1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sokağa çıkma yasakları kadınlar için ölüm oldu
Sokağa çıkma yasakları kadınlar için ölüm oldu

Sokağa çıkma yasakları kadınlar için ölüm oldu

Bölgenin halen 5 ilçesinde devam eden sokağa çıkma yasakları, kadınlar için ölüm anlamına geldi.

A+A-

Kadınların 20’si yaralanma nedeniyle, 1’i de kalp krizi yüzünden aramızdan ayrıldı.

 

İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu üyesi avukat Hatice Demir, bölgede uygulanan yasaklar ile birlikte yaşam hakkı ihlallerinin ciddi boyutta tırmandığını gözlediklerini söyledi. Demir “Beslenme, barınma, sağlığa erişim, eğitim ve iletişim gibi birçok temel haklarından da en ağır şekilde mahrum bırakılmış durumdalar. Şunu söylemek lazım aslında buradaki insanlara yaşamak yasak” dedi.


Sokağa çıkma yasakları bölgenin birçok yerinde aylardın rutin olarak uygulanan bir hak ihlali olarak gündemde. Halen Diyarbakır’ın Sur, Mardin’in Nusaybin ve Dargeçit, Şırnak’ın da Cizre ve Silopi ilçelerinde sokağa çıkma yasakları ağır bir şekilde uygulanıyor. Kimi yerlerdeki yasak, kısa aralar haricinde, kesintisiz olarak 23’üncü gününe girdi. Yasaklar ve çatışmalar, en çok da sivilleri vurdu. Çocuk ölümlerinin yanında kadınlar da yasaklarda hayatlarını kaybettiler. O ölümlerden bazıları, kamuoyunda uzun süre tartışıldı. İşte o ölüm vakalarından kamuoyunun yakından izlediği bazıları:
Sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü son birkaç ay içinde sokaklara çıkmak ölümle eşdeğer oldu. Şırnak'ın Silopi ilçesinde 31 Ağustos tarihinde, Karşıyaka Mahallesi'nin 52. Caddesi'nde bulunan evlerinin damında uyuyan Fatma Ay (55) yaşamını yitirdi. Kızı Berfin Ökten (14), yaralandı.


6 Eylül tarihinde Cizre’de evinin önünde oyun oynayan 10 yaşındaki Cemile Çağırga’nın ölümü, sokağa çıkma yasakları ve ablukaların nasıl acımasızca sürdürüldüğünün sembolü oldu. Cemile’nin annesi Emine Çağırga, çocuğunun cenazesini önce koynunda yatırmış daha sonra da sıcakta bozulmasın diye derin dondurucuda saklamıştı. Anne Emine o geceyi gazetemize anlatırken “Cemile bana son kez bakıp ‘Ay anne’ dedi ve gözlerini bir daha açmadı. Görümcelerim onu yıkadı. Önce etrafına buz koyduk. Sabaha kadar onu koynumda yatırdım. Sonra derin dondurucuya koyduk” demişti.


Yine Cizre’de 9 Eylül tarihinde, ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında Yafes Mahallesi'nde evinin önünde oturan 7 çocuk annesi Meryem Süne (53) adlı yurttaş, zırhlı araçlardan açılan ateş sonucu karnına isabet eden kurşunla yaralandı. Polis ablukası nedeniyle ambulansın mahalleye girmesine izin verilmemesi sonucu, saatlerce yaralı halde bekleyen Süne, iç kanama nedeniyle yaşamını yitirdi. 


Ertesi gün Cizre’de Cudi Mahallesinde, keski nişancı polisler tarafından açılan ateş sonucu, Zeynep Taşkın (18) ve kayınvalidesi Maşallah Edin (35) isimli kadınlar vurularak yaşamını yitirdi. Açılan ateş sırasında 11 aylık olan Berxwedan Taşkın isimli bebek ile Ayşe Edin ve Ekrem Dayan isimli yurttaşlar da yaralandı. 


Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı Fatih Mahallesi'nde 12 Eylül tarihinde, Cizre‟de yaşanan sivil ölüm olaylarını protesto eden yurttaşlara polis gerçek mermiler ve gaz bombaları ile müdahalede bulundu. Müdahale sırasında evinin önünde oturan 18 yaşındaki Ruken Demir, zırhlı polis aracından açılan ateş sonucu, kafasına isabet eden mermi ile olay yerinde yaşamını yitirdi. 


Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 27 Eylül tarihinde, sokağa çıkma yasağı sırasında başlatılan polis operasyonu ile birlikte çatışmalar meydana geldi. Dumlupınar Mahallesi'nde PKK’liler tarafından atıldığı iddia edilen bir roketatar mermisinin, bir eve isabet etmesi sonucu 8 yaşındaki Elif Şimşek isimli kız çocuğu yaşamını yitirdi.


4 Kasım tarihinde Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde devam eden sokağa çıkma yasağı ile başlayan polis operasyonu sırasında, polisin açtığı ateşle öldürülen 24 yaşında ve 3 çocuk babası Engin Gezici’yi sokaktan almaya çalışan halası İsmet Gezici de açılan ateş sonucu karnından vurularak yaralandı. Hastaneye kaldırılan Gezici kurtarılamadı.


12 Kasım günü Şırnak'ın Silopi ilçesinde Fatma Yiğit adlı kadın, evlerine isabet eden patlayıcının infilak etmesi sonucunda ağır yaralandı ama tüm çabalara karşın kurtarılamadı. Aynı olayda 3 kişi daha yaralandı.


Yine yasak ve ölümün sembol olduğu isimlerden biri olan 5 çocuk annesi 44 yaşındaki Selamet Yeşilmen, 15 Kasım günü Mardin’in Nusaybin ilçesinde evinin kapısının önünde öldürüldü. Kaymakamlık ölümün evin önünde meydana gelen patlamadan seken şarapnel parçası nedeniyle gerçekleştiğini öne sürdü. Ancak Diyarbakır’da birkaç hafta sonda öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi, Yeşilmen'in, keskin nişancılar tarafından kullanılan, mermisi normalden daha hızlı giden ve vücutta parçalanan bir silahla vurulduğunu belirtti.

 

Aynı olayda Yeşilmen yanında bulanan Fikret (17) ve Sevcan (9) isimli iki çocuğu da, kollarından ve ayaklarından kurşunla yaralandı. Anne Yeşilmen'in cenazesi, Nusaybin Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken, oğlu Fikret Nusaybin Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Küçük Sevcan ise Diyarbakır'a sevk edildi.


7 Aralık günü Mardin’in Nusaybin ilçesinde Dicle Mahallesi'nde bulunan Tunç Caddesi üzerinde polisler atıldığı iddia edilen bir bombaatar mermisin göğsüne isabet etmesi sonucu, Fehime Akti (56) isimli kadın ağır yaralandı. Nusaybin Devlet Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalenin ardından Mardin Devlet Hastanesi'nde götürülen Akti, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.


Şırnak’ın Cizre ilçesinde 16 Aralık tarihinde askerler tarafından tanklardan yapılan top atışları sonucu, 2 çocuk annesi Hatice Şen (30) isimli kadın vurularak yaşamını yitirdi.


19 Aralık günü ise Silopi’de karnından yaralanan 57 yaşındaki Taybet İnan adlı kadın, kan kaybından yaşamını yitirdi. Aynı gün Ahin Kanat adlı küçük bir kız çocuğu da öldürüldü.
20 Aralık günü Şırnak’ın Cizre ilçesinde, özel harekat timleri tarafından açılan ateş sonucu 7 aylık hamile Güler Yanalak (32) isimli kadın, karnına isabet eden kurşun nedeniyle ağır yaralandı.

 

Cizre Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan Yanalak'ın, ameliyatla bebeği alındı. Aynı gün Silopi ilçesi Cudi Mahallesi'nde evinin damına çıkan 9 çocuk annesi 40 yaşındaki Ayşe Buruntekin isimli kadın, özel harekat polislerince açılan ateş sonucu vurularak yaşamını yitirdi.
Yine aynı gün Cizre’de Cudi mahallesinde polis tarafından açılan ateş sonucu Zeynep Yılmaz (40) isimli kadını vurularak yaşamını yitirdi.

 

Yılmaz vurulduğu sırada yanında bulunan bebeği 1 yaşındaki Yusuf Soslu da, evin içine isabet eden mermi ile sırtından yaralandı. Mardin'in Nusaybin ilçesinde ise aynı gün Gırnavas Mahallesi'nde yaşayan 4 çocuk annesi 39 yaşındaki Emire Gök öldürüldü. Çatışmalarda ayrıca Cahide Çakal (35) şarapnel parçasıyla, Azime Aşan (50) vücuduna isabet eden kurşunla, Amine Duman (77) de kalp krizi sonucu hayatlarını kaybettiler.
 
İHD “İhlalin cezası ölüm”


İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu üyesi avukat Hatice Demir, bölgede uygulanan yasaklar ile birlikte hak ihlallerinin ciddi boyutta tırmandığını gözlediklerini söyledi. Yasak ilan edilirken sivillere yönelik hiçbir tedbir alınmadığını ifade eden Demir, bunun da devam eden yasak boyunca kadınları mağdur ettiğini vurguladı.

 

Demir “Diyarbakır’da ilan edilen yasağa verilen birkaç saatlik ara sırasında Sur Kaymakamlığı yaptığı açıklamada ‘İkinci bir emre kadar sokağa çıkma serbesttir’ demişti. Üstelik de bu açıklamayı İnsan Hakları Haftası’nda yapmıştı. Bu bize şunu gösteriyor. Sokağa çıkma yasağı kural, yasağın kaldırılması istisnadır. Bu süre zarfında insanlar aç, susuz, ışıksız, elektriksiz, internetsiz, iletişimsiz olarak evlerinde mahsur kalmış durumdalar. Soğukta bodrumlarda ya da evlerinin güvenli odalarına sığınmış vaziyetteler. Onlardan sağlıklı bilgiler alınamıyor. Beslenme, barınma, sağlığa erişim, eğitim ve iletişim gibi birçok temel haklarından da en ağır şekilde mahrum bırakılmış durumdalar. Şunu söylemek lazım aslında buradaki insanlara yaşamak yasak” dedi.


Yasak boyunca insanların gökyüzünü göremediklerini, pencereden bakamadıklarını da vurgulayan avukat Demir “En insani davranış ve hareketleri bile kısıtlı durumda. Bunun ağırlığı hepimizin üzerinde var. Özellikle kadın ve çocuklara kendi yaşam alanları yasak. Bunu ihlal eden bedelini yaşamıyla ödedi. Mesela Nusaybin’de Selamet Yeşilmen, kendi evinin kapısında vuruldu.

 

Onu öldürerek ona ve diğer kadınlara ‘Sen kendi yaşam alanlarından men ediyoruz, ihlal edersen de öldürürüz’ mesajı verdiler. Bunun gibi evinin balkonunda, odasında vurulan kadınlar var. Karnında bebeğiyle vurulan bebeğini kaybedip, kendisi de şu anda hayati tehlike ile yoğun bakımda tedavi gören kadınlar var” diye konuştu.


Öldürülen ya da hedef alınıp yaralanan kadınların öykülerinin de son derece çarpıcı olduğuna işaret eden avukat Demir “Mardin Dargeçit’te Sacide Gezginci adlı kadının öyküsü çok çarpıcıdır. Çok yoksul bir ailesi olan bu kadının ve ailesinin tek geçim kaynağı hayvanları. Abluka altında hayvanlarına bir şey olursa çocuklarını besleyemeyeceğini düşünerek, elindeki beyaz bayrakla hayvanlarına yem vermek üzere evinden çıkıyor ve bayrak tuttuğu kolu hedef alınarak ateş açılıyor. O kadın şu anda beyaz bayrak tuttuğu sol kolunu kaybetti.

 

Akciğeri delindi, kaburgaları kırıldı, halen de hayati tehlikesi sürüyor” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler