1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Sindirim sistemindeki gizli tehlike
Sindirim sistemindeki gizli tehlike

Sindirim sistemindeki gizli tehlike

Dünya NET Örgütü'nün Nöroendokrin Tümör (NET) ile mücadeleyi artırmak için ilan ettiği 10 Kasım Dünya Nöroendokrin Kanserleri Farkındalık Günü'nde, bu kanser türüne bilinçlendirme faaliyetleri yapılacak.

A+A-

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Şuayib Yalçın, 10 Kasım Dünya Nöroendokrin Kanserleri Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, NET'lerin çok değişik şekillerde ortaya çıkan sinsi bir hastalık grubu olduğunu ifade etti.

NET'lerin vücutta en çok yaygın olarak bulunan nöroendokrin hücrelerden kaynaklandığını ve en çok sindirim sistemini etkilediğini belirten Yalçın, tümörlerin yaklaşık üçte ikisinin mide, bağırsak veya pankreastan köken aldığını, üçte birinin de akciğerden kaynaklanabildiğini söyledi.

Bu tümörlerin genellikle yavaş seyirli ve iyi kontrol edilebilen bir hastalık olduğunu kaydeden Yalçın, bazen çok hızlı yayılabildiklerini ve tüm vücudu etkileyebildiklerini kaydetti.

SİNDİRİM SİSTEMİNDEKİ GİZLİ TEHLİKE

Tanı konan hasta sayısının eskiden yüz binde birken, şimdi yüz binde 5'e çıktığına dikkati çeken Şuayib Yalçın, ''Bu oran her yıl artmaktadır, ayrıca hastalık yavaş seyirli ve tanı konduğunda tedaviyle kontrol edilebilir bir tümör olması nedeniyle yaygınlık bakımından en sık görülen sindirim sisteminin ikinci en sık tümörüdür'' bilgisini verdi.

HANGİ BELİRTİLERDE ŞÜPHELENMELİ

Prof. Dr. Yalçın, hastalığın fonksiyonel veya fonksiyonel olmayan olarak iki ana gruba ayrıldığını anlattı. Fonksiyonel grupta belirtilere yol açan bazı hormonların salgılandığını dile getiren Yalçın, buna bağlı olarak özellikle ishal atakları, ateş basmaları, yüzde kızarıklık, tansiyon yükselmeleri, şeker yükselmesi veya düşmesi, inatçı mide ülserleri gibi durumların NET'leri işaret edebileceğini bildirdi.

Yalçın, fonksiyonel olmayan NET'lerinse bu belirtileri vermediğini ama büyüdükçe kapladıkları yere göre ağrı, baskı, tıkanıklık, kanama gibi bazı durumlara yol açabildiğini, nefes darlığı, çarpıntı, deride renk değişiklikleri görülebildiğini kaydetti.

TEŞHİS İÇİN KAN VE GÖRÜNTÜLEME GEREKİYOR

Prof. Dr. Şuayib Yalçın, fizik muayene, kan testleri ve hastanın öyküsünü dinleme dışında, endoskopik inceleme, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve gerekirse MR görüntülemesi ile hastalığa tanı konulabildiğin dile getirildi.

Nöroendokrin tümörlerin genellikle çok uzun dönemde ortaya çıkan, yavaş seyirli tümörler olduğunu ifade eden Yalçın, bazı durumlarda klinik olarak tespit edilebilir hale gelmesinin birkaç yıl alabildiğini söyledi.

Hastalığın kötü diferensiye denen saldırgan bazı alt tiplerinde ise günler içinde bile ilerleme gösterebileceğini aktaran Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu tümörlerde erken tanı, tam tedavi olma şansını artırmaktadır. Erken tanı konduğunda hastalık erken evrede vücuda yayılmadan tespit edilip tedavi başlanırsa hem başarı şansı yükselir hem de hastalara uygulanacak tedavi daha kısa süreli ve daha az yorucu olabilir. Ayrıca geç kalan vakalarda hastalığa bağlı nedenlerle vücudun yıpranması daha fazla olabilir.''

Yalçın, hastalığın teşhisinde önemli noktanın, hastanın ya da hekimin, ortaya çıkan belirtilerin NET kanseri olabileceği yönünde kuşku duyması olduğunu vurguladı.

''SİNSİ VE ÖLDÜRÜCÜ HASTALIK''

Hastalığın halk arasında bilinirliğinin düşük olduğunu vurgulayan Yalçın, şunları kaydetti:

''Bu konudaki en önemli faaliyet 10 Kasım Dünya NET Kanserleri Farkındalık Günü. Tüm dünyada yapılan bu tür etkinlikler sayesinde bu kanserlerle ilgili bilinçlendirme faaliyetleri yürütülüyor. Farkındalık Günü'nde düzenlenecek etkinliklerle halka bu kanser türüne karşı duyarlılık çağrısı yapılacak.

Biz ayrıca oluşturduğumuz veri tabanı ile hastalarımıza ulaşmaya çalışıyoruz ve sürekli takip etmek istiyoruz. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği olarak da NET'li hastalarla ilgili bilinçlendirme faaliyetleri yapıyoruz. Hastalık sinsi ve öldürücü olmakla birlikte ileri evrede bile tedavisi olabilen bir hastalıktır.''

HABERE YORUM KAT