1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Son derece kaygılıyız'
'Son derece kaygılıyız'

'Son derece kaygılıyız'

Lice'de çıkan olaylar ve BDP'nin yürüyüşlerine polisin müdahalelerde bulunması, bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve insan hakları temsilcilerini kaygılandırıyor. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, “Zihniyet ve bakış açısının değişmediğini görüyoruz. Lice'de gerçekleşen olaydan bu yana bölgedeki sivil toplum örgütleri olarak son derece kaygılıyız” dedi.

A+A-

Başlatılan çözüm sürecinde birinci aşamanın tamamlanıp ikinci aşamaya geçildiği belirtilirken, 28 Haziran tarihinde Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Kayacık köyünde karakol yapımını protesto eden yurttaşlar ve askerler arasında olaylar çıktı.

Çıkan olaylar sonucunda 18 yaşındaki Medeni Yıldırım yaşamını yitirirken, 9 yurttaş ise yaralandı. İkinci aşamada AKP hükümetinin Kürt sorununun çözümü için adım atması beklenirken, BDP tarafından başlatılan “Hükümet adım at” kampanyası kapsamında yapılan yürüyüşlere de polis sert şekilde müdahale etti. Polis müdahalesinde çok sayıda yurttaş yaralanırken, birçok kişi ise gözaltına alındı. Yaşanan olaylara tepki gösteren Diyarbakır'daki sivil toplum örgütleri, hükümet ve devletin bu süreçte geliştirdiği politikalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

'Bakış açısının değişmediğini görüyoruz'

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Türkiye'nin batısında gelişen olaylara ilişkin Başbakan'ın söylem ve üslubunun son derece kaygı verici olduğunu belirterek, Abdullah Öcalan'ın ikinci aşamaya geçtiğini ifade ettikten sonra kendilerinde yeniden bir umut geliştiğini söyledi.

Bilici, “Başbakan'ın Gezi olaylarında Türkiye'nin batısında gelişen olaylara karşı tutumu dili söylemi son derece kaygı vericiydi. Ama devamın da Sayın Öcalan'ın açıklamasıyla beraber ikinci aşamaya geçilmesi bizleri son derece rahatlattı. Ama tam da bu dönemde bölge halkı ve BDP, sürecin sağlıklı ve hızlı ilerlemesi için gereken adımların atılması için çok doğal, yerinde ve meşru demokratik eylem başlattı. Ama yine gördük ki, hükümetin 90′lı yılları aratmayan tutumu devam etti. Demokratik haklara tahammül etmeyen algı ve zihniyet insanları katletmeye devam etti. Zihniyet ve bakış açısının değişmediğini görüyoruz. Kitleye birçok yerde hükümet son derece orantısız bir güçle müdahale etti. Doğrusu Lice'de gerçekleşen olaydan bu yana bölgedeki sivil toplum örgütleri olarak son derece kaygılıyız” dedi.

'Kan izlerinin olduğunu gördük'

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Aslan ise, Lice ilçesinde yaşanan olaya ve hükümetin “adım atması” için bölgede yapılan yürüyüşlere ilişkin şunları dile getirdi:

“Bu olaylardan önce buraya gelen misafirlerle bölgede neler yapabiliriz? Konusunu tartışırken bu olayın yaşanması hepimizin kafasında soru işareti oluşmasına sebep oldu. Yeni karakolların yapımına aktarılan kaynağı doğru bulmuyoruz. Barış sürecinde bu tür girişiminler toplumda kaygı veriyor. Toplum kendi isteklerini ifade ederken, buna sert müdahale edilecekse bu gerçekten geriye dönüş sinyali veriyordur. Başbakan'ın yaptığı açıklamaları kaygıyla izliyoruz.

Başbakan'ın dilini ve tutumunu yanlış buluyoruz. Daha barışçıl bir dil kullanmasını tasvip ediyoruz. Biz de Lice'ye gittiğimizde askerler bizi köye almadı. Sivil toplum heyet ile geldiğimizi söylediğimiz zaman bizi köye aldılar. Askerlerden aldığımız bilgilere göre kendilerinin havaya ateş açtıklarını halka ateş etmediklerini söyledi. Biz bunun doğru olmadığını ve dışarıda birçok yerde kan izlerinin olduğunu gördük. Savcının dışarıya çıkıp inceleme yapmasını istedik.”

'Karakollar uyuşturucuya teşvik ediyor'

PKK'lilerin geri çekilme sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu, buna rağmen operasyonların gerçekleştirildiğini, uçakların kalktığını, yer yer gerçekleşen bombardımanın sürece tamamen aykırı olduğunu söyleyen DTK Daimi Meclis üyesi Cafer Kan da, bölgedeki karakolların uyuşturucuyu teşvik ettiğini iddia ederek, “Karakolların etrafında bulunan dağ, bayır, dere ve küçük ovacıkların hangi karakollar tarafından kimler tarafından teşvik edildiği açık bir şekilde ortadayken, bunun yapılması ahlaka sığmaz. Uzun bir süredir müzakereler yürütülüyor. Gerillanın geri çekilme süreci nerdeyse tamamlanmak üzere ama buna rağmen operasyonlar gerçekleştiriliyor. Uçaklar kalkıyor, yer yer bombalamalar gerçekleştiriliyor. Bu sürece tamamen aykırı bir durumdur. Kürtlerin istediği şey demokratik siyasete müdahil olmaktır” diye konuştu.

Hükümetin adım atması için yapılan yürüyüşlere gerçekleşen polis müdahalesine de tepki gösteren Kan, şunları söyledi:

“Başta Diyarbakır olmak üzere Adana ve diğer illerde gerçekleşen müdahaleler polisin tutumu sürecin nereye götürülmek istediğini açık bir şekilde gösteriyor. Ne halkın ne de kurumların buna tahammülü çok fazla olmayacaktır. Demokratik ortamlarda demokratik taleplerde bulunan halk bu kadar bedel ödedikten sonra geri adım atacak hali yoktur. Çok net bir şekilde söyleyeyim, o zaman başka enstrümanlar devreye girer.”

HABERE YORUM KAT