1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Simurg gösterime girdi
Simurg gösterime girdi

Simurg gösterime girdi

Hayata Dönüş operasyonuyla hayatı ellerinden alınan insanların, küllerinden yeniden doğmasını konu alan yarı belgesel film Simurg'un Diyarbakır'da galası yapıldı. Yönetmen Ruhi Karadağ ve filmin kahramanları gala öncesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i ziyaret etti.

A+A-

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir Simurg'un Yönetmeni Ruhi Karadağ ile hayatlarının anlatıldığı Delil İldan, Bahar İldan, Hüseyin Gündez ve Erdal İldan'ı Büyükşehir Belediyesi'nde ağırladı.

Sözlerine “Bazan öyle anlar olur ki hiçbir sözcük meramınızı anlatmaya yetmez” diyerek başlayan Baydemir, şu anda da aynı duyguları yaşadığını belirtti. 1996'da cezaevlerinde yaşanan açlık grevlerinin tanığı olduğunu ifade eden Baydemir, “O dönem cezaevlerinde dayatılan tüm acıları anneler kadar olmasa da hissettik” dedi. Bir amaç uğruna bedenini ortaya koyan insanların eyleminin büyüklüğünü dışarıdakilerin çok daha güçlü bir biçimde yaşadığını söyleyen Baydemir, “Bu da çaresizliğin vermiş olduğu bir güçtür” dedi.

O dönem yaşanan açlık grevindeki olayların uzun süre etkisinde kaldığını anlatan Baydemir, “Her açlık grevi dendiğinde ben o zamanlara dönüyorum. Keşke hiç yaşanmasaydı ve bu film de olmasaydı” dedi. Bu acıları yaşatan dönemin siyasilerinin halen kadir kıymet gördüğünü ifade eden Baydemir, “Maalesef o dönem 60 milyon insanın vicdanından da şüpheliyim. Halkın tutumundan da şikayetçiyim. İnsanlar ölürken tavernalarda eğlenip, futbol maçı izleniyordu. Büyük bir paradokstu.

Umarım insanlık ailesi bir daha böyle bir trajediye ve direnme nedenine izin vermez” dedi. İHD yöneticileri olarak o dönem gece-gündüz durmadan çaba sarf ettiklerini ama güç getiremediklerini anlatan Baydemir, yakalandıkları korsakoff hastalığı nedeniyle yaşamlarını başkalarına ihtiyaç duyarak sürdürmek zorunda kalan oyunculara hiteben şunları söyledi: “Bugün ben sizin huzurunuzda mahcubum. Çok emek vermemize rağmen başaramadık. Her bir arkadaşımızı gördüğümde suçluluk duyuyorum.”

Bir insan hakları savunucusu olarak her zaman insan yaşamını kutsayan bir yerde durduğunu söyleyen Baydemir, “Ancak son grevde yıllık iznimi alıp greve girdim. Ve greve başladığım gece günler sonra deliksiz uyudum. Çünkü artık taraftım ve rahatlamıştım” diye konuştu. Yönetmen Ruhi Karadağ da bir dönemin karanlıkta kalmaması ve gerçeğe ışık tutması için bu filmi çektiklerini belirtti. Gerçek görüntülere dayanan filmde küllerinden yeniden doğan insanların hayatını belgelemek için uzun zaman uğraştığını anlattı. Karadağ, Baydemir'e filmin afişini ve Musa Anter'in bir fotoğrafını hediye etti.

Filmin galası yapıldı

Yenişehir Sineması'nda yapılan galaya Sivil Toplum Örgütü temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Filmin oyuncularının da izlediği filmde; başta Bayrampaşa olmak üzere Ümraniye, Çanakkale ve Çankırı cezaevlerinde jandarma ve mahkûmların hayata dönüş operasyonunda “çektiği görüntüler, ilk kez gün ışığına çıktı. Belgeselde, tutukluların çektiği görüntüler kullanılmış.

O yıllarda yayınlanması yasak olan görüntülerde, eylemin çeşitli aşamalarında ölüm orucu koğuşlarından manzaralar yer alıyor. Cannes, Venedik, Locarno gibi film festivallerine de gönderilen yarı-belgeselde, ölüm oruçlarına katıldıkları için 'Korsakoff' hastalığına yakalanan 6 mahkûmun öyküsünü temel alarak 14 yıllık bir sürece ışık tutan Karadağ, “Ülke, ölüm oruçları nedeniyle kötü bir sınav verdi. Bu olaya maruz kalıp hastalananlar kaderlerine terk edildi, aileleri travma geçirdi” dedi, Karadağ, “Devletin bu kişilere en azından bir özür borcu var.”şeklinde konuştu.

İnsan hakları hikayesi

Türkiye genelinde aynı anda 20 cezaevinde başlatılan operasyonlar sırasında çekilen ve o yıllarda yayınlanması yasak olan görüntülerde, eylemin çeşitli aşamalarında ölüm orucu koğuşlarından manzaralar yer alıyor. Koğuşlardan dehşet verici görüntüler ilk kez bu filmle ortaya çıkıyor. “Bir insan hakları hikâyesi” olarak nitelendirilen film, cezaevlerinde ve ölüm oruçlarında hayatlarını kaybeden tutuklular ve ailelerine ithaf ediliyor.  'Simurg'da, F Tipi cezaevlerine karşı ilk kez 1996'da başlatılan ölüm oruçlarına katılan 6 arkadaşın, 2000'deki ölüm oruçları ve Hayata Dönüş Operasyonu'na bakışları yansıtılıyor. Refik Ünal, Cafer Gürbüz, Çiğdem Kazan, Hüseyin Muharrem Gündüz, Ali Ekber Akkaya ve Delil İldan'ın hem 2000, hem de 2010 yılında çekilen görüntülerinin kullanıldığı 109 dakikalık film, onların hikâyesi üzerinden şekilleniyor. Korsakoff hastalığına yakalanan, konuşmakta ve yürümekte zorluk çeken 6 arkadaşın düşünceleri, 'gökyüzü altında' çay içmeye duydukları özlem, umutları, tanıklıkları ve bugünleri aktarılıyor.

HABERE YORUM KAT