1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Sur kararı er ya da geç iptal edilecek'
'Sur kararı er ya da geç iptal edilecek'

'Sur kararı er ya da geç iptal edilecek'

Mimarlar Odası Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Komisyonu Başkanı Mücella Yapıcı, Sur'daki kamulaştırma kararına karşı halkın kendi yaşam alanlarına sahip çıkması gerektiğini söyledi.

A+A-

Sosyal Haklar Derneği Başkanı Av. Can Atalay ise, söz konusu karara karşı mülk sahiplerinin mutlaka dava açmaları gerektiğini ve kararın er ya da geç iptal edileceğini belirtti.
 
Diyarbakır'ın Sur ilçesine yönelik acil kamulaştırma kararına tepkiler büyüyor. Karara tepki gösteren Mimarlar Odası Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Komisyonu Başkanı Mücella Yapıcı, ilk hukuksuzluğun ilçenin 2012 yılında "riskli alan" olarak ilan edilmesiyle başladığını belirterek, bu karar ile o bölgedeki karar alma mekanizmasının değiştirilmeye çalışıldığını aktardı. Ardından 2013 yılında Çevre Bakanlığı'nın Sur'da çalışma yaptığını kaydeden Yapıcı, “Yapılan çalışmada, binaların sadece yüzde 6'sı kadarı riskli olarak tespit edilmiş. Onlarda zaten çok katlı ruhsatsız olan binalar. Bakanlığın yaptığı çalışmalardan yola çıksak bile bu alınan kararın tam bir hukuksuz olduğunu görürüz” dedi.
 
“Acele kamulaştırma' yok hükmünde”
 
"Acele kamulaştırma" kararlarının çok önemli kararlar olduğunu belirten Yapıcı, söz konusu kararlarda çok ciddi kamu yararı olması ve söz konusu alanların hangi amaçla kullanılacağının belli olması gerektiğini aktardı. Yapıcı, bunlardan ötürü söz konusu kararın yok hükmünde bir karar olduğuna vurgu yaptı.
 
“Havuç ve sopa yöntemi devrede”
 
"Acele kamulaştırma" kararlarını mimarlık literatüründe olan "havuç ve sopa" yöntemine benzeten Yapıcı, “Havuç yöntemi ile mülk sahiplerine 'mallarınız değer kazanacaktır' algısı yaratılarak kandırılmaya çalışılıyor. Sopa yöntemi de, halkın korkutulması yöntemidir. Yani şu anda yapılan uygulamadır” şeklinde konuştu. Merkezi hükümetinin "acele kamulaştırma" kararını uygulama niyetinde olmadığını söyleyen Yapıcı, “Hükümet bu kararı uygulamayacaktır. Finansal olarak da zaten mümkün değil. 6 bin tane parselin kamulaştırılması için böyle bir bütçede ortada yok” dedi.
 
“Devlet karar alıyor, şirketler satın alıyor”
 
Söz konusu kararla Sur'daki mülkiyet dokusunun değiştirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Yapıcı, “Türkiye'de, bu tarz farklı dokuya sahip alanların yıkılarak ticari alan olarak değerlendirilmesi için bir politika izleniyor. Örneğin İstanbul'da Osmanlı evi yıkılarak yerine bir otel yapıldı. Yani bu tarz bölgeler rant alanına dönüştürülüyor” dedi.
 
Alınan kamulaştırma kararından sonra söz konusu alanlara merkezi hükümete yakın olan şirket sahiplerinin geleceğini belirten Yapıcı, “Şirket sahipleri, mülk sahiplerine 'Devletle uğraşacağınıza ve size 100 lira vereceğine, gelin mülklerinizi bize satın biz size 150 lira verelim' derler. Bu şekilde birileri arazi toplulaştırmasına gidiyor. Daha sonrada bu bölgelere disneyland gibi tarihi ve kültürü olmayan daha çok turizme dönük alanlar inşa ediliyor. Bu şekilde devletin kamulaştırma kararı korkusu ile araziler ucuza kapatılarak ele geçiriliyor. Süreç hep böyle işledi. İstanbul Sulukule'de de, Fenerbalat'ta da bu şekilde oldu” diye konuştu.
 
“Sur'daki yaşam alanlarına sahip çıkılmalı”
 
Yapıcı, kararla Sur'daki hem fiziki dokunun hem nüfus dokusunun hem de sosyal dokunun değiştirilmeye çalışıldığına dikkat çekerek, bu politikaya karşı halkın kendi yaşam alanlarına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Sadece Sur halkının değil Diyarbakır halkının da Sur'a sahip çıkması gerektiğini belirten Yapıcı, “Bu sorun sadece Sur halkının değil, aynı zamanda Diyarbakır ve Türkiye halkınındır da. Çünkü eğer siz Sur'a sahip çıkmazsanız burada geliştirilen bütün bu metodlar yarın öbür gün sizin yaşadığınız yaşam alanlarına da gelecektir” diyerek, herkesi Sur'a sahip çıkmasını istedi.
 
“Er ya da geç yargıdan dönecek”
 
Sur'daki mülk sahiplerinin ev ve işyerlerini, telaşa veya korkuya kapılıp elden çıkartmaması gerektiğine vurgu yapan Yapıcı, özellikle mülk sahiplerinin oluşturulan hukuk komisyonlarının dışında hiç kimseye güvenmemesini ve hiçbir belgeye imzalamaması gerektiğini söyledi. Yapıcı ayrıca, mülk sahiplerinin Sur için oluşturulan hukuk komisyonuna başvurarak, davalar açması gerektiğini söyleyerek, halkın mücadelesiyle bu kararların er ya da geç yargıdan döneceğini ve bunun sorumluları hakkında ileride ciddi tazminat davaları açılacağını aktardı.
 
“Uygulama hukuka aykırı”
 
Sosyal Haklar Derneği (SHD) Başkanı Av. Can Atalay ise, Sur'daki kamulaştırmanın 6306 sayılı yasa kapsamında yer alan "riskli alan" ilan edilmesine dayanarak yapıldığını ancak söz konusu riskli alanın gerekçelendirilmemiş olduğundan ötürü uygulamanın hukuka aykırı olduğunu söyledi. Yapılan işlemin hem 2863 sayılı yasaya hem de Anayasa'nın 56, 57 ve 127. maddesine de uymadığını belirten Atalay, kararın Avrupa Yerel Özerkli Şartı'nda Türkiye'nin çekince koymadığı maddelerine de aykırı olduğunu kaydetti.
 
Dava açmanın son günü 23 Nisan
 
Sur'daki "acele kamulaştırma" kararına karşı dava açma hakkının son gününün 23 Nisan günü olduğunu hatırlatan Atalay, ancak teknik aksilikler çıkabilme olasılığına karşı mülk sahiplerinin 20 Nisan'a kadar dava açmalarını önerdi. Atalay, dava açma gününün son günü olan 23 Nisan gününden sonra da yeni tesis edilecek uygulama işlemlerine dayanarak da dava açılabileceğine vurgu yaptı.
 
“Torba Yasası'na rağmen davalar açılmalı”
 
Atalay, “Torba Yasası"ndaki hükümlerin er ya da geç iptal edileceğini kaydederek, “Bu ülkede eğer bir Anayasa Mahkemesi var olmaya devam edecekse bu maddeler iptal edilecektir. Çünkü torba yasada 'genel düzenleyici işlem dava konusu edilemez' maddesi idari yargılama hukukunun temel ilkelerine ve mantığına aykırıdır. Dolayısıyla çok açık bir şekilde hukuka aykırıdır. Bu yüzden bu torba kanununda öngörülen hükümlere rağmen ilgili davaların açılmaya ısrarla devam edilmesi gerekir” şeklinde konuştu.
 
Atalay, Sur'da ev ve işyerleri olan mülk sahiplerinin söz konusu karara karşı birlikte hareket ederek dava açmaları gerektiğini ve bu şekilde kararın iptal edileceğini söyledi. 

HABERE YORUM KAT