1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sokak mimari olarak da ehlileştiriliyor
Sokak mimari olarak da ehlileştiriliyor

Sokak mimari olarak da ehlileştiriliyor

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in moderatörlüğünü yaptığı “Tarih, Sokak ve Siyaset” panelinde Doç. Dr. Ayşen Uysal, sokağın bir katılım biçimi olduğunu söyleyerek, iktidarın sokağı mimari olarak da ehlileştirmeye çalıştığını söyledi.

A+A-

TÜYAP Diyarbakır Kitap Fuarı'nda Dipnot Yayınları'nın organizasyonu ile “Tarih, Sokak ve Siyaset” konulu panelde araştırmacı yazar Ahmet Kardam, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi siyaset bilimci Ahmet Ünlü, Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşen Uysal sunum yaptı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in moderatörlüğünü yaptığı panelde Barış Ünlü, 1800'lerin başında Cezayir ve Kürdistan'ın sömürgeleştirilmesini kıyaslamalı olarak anlattı.

Egemen devletlerin sömürgeleri yeniden inşa ederken, kendi kültürünün önce krize girdiğini ve daha sonra değişime uğradığını söyleyen Ünlü, “Egemen kültüre ait aydınlar ve siyasetçiler önce görmezden, duymazdan geliyor. Ama bir süre sonra bunu sürdüremiyor ve şok yaşıyor” dedi. 1970'lerde Kürdistan'ın sömürge olduğu yönündeki tezlerin ciddiye alınmadığını bunun “Osmanlı ve Türkiye de yarı sömürgedir” diyen Türk solcuları tarafından da dikkate alınmadığını vurgulayan Ünlü, “Osmanlı İmparatorluğu ciddiye alınmadı, küçümsendi. Oysa Osmanlı ciddi bir devletti ve modern bir devlet olmak istedi. Fransa'nın Cezayir'i nasıl yönettiğine mutlaka bakmışlardır” dedi. Osmanlı'nın kendi tebaasını kolonize ettiği gibi Kürdistan'ı da kolonize ettiğini ancak aradaki farkın ise “şiddet ve şiddetin sürekliliği” olduğunu söyleyen Barış Ünlü, “Doğrudan şiddeti meşrulaştırmak için kültürel şiddet uyguladılar. Ağalık, şeyhlik var, gericilik var, medeni değil, medeniyet götürmemiz lazım gibi söylemlerle açık şiddet meşrulaştırıldı” diye konuştu.

Kemalizm ve Türk merkezciliği sarsıldı

İzleyicilerin sorusu üzerine Barış Ünlü, “Kürtlerin dini egemen devletin dininden farklı olsaydı Ermenilere yapıldığı gibi ya soykırım olurdu ya da bağımsızlık olurdu” dedi. Cezayir bağımsızlık savaşının Fransız entelektüellerini sarsıp dönüştürdüğünü, Türkiye'de bu konuda en önemli tutumu belirleyen aydının İsmail Beşikçi olduğunu vurgulayan Ünlü, “Kürt savaşı Kemalizmi ve Türk merkezciliğini sarstı ve çökertti. Bugün post Kemalizm dönemi yaşanıyor. Dolayısıyla yaratıcı bir dönemdeyiz” diye konuştu.

Kardam: Kürdistan fethedilmiş bir sömürgedir

Araştırmacı Ahmet Kardam da Bedirhan Beyin direniş ve sürgün dönemine ilişkin bir sunum yaptı. Kardam, 1500'lü yıllardan 1800'lü yılların başına kadar Kürdistan'ın özerk olduğunu belirterek, “Kürdistan, Osmanlı'nın müdahale etmediği özerk bir coğrafyadır. II. Mahmut döneminde Kürdistan'ın özerkliğine son veriliyor” dedi. “Kürdistan fethedilmiş bir sömürgedir” diyen Kardam, “Bedirhan Bey yenilince 9 köyüne padişahın malı olarak el konuluyor. Bu söylerden biri de Roboski'dir. 1940'lardan sonra OHAL Valisi gibi Kürdistan valisi atadılar. Sadrazam'ın dahi söz geçiremediği yetkileri vardı. Daha sonra fetih harekatı asimilasyona dönüşüyor. Kürdistan sömürge olma statüsünü kaybediyor” diye konuştu.

Uysal: Sokak mimari olarak da ehlileştiriliyor

Doç. Dr. Ayşen Uysal da sokağa dayalı siyasetin yurttaşla devlet veya iktidar arasında bir müzakere yolu olduğunu söyledi. “Sokak ayakla oy verme yeri gibidir” diyen Uysal, yurttaş için tarihe sahip çıkmanın aracı olduğunu belirtti. Devletin kuşaklar arası aktarımı engellemek istediğini ifade eden Uysal, gazeteci Ezgi Başaran'ın Burhan Kuzu ile yaptığı röportajın iktidarın sokağa bakış açısı konusunda bir ip ucu verdiğini belirterek, “Burhan Kuzu asker ve yargıyı ehlileştirdik ama sokağı ehlileştiremedik” dediğini hatırlattı ve sokağın ehlileştirme çabasının sürdüğünü söyledi. Kızılay ve Taksim meydan düzenlemelerinin sokağın mimari olarak ehlileştirme çabalarının bir sonucu olduğunu ifade eden Uysal, sokağın görünürlüğünü ortadan kaldırılmak istendiğini bildirdi. Sokağın “düşman” değil “muhalefet” olarak algılanması gerektiğini ifade eden Uysal, 1970-1980'lere kadar ülkücülerin polisle birlikte sokağı baskı altına almaya dönük çabaları bulunduğunu ancak şimdi bu rolün ulusalcılar tarafından üstlenildiğini kaydetti.

Moderatör Baydemir de esprili bir dille “Taştan vazgeçiyorsak sandıktan çıkmamız lazım” diyerek muhalefeti “4 S” ile tanımladı ve “Siyaset, Söylem, Sokak ve Sandık” dedi.

Bu haber toplam 7799 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT