1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. ‘Silvan operasyonunda DAIŞ mi vardı?’
‘Silvan operasyonunda DAIŞ mi vardı?’

‘Silvan operasyonunda DAIŞ mi vardı?’

Silvan operasyonunda özel birliklerin yer aldığını ve katliam girişiminde bulunduğunu söyleyen HDP’li Baluken, emniyeti operasyonun görüntülerini paylaşmaya davet etti.

A+A-

Operasyonda DAIŞ yöntemlerinin kullanıldığını söyleyen Baluken sordu.HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Silvan’da yaşanan olaylara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Ağır savaş suçları işleniyor” diyen Baluken, “Silvan saray gladyosuna terk edildi. Saray devleti Silvan halkı üzerinde PKK estirdi” dedi.

Operasyonun Diyarbakır dışından gelen “özel birlikler” tarafından yapıldığını ve bıçak göstererek kafa kesme işaretinin yapılması, tekbir getirerek rasgele halka ateş açılması gibi DAIŞ’in kullandığı yöntemlerin kullanıldığını söyleyen Baluken, “Silvan’a getirilen özel birlikler kimlerdir, DAIŞ’le bağlantıları nedir?” diye sordu. Baluken, Valilik ve Emniyeti, Silvan operasyonunun yayınlamaya davet etti.


HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in de aralarından bulunduğu HDP Diyarbakır milletvekilleri, Silvan İlçesi’nde yaşanan olaylara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenen basın toplantısında HDP Diyarbakır Milletvekilleri Çağlar Demirel, Nimetullah Erdoğmuş, Feleknaz Uca, Sibel Yiğitalp, HDP ve DBP’li eş başkanlar ile belediye başkanları hazır bulundu.

Toplantıda konuşan HDP’li Baluken, “Saray darbesi şeklinde fiili bir durum kazanan olağan üstü bir süreçten geçiyoruz. Bunun tüm ülkede devreye konan topyekun savaş konsepti olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyoruz. Savaş konsepti saray darbesini görünür olmaktan çıkarmaktadır. Karşılıklı çatışmalardan dolayı son bir ay içerisinde asker polis gerilla sivil ayrımı yapmadan 200’e yakın yurttaşımız yaşamını yitirmiş, 500 yakın yurttaşımız da yaralanmıştır. Çalışmaya başlayan bu savaş makinesini durdurmadan her gün kıyılan canlarla karşı karşıya kalacağımız kaygısı hepimizi derinden sarsmaya devam etmektedir” dedi.
 
‘Ağır savaş suçları işleniyor’


Yaşanan sivil katliamlara dikkat çeken Baluken şöyle devam etti: “Silopi’de, Ağrı’da, Varto’da, Diyadin’de, Şemdinli’de, Zergelê’de onlarca yurttaşımızın infazı ve katliamı ile sonuçlanan çok ağır savaş suçları işlendi. Bu sivilleri hedef alan ağır savaş suçları konseptinin bir devamı da Diyarbakır’ın Silvan ve Lice ilçeleri başta olmak üzere Hani ve Sur’da da eş zamanlı olarak büyük bir operasyon ile devreye kondu. Ankara’dan gelen talimat ve Diyarbakır Valiliği’nin verdiği emirle bahsi geçen ilçe merkezlerimizin dış dünya ile olan bütün bağlantıları kesilmiştir. Bu vahşet boyutunu katlamış bir şekilde Silvan ve Lice başta olmak üzere Diyarbakır’da devreye konmak istendiğini ve kısmen konulduğu burada gözlemlediğimizi ifade etmek istiyorum.

Silvan’da 17 Ağustos’tan itibaren bütün bir kent ablukaya alınmış ve 18 Ağustos’ta sabah 05.00 civarında da son derece kanlı olan bir operasyonun düğmesine basılmıştır. Bütün bir ilçenin dış dünya ile bütün bağlantıları hukuksuz bir şekilde Ankara’dan verilen talimatlarla buradaki devlet güçleri tarafından kesilmiştir. Elektrik, su telefon, internet gibi en temel erişimler tamamen devre dışı bırakılmış, yüksek binalara ve sokak aralarına yerleştirilen keskin nişancılar ve zırhlı araçlarla adete tarihe geçecek olan büyük bir katliam yapılarak, Türkiye halklarından saklanmak istenmiştir.
 
‘Silvan saray gladyosuna terk edilmiştir’


 “Silvan saray gladyosuna açık bir şekilde terk edilmiştir” diyen Baluken şunları söyledi:

“Bu gladyo güçleri operasyon süresi boyunca tüm talimatları Ankara’dan almış, aldıkları bu talimatlar doğrultusunda Silvan’da Tekel ve Mescit mahalleri başta olmak üzere birçok yerleşim yerinde taş üstünde taş bırakmamışlardır. Operasyon boyunca milletvekilleri ve seçilmişlerin bölgeye sokulmaması buradaki katliam senaryosunun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan girişimlerden sonra milletvekilleri ve seçilmişlerimiz kısmen Silvan’a girebilmiş ve bu sürece  birebir tanıklık etme durumu yaşamışlardır. Silvan’da yaşananlar son derece sınırlı bir şekilde kamuoyuna yansımış. Türkiye halklarını büyük bir kısmı iki gün boyunca Silvan’da yaşananlardan habersiz bırakılmıştır.”
 
‘Saray devleti Silvan halkı üzerinde PKK estirdi’


Silvan’da yaşananları “Silvan’da yaşananların özeti; saray devletinin Silvan halkı üzerine pkk fırtınası estirmesidir” olarak değerlendiren Baluken, “Saray devleti Silvan halkına savaş açmıştır. Silvan’daki pek çok ev ve iş yeri karadan ve havadan yağdıralar bomba mermi ve roketlerle tamamen harap edilmiştir. Pek çok evin çocuk odaları da ve bebek yataklarında bile onlarca öldürücü mermi kovanının bulunmuş olması başlı başına orada yaşananları özetlemeye yeter diye düşünüyoruz.

Bir çok bina ve birçok ev güvenlik güçleri tarafından rasgele taranmış evler ve binalar adeta harabeye dönmüş esnafımıza ait birçok dükkan yakılış, yıkılmış ya da zırhlı araçlarla içerisindeki mallar tamamen tahrip olacak şekilde bilinçli olarak yıkılmıştır. Can ve mal güvenliği gerekçesiyle yapılan operasyon bir bütün olarak Silvan halkının can ve mal güvenliğinin ortadan kaldırmıştır. Bu uygulamalar neticesinde 20 yaşındaki genç bir vatandaşımız yaşamını yitirmiştir. Çoğu ağır olmak üzere onlarca Silvanlı yurttaşımız yaralanmış. Milyonlarca liralık maddi hasar söz konusudur. Bu devlet pkk'nın eserini bu saat itibariyle Silvan’a giden herkes rahatlıkla görebilir” dedi.
 
‘Emniyet, Silvan operasyonunun görüntülerini yayınlasın’


Emniyet ve Valiliği operasyon görüntülerini yayınlamaya davet eden Baluken, “Operasyon görüntüleri Diyarbakır Emniyeti ve Valiliği’nde vardır. Eğer bu söylediklerimizi yalanlayacak en küçük bir beyanları olursa kendilerini Silvan’daki operasyon görüntülerinin tamamını kamuoyuna açıklamaya davet ediyoruz. Çünkü Silvan’da gözaltına alınanların pek çoğuna bu insanlık dışı vahşet görüntüleri bu gladyo güçleri tarafından emniyet binasında izletilmiştir” dedi.
 
‘Silvan’a getirilen özel birlikler kimlerdir, DAIŞ’le bağlantıları nedir?’


Silvan’a özel bir birliğin getirildiğini söyleyen Baluken şöyle devam etti: “Tüm bu pkk dalgası Silvan dışından getirilen özel birlikler tarafından yapılmıştır. Silvan halkı bu birliklerin özel olarak son birkaç gün içerisinde Silvan’a getirildiğini ve burada özel bir pkk dalgası estirmek üzere özel bir genelge ile görevlendirildiği belirtmiştir.

Bu birlikler Silvan sokaklarında pkk estirirken, Silvan halkına DAIŞ ile özdeşleşen kafa kesme işaretleri yapılarak açık tehditler savrulmuştur. Bu pkk operasyonunun her aşamasında IŞİD ile özdeşleşmiş olan özel sloganları Silvan sokaklarına yankılandırmışlardır. Bu özel birlikler kimlerdir? Bunlar Silvan’a nereden getirilmişlerdir? Bunların DAIŞ ile bağlantıları nedir? Silvan halkının DAIŞ yöntemleri ve sloganları ile tehdit eden unsurlar kimlerdir? Bunlar, Rojavada DAIŞ kılığında savaşan özel birlikler olabilir mi? Rojava’da uğradıkları yenilgiyi Silvan sokaklarında zafere dönüştürmeye çalışan özel kuvvetler olabilir mi? Bütün bu soruların acil bir şekilde cevaplandırılması gerekiyor.”
 
‘Sorumlu, sarayda kendini başkomutan ilan eden kişidir’


Baluken devamla şunları söyledi: “Türk silahlı kuvvetleri ve özel kuvvetler içerisine bu DAIŞ ruhunun nasıl sirayet ettirildiğini hükümet ve devlet yetkilileri çıkıp Türkiye halklarına açıklamak zorundadır.

Bütün dünya AKP’nin DAIŞ ile iş tuttuğunu biliyor. Ama bu iş birliği Silvan sokaklarında bir katliam girişimine dönüştürme bunun faturası AKP açısından son derece ağır olur. O nedenle bu sorularımızın ivedilikle yanıtlanmasını talep ediyoruz. Halkımızın can ve mal güvenliği konusunda bu gladyo ve DAIŞ ilişkili çetelerin yarattığı tahribatlar nasıl giderilecektir? Bu soruların cevabını bilen tek kişi sarayda oturan ve kendisini başkomutan ilan eden kişidir.

Saray Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklemek mi istiyor? Her gün 50-100 insanın yaşamını yitirdiği Suriye’de örneğini görmüş olduğumuz tabloyu Diyarbakır başta olmak üzere bütün Türkiye sokaklarına mı taşımak istiyor? Bu soruların tamamına çok rahat cevaplar verebileceğimizi düşünüyorum. Şu anda bölge illerinin tamamında köy boşaltmalar orman yakmalar, güvenlik ayanları gibi gerekçelerle coğrafyayı insansızlaştırma uygulamaları 90’lı yılları kat ve kat aşacak şekilde devreye koymuş durumdadır. Gerilla  cenazelerine yapılan alçakça saldırılar iç savaş arayışının ta kendisidir.”
 
‘Ölen yoksul emekçi halkın çocuklarıdır’


Baluken, “Dün sarayda muhtarlarla yapmış olduğu toplantıda öleceksek bir kez ölelim adam gibi ölelim diyen zihniyeti kabul etmiyoruz. Çünkü ölen kendisi değil, çocuğu değil, yandaşları değil. Ölen yoksul emekçi halkın çocuklarıdır. Biz yaşacaksak insan gibi yaşayalım diyoruz ve bunun yolunun nereden geçtiğini de açık bir şekilde Türkiye halklarına ifade etmek istiyoruz” dedi.
 
‘Davutoğlu’nun açıklamalarını hiçbir karşılığı yoktur’


Baluken seçim hükümeti ile ilgi sorulan soruya da şu yanıtı verdi: “Seçim hükümeti ile ilgili kararımızı daha önce kamuoyu ile paylaştık. Anayasanın vermiş olduğu yetkiliyi kullanacağımızı ve halkımızın yüzde 13 oyla önümüze koyduğu görevi yerine getireceğimizi ifade ettik. CHP’nin kararının HDP’nin karanını değiştirip değiştirmediği yönünde bir soru işareti oldu. HDP diğer siyasi partilere göre politikasına değiştirecek bir parti değil.

Usul acısından bizim karar süreçlerimize parti organlarımıza karar verir. Dışardan herhangi bir şekilde karar süreçlerimize müdahale anlamına gelecek hiçbir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Sayın başbakanın söylemine cevap vermek gerekirse HDP’li değil AKP’li bakanları belirleme yetkisinin de kendisinde olmadığını herkes biliyor.

Bütün karar süreçleri cumhurbaşkanı tarafından veriliyor. Sayın Davutoğlu halen kabinenin nasıl şekillendirileceği ile ilgili tek bir bilgiye sahip değil. Seçim hükümetinde HDP’nin bulunması ile ilgili tavrını da anlamış değiliz. Davutoğlu’nun açıklamalarını hiçbir karşılığı yoktur. Erdoğan bir tavır belirlemeden biz AKP’nin yaklaşımının ne olduğunu öğrenme şansına sahip değiliz. Dün ifade ettiği şeyleri kabul etmek mümkün değil.”
 
‘İmralı’ya gitmek için başvurularımıza cevap verilmedi’


Baluken, İmralı’ya gitme konusunda ise şunları belirtti: “Bu süreç içerisinde hem yazılı başvuralar yaptık hem de sözlü gayri resmi başvurularda bulunduk. Bugüne kadar heyetimize İmralı adasına Sayın Öcalan ile toplantı yapmak üzere olumlu ya da olumsuz hiçbir geri dönüş yapılmamıştır. Ortadaki realite şudur. 4,5 ayı aşkın süredir Sayın Öcalan ağır bir tecrit altındadır. Sen ailesi ne de partililerimizle görüşmesi söz konusu değil. Ama hükümet bu algıyı kırmak için Sayın Öcalan ile görüştüklerini sürekli basına servis ediyorlar.

Biz bu bilgilerin hiçbirinin güvenilir olduğuna inanmıyoruz. Siyasi heyetimiz Sayın Öcalan ile görüşmeden devlet ya da hükümet yetkililerin yapmış olduğu hiçbir açıklama bizim için bağlayıcı değildir. Köyler bombalanırken, gençler sokak ortasında infaz edilirken, sivillere yönelik katliamlar yapılırken topyekun bir savaş konsepti devreye koyarken meseleyi salt heyetimizin İmralı’ya gidip gitmemesi üzeninden ele almak son derece yanılgılı bir yaklaşımdır.

Mesele devlet Kürt meselesinde savaş yöntemlerini uygulayacak mı yoksa demokratik çözüm ve müzakere yöntemlerine mi başvuracak? Eğer demokratik yöntemlere başvuracaksa ağırlaştırılmış savaş koşulları tecrit ortamının kaldırılması gerekiyor.”
Baluken, açıklamanın sonunda basın mensuplarına Silvan’da yaşananların fotoğraflarını gösterdi.

 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler