1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Su gelirse hayat değişecek
Su gelirse hayat değişecek

Su gelirse hayat değişecek

Güneydoğu'da sulama kanalı refah demek. Sulama kanallarıyla suya kavuşan çiftçilerin hayatı değişt, hâlâ kuru topraklarından verim almaya çalışanlar da umutla bekliyor.

A+A-
Diyarbakır'ın merkeze bağlı bazı köylerindeki modern evler hemen dikkat çekiyor. Evler, önlerinde park etmiş araçlar, refah düzeyinin göstergesi.
 
Bu görüntüyü yaratan ise su. 2008'de revize edilerek açıklanan GAP ile 2012 yılına kadar 1 milyon 60 bin hektar alanın sulanması hedeflenmişti.  440 bin hektarlık bölüm suya kavuşabildi. Suya kavuşan köylerde de hayat tamamen değişti.
 
'Kümes gibi evlerden villaya'
 
Hayatı suyla değişen çiftçilerden biri Ali Baytemur. Bir kısmı kendisinin, bir kısmı ise kiralık yaklaşık 200 dönüm arazide çiftçilik yapıyor. Hem pamuk hem buğday ekiyor. Baytemur sulama kanallarının yararlarının saymakla bitmeyeceğini söyledi.
“Çok fayda gördük. Mesela susuz buğdayda 300 kilo kaldırıyorduk, şimdi 600-700 kilo kaldırıyoruz. Daha önce fakir olan çiftçiler şimdi arazi almış, ev almış, şehirde ev almış, araba almış. Durumu iyi oldu yani. Kazancımız çok arttı.
 
Daha önce kümes gibi evler vardı, şimdi evler villa gibi. Geçen yıl ben 200 dönüme pamuk ektim, 100 dönüme buğday ektim. Benim imkânım bu kadardır. İmkânı olan mısır ekiyor. Genelde pamuk, buğday ve sebze ekiliyor. Susuz tarım boştur, bir şey kazanılmıyor. Buğday, arpa, mercimek ekiyorlar, oradan da kazanç yok. Bazen masraflarını bile çıkaramıyorlar. Su hayat getirdi bölgeye, bölge sulu olursa her şey ekilir.”
 
Verim arttı ama…
 
Sulama kanalları köylerin çevresinde yılan gibi kıvrılarak geçiyor. Çiftçiler pompalarla kanallardan su çekerek tarlalarını suluyor. Hantepe köyünden Abdurrahman Dalmızrak da 13 yıldır sulu tarım yapıyor. Ancak Dalmızrak memnun değil. Nedeni ise giderlerin pahalı olması.
 
“Ürünler para etmiyor. Su geldikten sonra bir, iki sene iyi oldu. Ondan sonra kötüye gidiş başladı. Eskiden bir kamyon pamukla bir traktör alabiliyorduk, şimdi üç kamyonla bir traktör alamazsın. Su geldi ama alım gücü düştü. Bizim bölgede pamuk ve mısır ekiliyor. İmkânı olanlar buğdayı da sulayabiliyor. Verim açısından sulu tarım kıyaslanamaz bile. İki kat fark var arada. Bir kuru buğday tarlasını sulama yaparsan ürün ikiye katlanır. Verim açasından sulu tarım daha iyidir.”
 
'Umudumuz su gelmesi'
 
Dalmızrak sulu tarımdan memnun olmasa da, köylüsü Ali Memiş dört gözle su kanalının kendi tarlasına kadar gelmesini bekliyor. 30 dönüm arazisi olan Memiş kuru tarım yapıyor. Tarlası kanaldan oldukça uzakta. Suyu pompalarla taşıması ekonomik olarak yararlı değil, Memiş'e göre su gelirse hayatı değişir.
 
“Su olmadığı için buğday ektik. Kanallar bize uzak. Bize tarafa getireceklerini söylediler ama daha gelmedi. Suyun gelmesini istiyoruz. Su gelirse pamuk ekeriz, sebze ekeriz. Su gelirse kazancımız artar. Kiraya verebiliriz, kirayla kendimizi geçindiririz. Eğer şimdi dönümünü 500 liraya kiraya verebiliyorsak, o zaman 600-700'e kiraya verebiliriz. Bununla da geçimimizi rahatlıkla sağlarız.”
 
Sulanan alan artacak
 
DSİ 10. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, müdürlüğün sorumluluk alanı içindeki Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak ve Mardin'de 1 milyon 357 bin 732 hektar alanda kuru ve sulu tarım yapılabiliyor. Bu alanın 789 bin 989 hektarı teknik ve ekonomik olarak sulanabilir özelliğe sahip. Bu bölgedeki iki su havzasının su potansiyeli ise 19 bin 700 hm³ olarak ölçüldü. GAP kapsamında bölgede inşa edilen yedi baraj tamamlanarak faaliyete girdi. İnşaatı süren dört adet sulama projesinin tamamlanması ile birlikte toplam sulanan alan bu bölgede 204 bin 886 hektara çıkacak.
 
 
(Al Jazeera Türk)
Bu haber toplam 4251 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

1 Yorum