1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Şiddet katlanarak artıyor
Şiddet katlanarak artıyor

Şiddet katlanarak artıyor

AMİDA Kadın Danışmanlık Merkezi'nin faaliyete geçmesi ile birlikte kentte BDP'li belediyeler tarafından açılan danışmanlık merkezi sayısı 10′a ulaştı. AMİDA Kadın Merkezi Sosyologu Evin Gülekar, kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığını belirterek, “Şiddet katlanarak artıyor. Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz vakaları devlet raporlarında sadece birer istatistiksel veri olarak yer alıyor” dedi.

A+A-
Sur Belediyesi tarafından açılan ve çalışmalarına fiilen 1 Eylül'de başlayan AMİDA Kadın Danışmanlık Merkezi 29 Kasım günü resmi açılışını gerçekleştirmişti. AMİDA Kadın Danışmanlık merkezi ile birlikte Diyarbakır'da BDP'li belediyeler tarafından açılan kadın danışmanlık merkezi sayısı bu şekilde 10′a ulaşmış oldu.
 
Belediyelerin ve kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddetin önlenmesi için açtıkları kurumların çalışmalarını sekteye uğratacak bur uygulama Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından devreye konulan Şiddet Önleme Merkezleri (ŞÖNİM) kadınların tepkisine neden oldu. Kadın örgütleri ve ilgili belediye kadın danışmanlık merkezleri ŞÖMİN'lerle birlikte, “Belediyelere bağlı kadın danışmanlık merkezi ile sığınma evlerinin yok sayıldığına” dikkat çekiyor.
 
'AKP kadını yok sayan tutum içinde'
 
BDP'li belediyelerin kadınlara yönelik çalışmalarını ve ŞÖMİN'leri değerlendiren AMİDA Kadın Merkezi Sosyologu Evin Gülekar, bölgede kadın kurumlarının güçlenmesi anlamında önemli olduğunu söyledi. Uzun yıllar devam eden çatışmalı süreçten kaynaklı ciddi toplumsal travmaların yaşandığını belirten Gülekar, çatışmalı sürecin travmasını en çok kadın ve çocukların yaşadığına dikkat çekti. Gülekar, “Devletin baskısı ile yerlerinden göç etmek zorunda kalan insanlar devletin baskısı ve yeni hayata entegre olma sorunları ile karşı karşıya kaldı. Tam da bu noktada kadına yönelik böylesi savaş süreçlerinde her dönem ciddi bir cins ayrımı, kadına dönük baskı, toplumsal yaşamın tamamen kadınlardan izole edilmesini birebir görüyoruz. AKP geliştirdiği politikalar ile kadınları hedef haline getirdi. Kadını yok sayan bir tutum içindedir” diye konuştu.
 
'Yoldan çıkmış olarak görülüyor'
 
Gülekar, tarihi Sur ilçesi sınırları içerisinde bulunan mahallelerde yaşayanların ağırlıkta 90′lı yıllarda köyleri yıkılıp-yakıldığı için göç eden ve diğer yandan fuhuşa, uyuşturucuya ve her türlü yozlaşma ile karşı karşıya bırakılan sosyal bir kesim olduğunu belirtti.
 
Gülekar, “Bizim misyonumuz, burada yaşayan kadınlara sosyal, fiziksel, hukuksal, ekonomik destek sunmak. Bu konuda onları yönlendirici ve eğitici bilgiler vermektir. Nüfusu 50 bini geçen tüm belediyeler kadın danışma merkezi ile sığınma evi açmalıdır. Türkiye'de bu anlamda harekete geçmeyen yüzlerce belediye var. Bu gün AKP eril iktidarın vücut bulmuş halidir. Kadınlar, adının geçtiği yer yerde birer birer siliniyor ve yeren aile konuluyor. Kadının kadın olmaktan kayraklı sosyal ve hukuki hakları lağvedildi. Kadına sadece aile içinde bir birey olarak özgün hakların tanınıyor. Sokaklarda direnen ve mücadele eden kadınlar ise, birer tehdit ve yoldan çıkarılmış kadınlar olarak görülüyor. Dini değerler üzerinden anladıkları kadın misyonunun dışına çıkmış, dolayısıyla yer yer ahlaksız, kötü, terörist tiplemelerine dönüyor” dedi.
 
'Kadın merkezleri yok sayılacak'
 
Devlet tarafından, Şiddet Önleme Merkezleri (ŞÖNİM) adı altında merkezlerin açıldığını hatırlatan Gülekar, bu kurumla birlikte belediyelere bağlı kadın danışmanlık merkezi ile sığınma evlerinin yok sayıldığını ifade etti. Bu şekilde deneyimli, örgütlü kadın mücadele alanlarının ve kadın hareketlerinin kadınlarla dayanışmalarının önüne geçtiğine dikkat çeken Gülekar, Özellikle kadın merkezlerinin hassasiyetle üzerinde durduğu şiddet, taciz, tecavüz vakalarının ŞÖNİM nedeniyle artık takip edilemeyeceğine işaret etti.
 
'Hukuk erkeği her durumda koruyor'
 
Gülekar, “Dolayısıyla bizim buradaki varlık amacımız, neredeyse sıfıra inecek. Kadın örgütlerinin buna dönük ciddi tepkileri var. Kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor. Şiddet katlanarak artıyor. Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz vakaları devlet raporlarında sadece birer istatistiksel veri olarak yer alıyor. Öldürülen her bir kadın, bir insanın yaşamına saldırıdır ve bu bir katliamdır” diye konuştu.
 
Kadın katliamlarına dönük caydırıcı düzenlemelerin yapılmadığını vurgulayan Gülekar, “Erkek hukukun, erkek devletin ve erkek hakimlerin verdiği kararlar hala önümüzde duruyor. Buna dönük ciddi bir örgütlenme ve mücadele-politika alanı ağı geliştirmiş durumundayız. Tam da bu noktada kadın kurumlarının varlığını çok önemsiyoruz. Kadına yönelik şiddetle, taciz ve tecavüzle mücadele alanı olarak görüyoruz. Tüm bu politikaların karşısında örgütlü olarak mücadele edeceğimizi söylüyoruz” diye kaydetti. 

HABERE YORUM KAT