1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. ‘Sivilleri, keskin nişancılar vurdu’
‘Sivilleri, keskin nişancılar vurdu’

‘Sivilleri, keskin nişancılar vurdu’

Diyarbakır Barosu tarafından Cizre’de 4 sivil yurttaşın öldürüldüğün olay ile ilgili hazırladığı raporda, ölen sivillerin keskin nişancılar tarafından hedef gözetilerek vurulduğunu açıkladı.

A+A-

Raporu açıklayan Baro Başkanı Tahir Elçi, olay üzerinden 24 saat geçmesine rağmen olay yeri inceleme ekiplerinin ve soruşturma makamlarının olay mahalline gelmedikleri ve herhangi bir inceleme yapmadıklarını belirterek, olayın etkili şekilde soruşturulmadığını söyledi.


Diyarbakır Barosu, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde meydana gelen ve 2’si çocuk 4 sivil yurttaşın öldürülmesi olayı ile ilgili ilçede yaptığı incelemelerin ardından hazırladığı raporu açıkladı. Baro binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklanan raporu Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi okudu. Elçi raporu okumadan önce önceki gün Diyarbakır’da öldürülen 2 trafik polisinin ailesi ile yaşamını yitiren sivillerin ailelerine başsağlığı dileklerinde bulundu. Ardından raporu okuyan Elçi, ilçede yaptıkları incelemede tüm iş yerlerinin kapalı olduğunu, trafik ve araç seyrinin hemen hemen olmadığını, bazı sokak başlarında insan topluluklarının bulunduğunu, kentte olağanüstü bir durum ve endişeli bir hava olduğunu gözlemlediklerini söyledi.
 
’24 saat geçmense rağmen olay yerinde inceleme yapılmadı’


Olayın üzerinden 24  saat gibi bir süre geçtiği halde güvenlik görevlilerinin, olay yeri inceleme ekiplerinin ve Cumhuriyet Savcılarının olay yerine gelmediğini, olay yerinde delil toplama, bulgu tespiti, tanık dinleme vb. bir işlem yapmadığını tespit ettiklerini ifade eden Elçi şöyle devam etti:

“Heyetimiz sağlık personeli Eyüp Ergen ile diğer bazı sivillerin öldürüldüğü Botaş Caddesi üzerindeki yerin geniş ve uzun bir cadde olduğunu, her iki tarafında evler bulunduğunu, yolun yukarıdan aşağıya doğru eğimli olduğunu, yukarıda Cizre Tank Taburu nöbetçi kulübeleri, aşağıda ise diğer askeri kışlanın nizamiye ve betonarme nöbetçi kulübelerinin görüldüğünü, hem Tank Taburunu koruma mevzii/kulübe hem de aşağıdaki askeri birliğin yüksek taş/beton duvarlarının üzerindeki kum torbaları mevziilerinden ve gözetleme kulelerinden ölümlerin gerçekleştiği yerin tam olarak ve rahatlıkla görülebildiğini tespit etmiştir.

Sağlık personeli Eyüp Ergen ve diğer bazı ölümlerin gerçekleştiği nokta ile Tank Taburu nöbetçi mevziileri arasında 400-500 metre, aşağıdaki mahalle ile bir bütün olan askeri kışlanın nizamiye kulesi ve diğer askeri mevziilere 700-800 metre mesafede olduğunu, dolayısıyla yanmış aracın bulunduğu ve ölümlerin gerçekleştiği yerin iki askeri birliği birbirine bağlayan ve her iki yerden cepheden görülebilen yolun orta yeri olduğu tespit edilmiştir.
 
‘Ölümlerin neden keskin nişancılar’


Elçi rapor ile ilgili elde ettikleri izlenimler ile ilgili şunları söyledi: “Heyetimiz aynı cadde üzerinde bir evin avlu kapısına doğru park edilmiş, ön camlarının tam olarak şoför ve şoför mahallinin yanındaki misafir koltuğundaki oturanı hedef alacak şekilde muntazam iki kurşun deliği olduğu halde görmüş, ancak bu aracın kime ait olduğu ve içinde ölen veya yaralanan olup olmadığı bilgisine ulaşamamıştır.

Heyetimiz ölümlerin meydana geldiği yerin etrafındaki evlerin, özellikle aşağıdaki roketli saldırıya hedef olduğu belirtilen askeri kışladan görülebilen duvarlarda yoğun kurşun izleri tespit etmiş ve fotoğraflamıştır. Heyetimiz olay mahallinde tesadüfen orada bulunan ve görüşülen tüm kişiler iki roket atışı duyduklarını ve bunun askeri birlik duvarına çok yakın bir mesafeden yapıldığını düşündüklerini, bundan sonra uzun bir süre her iki askeri birlikten tek tek ve nokta atışı biçiminde ve keskin nişancı olan görevliler tarafından ateş açıldığını, ölümlerin bu şekilde gerçekleştiği bilgisine ulaşmıştır. Heyetimiz askeri birliğe yapılan roket atışlarından çok sonra, karşılıklı veya tek taraflı ateş sona erdikten çok sonra DEDAŞ görevlisi Mesut Sanrı’nın DEDAŞ’a ait araçta, aynı bölgede vurulduğunu  tespit etmiştir.


Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığıca yapılan her dört ölüme ilişkin otopsi raporunun bir suretini edinmeye çalışmış ise de bu mümkün olmamış, ancak otopsi raporları tarafımızca okunarak not alınmıştır. 7 yaşındaki Baran Çağlı dışındaki 3 ölümün kafatasına isabet eden tek kurşunlarla gerçekleştiği, bu tıbbi tespitin tanıkların askeri birlikten tek tek ve nokta atışı şeklinde, keskin nişancılar tarafından yapılan atışlarla olduğu biçimindeki beyanla örtüştüğü tespit edilmiştir.”
 
‘Sivilleri keskin nişancılar vurdu’


Raporun sonu ve talepler bölümünde de şunlar yer aldı:


* 27 Ağustos 2015 tarihinde PKK silahlı üyeleri veya bu örgüte bağlı YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) veya başka bir örgüt veya kişiler tarafından Cizre ilçesinde Dicle Nehri kıyısında, ancak Nur Mahallesi içinde kurulu askeri kışlaya bir veya birden çok roket atışı yapıldığı ve/veya diğer ateşli silahlarla da askeri birliğe silahla ateş açılmasından sonra bu askeri birlik binasından ve mahallenin üst tarafında, tepe yerde kurulu bulunan Cizre Tank Taburundan Botaş  Caddesi ve bu caddeye açılan sokak başlarındaki evlere yoğun ve uzun süren etkili silahlarla ateş açıldığı, olayın başında roket atışı dışında karşılıklı bir çatışma yaşanmış ise de bu durumun çok uzun sürmediği ancak her iki askeri birlikten ve özellikle de nehir kıyısında ve mahalle içindeki askeri birlikten tek tek ve nokta atışı olarak tabir edilen belli hedeflere ateş açıldığı kanaatine varılmıştır.

Bu atışların özellikle araçlara, önce lastiklerine ateş açılarak araçların etkisiz hale getirildiği, ardından içindeki insanların tek tek atışlarla hedeflenerek vurulduğu, sağlık personeli Eyüp Ergen’in, DEDAŞ görevlisi Mesut Sanrı ve Emin Yanaş’ın benzer şekilde aynı caddede farklı saat/dakikalarda seyir halindeyken tek tek atışlarla ve başlarından vurularak öldürüldükleri, bu durumun, askeri birliğin nöbetçi kulelerinden ve askeri birliğin istinaf duvarı üzerindeki kum torbalı mevzilerinden eğitimli keskin nişancılar tarafından açılan ateşle vuruldukları kanaatine varılmıştır.


* Olayda yaralanan sağlık personeli Eyüp Ergen’in uzun süre açılan ateş nedeniyle olay yerinden kaldırılamadığı, yaralıyı almaya gelen 112 ambulansının da güvenlik görevlileri tarafından güvenlik gerekçesiyle mahalleye girişinin geciktirildiği ve yaralının bulunduğu noktaya yapılan tek tek atışlar nedeniyle sağlık ekibinin bir süre yaralıyı araç içinden alamadığı, adı geçen maktulün geç müdahale ve kan kaybından yaşamını yitirdiği tespit edilmiştir.


* Heyetimizin olay mahalline ulaştığı ve ölüm anından 24 saat sonra bile olay yeri inceleme ekiplerinin ve soruşturma makamlarının olay mahalline gelmedikleri ve herhangi bir inceleme yapmadıkları, Eyüp Ergin’in vurulduğu aracın üzerinde hemen inceleme yapılması gerekirken aracın olay yerinde kalması ve bir süre sonra belirlenemeyen bir nedenle yanarak tahrip olması ve 24 saat sonra bir çekici tarafından alınıp belirsiz bir yere götürüldüğü, bu durumun soruşturma makamlarının o kadar çok sayıda sivil insanın ölümü ve yaşam hakkının ağır ihlaline ilişkin bir suçun soruşturulmasına asgari bir ilginin gösterilmediği, delillerin özenle toplanmadığı ve olayın etkili şekilde soruşturulmadığı sonucuna varmamıza neden olmuştur.


* Diyarbakır Barosu olarak Cizre'deki soruşturma makamlarının hızla ve özenle etkili bir soruşturma yaparak ölümlere ilişkin tüm delilleri toplaması, ilk günlerde ifadeleri alınmayan tüm görgü tanıklarının ifadelerinin hızla alınması gerekmektedir.


* Görgü tanıkları ve otopsi raporlarının birbirleri ile örtüşecek şekilde Cizre ilçesi Nur Mahallesindeki Cizre Tank Taburu ve Dicle Nehri kıyısındaki askeri kışlanın çevre duvarlar üzerindeki siper ve kulelerden kişiler hedef gözetilerek, nişan alınmak suretiyle ateş açıldığına ilişkin deliller karşısında aynı gün ve saatlerde her iki birlikte görevli personelin kimliklerin tespiti ile haklarında keyfi ve kasten öldürme suçundan soruşturma yürütülmesi gerektiği,


* Cizre ilçesindeki hendek ve yolların taş ve diğer malzemelerle kapatılmasının  halkın sosyal, sağlık, eğitim ve diğer günlük yaşamını olumsuz etkilediğinde, keza güvenlik güçleri ile mahallelerdeki kimi kişileri karşı karşıya getirecek çatışmalara yol açabileceği, halkın da bu yönde büyük kaygılar taşıdığı tespit edildiğinden, bu tür hendek kazma ve yol kapatma faaliyetlerinin sorunların çözümüne bir katkı sunmayacağını düşündüğümüzden bir an önce herhangi bir çatışmaya mahal verilmeden hendek ve taşlı barikatların kaldırılması gerektiğini önemle ifade etmek isteriz.”

 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler