğine dikkat çeken DİTAM Başkanı Kaya, şöyle devam etti:

Siz hakikaten tarihi bir mekanı, insanı ve işletmecisiyle koruyacaksanız niçin kamulaştırırsınız? Burada iki endişe var. Birincisi el değiştirme; diğeri işyerlerinin tamamına yakınını kamulaştırıyorsunuz. Bu uygulama Türkiye’nin birçok ilinde yapıldı. Ancak hangisinde bu yöntem uygulandı? Bu, güvenliğin dışında başka bir amaç taşıyor. İstanbul Karaköy ve Eminönü’nde de çirkin görüntüler, çarpık yapılaşma var. Tamamı yıkılıyor mu? Sonuçta oranın dokusuna en uygun, insanıyla, ticari tarihiyle, ekonomisiyle, kültürel tarihini koruyarak bir yöntem geliştiriliyor. Yeni bir Sur yaratılamaz. Sur 7 bin yılda kendi kendini yarattı. Konutları değiştirerek, binaları değiştirerek, yeni binalar yaparak 7 bin yıllık bir kenti yeniden yaratacağım diyemezsiniz.

“Sur insansızlaştırılıyor”

Diyarbakır’ın ayrı bir özelliği var Sur için. 60 yaşındaki bir adam 5 ay Sur’a gelemezse nefes alamaz, ölür. Hiçbir şey yapmazsa bile Sur’a gelip bir tur atması bile ona büyük bir huzur veriyor. Şimdi binaları yıkıp yeniden yaparak, hangi taşı ve mimari tekniği kullanırsanız kullanın o ruhu sağlayamazsanız. İnsanlar buna tepkili. Yüksek güvenlikli bir korumayla insanların Sur içine gelmesi engellenip bir yerde doğal bir boşaltma da izlenebilir. Böyle bir endişe var. Anlamsız güvelik önlemleri var. Yasak yok ama psikolojik ortam yaratılmış durumda. Her an orada bir olay olacakmış gibi güvenlik tedbirlerinin alınması toplumu buna psikolojik olarak hazırlamaktır. Esnaf çekilecek, halk buradan çıkacak ve Sur’un içi boşalacak. Bu politika yanlış. Evet, Sur rehabilite edilmeli ama binalar yıkılarak olmaz. Sur’un bölge üzerindeki bağlantıları bir havuza alınıp rehabilite edilmeli.

Rastgele ve hızlı kamulaştırma, tarihin ekonominin hiçbirinin göz önüne alınmayacağını gösteriyor. Bir taraftan yasal düzenlemelerle inşaların elindeki ev ve işyerleri ellerinden alınırken, diğer yandan işyerlerine, evlerine gelen insanların önünü kesiyor. Yüksek güvenlik esnafta iş yapamama, kira ödeyememe, orada oturan halkın da eşyaları aranarak içeri alınması bıkkınlık ve göç getirecektir.

“Akıl dışı bir uygulama”

Dünyanın neresinde var; Bölgeyi, yerel yönetime, STK’ya, esnafa hiç sormadan bir anda kamulaştıracaksınız, bir hafta sonra da gelip bilgi vereceksiniz. Böyle bir örnek yoktur. Akıl dışı bir uygulama var. Doğru bir yöntem izlenmiyor.

“Sur’dan bir Toledo çıkmaz”

Sur’un Sur olarak kalmasını istiyor halk. Geçmişleri var halkın burada. Bir memleketi bir memlekete benzeterek bir kentin ruhunu koruyamazsınız. Sur’dan bir Toledo çıkmaz. Sur bu kentin her anlamda ruhudur. Umarım Başbakan burada Toledo lafını ağzına almaz.”

HABERE YORUM KAT