1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Siyasetin finansında şeffaflıktan eser yok
Siyasetin finansında şeffaflıktan eser yok

Siyasetin finansında şeffaflıktan eser yok

Denge ve Denetleme Ağı’nın yaptığı çalışmada siyasetin finansmanı sürecinden kaynaklanan sorunların siyasal ve ekonomik sistemi tehdit ettiği, istikrar ve güveni zedelediği, dolayısıyla şeffaflığın şart olduğu sonucu çıktı.

A+A-

Bünyesinde çok farklı siyasi görüşlere sahip 270 dolayında STK’yı barındıran Denge ve Denetleme Ağı; 1 Kasım genel seçimi sürecinde seçim kampanyalarının finansmanına sahada mercek tuttu.

Yapılan çalışma sonucunda; siyasetin finansmanında şeffaflığın olmadığı, halkın kimlerin milletvekili adaylarına bağışta bulunduğunu bilmek istediği, her partinin kamu imkânlarından kendi gücüne göre yararlanmaya çalıştığı tespitlerinde bulunuldu.


Başbakan Ahmet Davutoğlu, yeni hükümetin eylem planını açıklarken, “Siyasi Etik Kanunu, siyasetin finansmanının şeffaflığını artıracak düzenlemeler Mart sonuna kadar çıkarılacak” demişti.


Denge ve Denetleme Ağı siyasetin finansmanı üzerine, 1 Kasım seçimleri öncesinde Adana, İzmir, Mardin ve Ordu’da bir çalışma yaptı. Bu dört ilin seçilmesinin nedeni ise büyükşehir belediye başkanlıklarının Adana’da MHP, İzmir’de CHP, Mardin’de HDP ve Ordu’da Ak Parti’de bulunması. Denge ve Denetleme Ağı’nın “Aramızda Paranın Lafı Olsun” kampanyası çerçevesinde hazırladığı finansman raporunda, yer alan bazı tespitler şöyle:
 
Parası olan etkili oluyor


Görüşmelerde kuralsızlıktan kaynaklanan sorunlar sıklıkla dile getirilmiştir. Para, hem seçimlerde ekonomik gücün siyasal güce dönüşmesi, hem de bireylerin ve grupların siyasette etki ve güç oluşturmaya çalışmalarında etkin olarak kullanılmaktadır. Siyasetin finansmanı sürecinden kaynaklanan bu sorunlar siyasal ve ekonomik sistemi de tehdit etmekte, istikrar ve güveni zedelemektedir.


Yapılan görüşmelerde, kamu kaynaklarının siyasi propaganda için kullanıldığına ilişkin yaygın bir inanç mevcuttur. Her parti veya partili kendi gücü oranında kamu imkanını kullanmak istiyor. Bu konuda partiler arasında bir ayrım göremedik. Bütün partiler de, bu durumu kanıksamış durumda.


Görüşmelerde, devlet yardımının hiç yapılmaması gerektiği, yapılacaksa da düzenli olarak ve eşit miktarda tüm partilere yapılması gerektiği belirtilmiştir.
 
Bağışçı baskıdan çekiniyor


Görüşmelerde, daha çok özel ve anonim bağışların yeniden düzenlenmesi, harcama üst sınırlarının belirlenmesi ve partilerin ve adayların kampanya hesaplarının beyanı konularına odaklanılmıştır. Hemen herkes, siyasetin finansmanında şeffaflık ilkesinin gerekliliği üzerinde hem fikirdir. Bununla birlikte, görüşmelerde bağışçıların isimlerinin ve bağış miktarlarının, kutuplaşmanın yaygın olduğu mevcut durumda açıklanmasının uygun olmayacağı dile getirilmiştir. İş dünyası nezdinde de, yapılan bağışların mümkün olduğunca gizli ve ayni olarak yapıldığı dile getirilmiştir. Bağışçıların isimleri ve bağış miktarları açıklandığı takdirde, kişilik haklarının yasayla koruma altına alınması gerektiği belirtilmiştir.


Kampanya finansmanının şeffaflığının sağlanması amacıyla denetimin, uluslararası akredite edilmiş bağımsız bir denetim kurumu tarafından yapılmasının yerinde olacağı dile getirilmiştir.


Yapılan görüşmelerde, seçim kampanyalarının finansmanı konusunda yasal bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, ekonomisi güçlü olan aday/partilerin, rakiplerine karşı avantaj elde ettiği; bu durumun da küçük partilerin ve bağımsız adayların, özellikle kadınların ve siyasette az temsil edilen grupların siyasete katılımında ciddi bir engel oluşturduğu dile getirilmiştir.
 
Şeffaflık yasası gerekiyor


Şeffaflık ve hesap verebilirlik, ilke olarak siyasetin finansmanında dikkate alınmalıdır. Bağışların, harcamaların, denetim süreçlerinin ve yaptırımların ayrıntılı ve şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmasını sağlayacak yasal bir düzenleme hayata geçirilmelidir.

 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler