08 Aralık 2016 Perşembe
  • Diyarbakır0 °C
  • İstanbul5 °C
  • Ankara-4 °C
  • Antalya11 °C
  • İzmir6 °C
  • IMKB
    0.00
    %
  • Altın
    127,816
    %-1.31
  • Dolar
    3,3888
    %-1.48
  • Euro
    3,6457
    %-1.10

SPOR BARIŞ VE KARDEŞLİKTİR

SPOR BARIŞ VE KARDEŞLİKTİR

28 Eylül 2008 14:52

Bu söz herkese, her yerde ve her şartta geçerli olmalıdır.

Bu söz herkese, her yerde ve her şartta geçerli olmalıdır.

Her zaman seyircinin önüne konulan,  bir pranga olmamalıdır.

Ligin 5. haftası oynandı.

1.hafta kendi sahanda tek gollük Ordu galibiyeti,

2. hafta yine tek gollük muhteşem Sakarya deplasman galibiyeti,

3.hafta kendi evinde  karşılıklı tek gollük Bolu beraberliği,

4.hafta deplasmanda 2-1 lik Adana mağlubiyeti ve

5. hafta da dün oynanan kendi evindeki 1-2 lik Rize mağlubiyeti.

Toplanan puanın önemi yok benim için.

Futbolda her şey olur, galibiyet de mağlubiyet kadar normal karşılanmalı.

Takımın görüntüsü güven veriyor mu? Hayır.

Büyük beklentilerle alınan futbolcular gereği kadar oynayabiliyor veya oynatılabiliyormu? Hayır.

Sahada gezintiye çıkmış, hırslı olmayan ve sadece mesai bitirmeye yönelik futbolcu var mı? Evet.

Kahrolası bahis türü kumar oynayanların beklentisi yüzünden futbol ruhu yaralanmış mı? Evet.

Dünkü maçta adamlar kendi kalesine bir gol atmışlar ve bize 1-0 galip denmiş. Maçın 80 li dakikalarına kadar futbol adına başka bir faaliyet yok.70 li dakikada rakip takım, bir yabancı almış oyuna ve 83 ile 87.dakikada o yabancının attığı iki golle mağlup olmuşuz.

İnsan bazen düşünüyor; Son dakikalarda gücünün bittiğini fark edersen, 11 sporcunu kale içine dizsen bile, gene gol yemezsin diye.

Bu mağlubiyetlerde takımdaki her şahsın kendide çıkaracağı dersler olmalı.

Bizim çocukluğumuzdaki çok zor şartlarda, toprak sahada, çok amatörce ve çok sıfırlı olmayan paralarla anılan futbol arenasındaki Diyarbakır sporumuzun başkanlarından bahsedilir hala. O zamanki kısıtlı sayıda eğlence mekanlarına özel görevliler gönderir ve onlardan rapor alırmış.

Gece dışarıda olan futbolcu duyarsa veya görürse vay halineymiş.

Maçı izlerken hırslı olmayan veya oynamadığı belli olan sporcuyu devre arasında soyunma odasında tokatladığı, tehdit ettiği anlatılır hala dilden, dile.

Takımın bütün organları çok korkarmış o, başkandan. Takımın maddi sıkıntılar çektiği dönemlerde belli bir süre para almadan oynayan, bu sebepten dolayı  hırsını kaybetmeyen, Cemiller, Kemaller, Vehbiler, Kahramanlar, Vahdetler, Baykullar, Vedatlar, Gazanferler, Ergünler, Eminler  ve daha bir çoğu süsler hayallerimizi.

Nedeni; Kendi mesleklerine olan saygıları tabii ki.

Bunun anlamı şu; Herkes görevini yapacak.

Ve bu, hakkıyla yapılan görevlerin karşılığında 3.ligden 2. lige, aynı sene 1.lige terfi etmiş ve hatta o yılda, 1.ligde büyük takımlara kök söktürmüş, üst sıralarda bitirmiş sezonu o zamanlar.

O zamanla bu zaman arasında ne fark var? Görev aşkı ve ruh farkı var.

Sahada şu veya bu nedenle, oynamak istemeyen ve her pozisyonda kendini sakınan  profesyonel anlayışlı bu kişinin başarısızlığından dolayı alınan böylesi bir kötü mağlubiyetten sonra, futbol meraklısı kaç koca maçın stresinden dolayı karısını veya çocuğunu dövüyor hiç düşündünüz mü?

Maçtan sonra kahve sohbetlerinde kaç olgun ve aklı başında kişinin bozulan sinirlerinden dolayı tartışma yaşanıyor  ve hepsinden önemlisi kaç kişinin ağzı küfürle  bozuluyor düşündünüz mü?

Maç sonrası gerilen havadan dolayı, güvenlik güçlerinin, bu memleketin evlatları olan seyirciyle yaşadıkları çatışma veya kovalamaca nedendir dediniz mi?

İletişim çağında artık,en ücra kahvelerde bile insanlar oynanan futbolun kalitesini tartabiliyor..

Ülke gündemini, gereği gibi tarttıkları gibi.

Artık pozisyonları sadece TV lerdeki yazarlar yorumlamıyorlar.

Cahil kimse kalmamış yani.

Kulüpte yaşananların yansıması maçın başlamasıyla birlikte, izleyenlerce anlaşılıyor.

Kamuda veya özel sektörde çalışanlar görevlerini yapmadıkları zaman, başlarına nelerin geldiğini veya geleceğini iyi bilirler.

Bir daire müdürünün imzaladığı bir belge ile yapılan bir usulsüzlüğün nihai ceremesi daima ona aittir. Kendi personelinin yaptığı bir işlemi kağıt üzerinde görüp, imzalaması onu sorumluluktan kurtarmaz.

Hakim görüş, bu durumda hiçbir bahane ve haklıda olsa bir gerekçeyi kabul etmez. Zira kabul edecek olsa, o konuyla ilgili sorumluluk ona geçer.

Makamı ne olursa olsun, kimse başkasının sorumluluğunu üstlenmez.

Herhangi bir işyerindeki gece bekçisi gece boyu ağırlaşan göz kapaklarına karşı koyup, uyumamak mecburiyetindeyse, asgari ücrete çalışan bir hizmetli aldığı komikte olsa paranın hakkını vermesi isteniyorsa;  futbolcu da, antrenör de, malzemeci de, başkan da, görevli de, hizmetli de, beden terbiyesi de, hakem de, seyirci de kendi görevini ve konumunu bilmek zorundadır.

Çünkü ; Futbol kulüpleri profesyonel birer işletmedir.

Şartlar uygun değilse, engeller varsa, baskı ve yönlendirmelere karşı çıkılamıyorsa bu açıklanmalı ve derhal o, görevden çekilinmelidir.

O zaman seyirci de neyin ne olduğunu bilir, maça geldiğinde  bunu düşünerek her şeyi kabullenir veya maçı unutur.

Seçimle gelinen profesyonel yöneticilik makamları, gerekçelerin ardına sığınarak başarısızlıkları kapatmak veya bahane uydurma yerleri değildir.

Yakın zamanda FİFA ve TFF ile  yaşanan sorunları unutmadınız değilmi?

Birkaç yıl önce Diyarbakır sporun kadrosunda yer almış,bazılarına top oynamış denilmese de, bu futbolcular FİFA ya şikayette bulunmuşlar.

Diyarbakır spor sözleşmemizin gereğini yerine getirmedi diye.

Futbol mahkemesi kurulmuş, haklı görülmüş ve Yüzbinlerce dolar tazminat ödemeye mahkum edilmiş, bunun yanında da bir alt lige düşmemiz, 6 puanımızın silinmesi vs gibi cezalarda eklenmiş.

Neyse ki bize sahip çıkan bir kısım federasyon yetkililerince bu yan cezalardan kurtulmuşuz.

Adı içli,miçli olsa da senden bu parayı tahsil etmiş, oynadığı dönemde belki de 100 liralık faydası olmamıştır.Ama, altında imza olan sözleşme her iki taraf için de bağlayıcıdır.

Bunu önlemenin tek yolu, atılan imzanın koşullarını iyi düşünmektir.

İşte anlatmaya çalıştığım bu tabloda, kimse kendi hakkından vazgeçmiyorsa seyircide en tabii olarak harçlıklarından arttırdığı parayla izlediği maçta ruh ve kişilik aramakta haklıdır.

Maça gelen gencin günlük harçlığı 10 YTL değilken, ertesi günün sermayesini de üstüne koyup maç bileti alıp, maçı izlemeye geliyorsa  takımın idarecisinden, futbolcusuna, hizmetlisinden, saha görevlisine, beden terbiyesinin  tüm görevlilerine kadar  herkes bu emeğe ve fedakarlığa saygı duymak zorundadır.

Buna gösterilecek saygı da, herkesin görevini hakkıyla ve gereği gibi yapmasıdır.

Kimse babasının hayrına Diyarbakır sporda top oynamıyor.

Canı sıkkındı, morali bozuktu, keyfi yerinde değildi, kondisyonu yoktu vs gibi gerekçelerin ardına sığınmasın.

Profesyonel kişi aldığı paranın karşılığında mesleği gereği her zaman kondisyonunu hazır tutmak zorundadır.(Çok özel durumlar hariç tutulabilir.)

Bizde dikiş tutturamayıp başka takımlara giden bazı futbolcuların, gittikleri yerde harikalar yarattığı vakidir.

Bütün bunarı yerine getirmek başkanın görevidir. Öncelikle teknik heyetle karşılıklı attığı imzanın önemini bilmeli ve sporcuyu sahada en üst düzey performansla oynattırmalıdır. Takımda gerek yönetici, gerek kulüpte idareci veya görevlilerden kendi menfaatine çalışan, bunun için gerekirse ihanet  edenler varsa, bunları ayıklamak Başkanın görevidir.

Çünkü yaptığı görev 1,5 milyonluk bir şehir adına yapılmaktadır.

Aşamadığı sorunları varsa ( paradan başka tabi ) bunları spor kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Zenginler verdikleri para karşılığında isimlerinin anılmasını ve ön planda olmaları gerektiğine inanırlar.Bu da en doğal haklarıdır.

Sayın başkanın kendi yönetiminde para verecek zengin bularak, bu şekilde sorunları çözebiliyorsa sözüm yok, ama her sohbetin başında paramız yok gibi demeçlerle halkın karşısına çıkıyorsa, ondan ricam en kısa zamanda orayı bırakmasıdır.

Ya paralı birileri çıkar, ya da takımımız olmadığı için bu kadar stres yüklenmeyiz.

Futbolcu aldığı paranın hakkını vermek mecburiyetindedir. Kondisyonu daima en üst düzeyde olmalı, görev verildiğinde en üst performansla oynamalıdır. Bu şekilde olan kişi kendini sahada belli eder zaten. Hani bir laf vardır ‘ tekmeye kafa uzatmak ‘diye. Bunu yapamıyorlarsa da hiç olmazsa tekmeye tekme uzatmaya mecburdurlar. Sahada hanım evladı olmakla bu işlerin yürüyemeyeceğini bilmeliler.

Bu memlekette para kazanıp, birkaç Diyarbakır sporu idare edecek miktar servete sahip olan beylere de bir çift sözümüz olsun zamanı gelince.Çünkü bu takımı sahipsiz bıraktırmak, öncelikle onların suçu olarak bilinmektedir.

Geçmiş yıllarda yönetici olmaya soyunan ama ilk haftasında ‘’ bana denilen borç miktarını kabullenmiştim ama yönetim masasına oturduktan sonra  gelen alacaklıların miktarı bunun 3-5 katı olduğunu görünce vazgeçtim. Bana bu borçlardan bahedilmemişti. Biz paramızı sokağa atmayız. ‘ diyen bir işadamının karşılaştığı bu sorununu  da  çözmek geçmiş yıllardaki merhum Gaffar OKKAN örneğinde olduğu gibi   İl Valiliğinin görevi olmalıdır.

Takımda alacağı olduğunu iddia edenlerin miktarını belirlemek üzere bir zaman belirlenmeli, o zamana dek ibraz edilen borçların yekunu çıkarılmalı ve bu miktar açıklanarak takımı almak isteyen para sahibi kişilere manevi destek sözü verilip önlerindeki karanlık güçlerin dağıtılması gerekmektedir

Yapılması gereken bütün işlerin amacı, maç günleri şehirde yaşanan pozitif hareketlilik, sporun tek eğlence olması, barış ve birleştiricilik misyonu taşımasından dolayı , değişik sektördeki alışverişlerin, ekmek parası peşinde koşanların, harçlıklarından arttırdıkları veya birleştirdikleri yövmiyeleriyle  maç bileti alıp sıcakta, yağmurda, soğukta maça gelip alkışlayanların bu emeklerine gösterilen saygıdan ötürü olacaktır.

Spor kamuoyunun her sohbette konuştuğu bu konuları ve yorumcuların  yazdıkları bu bilinen sorunlar kısmen çözülürse, mağlubiyet te,  galibiyet kadar  doğal bir sonuçtur.

Takım hırslı oynarsa tribünden anlaşılır zaten.

Diyarbakır seyircisi maç izlemeyi bilen, iyi olana hakkını teslim eden anlayışta bir seyircidir.

Bir çok maçta iyi oynayıp, mağlup olan Diyarbakır sporu ve yenen takımı maç sonunda alkışladığımızı unutmayalım.

Sporda tek söz sahibi ve saygın yetkili seyircidir.

O, olmazsa bu yazılanların hiçbiri olmaz.

Müşteri memnuniyeti daima ilkeniz olmalıdır.

Ecz.Abdulkadir Nur GÖRDÜK

Okunma Sayısı : 559
DİĞER HABER BAŞLIKLARI

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1394031
2.Beşiktaş1385029
Detaylı Puan Tablosu>>
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık