1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. “Seçimlerin yapılamadığı ortamı tahmin bile etmek istemem”
“Seçimlerin yapılamadığı ortamı tahmin bile etmek istemem”

“Seçimlerin yapılamadığı ortamı tahmin bile etmek istemem”

7 Haziran seçimlerinde Türkiye’de halk, yurttaşlık görevini yerine getirip, iradesini de ortaya koydu.

A+A-

Ancak ortaya çıkan tablo AKP’nin tek başına iktidar olmasını engelleyen bir durumda olunca, bu kez bin bir türlü oyunla halka yeniden sandığın yolu gösterildi. 13 yıllık tek başına iktidar dönemi boyunca halk iradesi deyip, 7 Haziran’daki iradeyi halk iradesi olarak tanımayan siyasi erk, bu kez de seçim güvenliği ile ilgili tartışma başlattı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önce taşımalı seçmen/sandık sistemi önerdi ama çok mümkün görünmediğinden hemen gündemden düşüverdi. Ardından 1990’lardaki çözüm geldi akıllarına. Yani sandıkların polis, jandarma, özel tim tarafından silahla korunması.


Hükümet bunu kendi açısından “PKK tehdidine” tahvil edip, zorunluluk olarak sunuyor. HDP ve demokratik kamuoyu ise PKK’nin baskısından ziyade özellikle kırsalda, 1990’lı yıllarda olduğu gibi güvenlik güçlerinin dayatmasıyla “açık oy-gizli tasnif”, diğer deyişle AKP’ye köylerden blok oy devşirilmesi olarak anlıyor.


Haliyle de bu durumda Ankara’da bölgede 7 Haziran seçimi için güvenli ortam olmadığı ve seçimin ertelenebileceği yönünde yorumlar yapılıyor. DBP’li, CHP’li ve AKP’li belediye başkanlarının büyük kısmı, çatışmalı ortamın seçim güvenliğini zorlaştırdığını ancak sandıkların kurulması gerektiğini söylüyor. Başkanlara göre sandık taşıma ve özel güvenlik bölgeleri seçim sonuçlarını tartışmalı hale getirebilir. Bölgedeki belediye başkanları, çatışmaların seçim güvenliğini zorladığını ancak sandıkların kurulması gerektiğini de vurguladı.


Demokratik Bölgeler Partisi'nden (DBP) Diyarbakır Büyükşehir Eşbaşkanı olan Gültan Kışanak, seçimlerin iptal edilmesine dair kaygılar, Cumhurbaşkanı'nın iptal etmek istediğine dair kuşkuların tartışılmasına rağmen, hiçbir koşulda seçimden kaçınmamak gerektiğini söyledi. Seçimlerin yapılamadığı bir Türkiye'de neler olabileceğini tahmin bile etmek istemediğini dile getiren Kışanak, şöyle dedi:


“Kimin seçimi isteyip istemediği önemli değil. Biz halk olarak seçimlerin yapılması konusunda ısrar etmeliyiz. Ancak seçimlerin de her türlü baskıdan, şiddetten uzak bir ortamda yapılmasını arzu etmeliyiz. Seçimleri engelleyici, baskılayıcı bir ortamdan uzak olarak seçimlerin demokratik bir ortamda yapılması için çaba göstermeli ve ısrar etmeliyiz. Bu son derece hayatidir. Eğer Türkiye'de iklim, seçimlerin yapılamayacağı bir hale gelirse olabilecekleri düşünmek dahi istemiyorum.

Asla böyle bir ortama kimse izin vermemeli, herkes, bu konuda çok net bir şekilde seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasının yanında bir tutum almalıdır. Seçim güvenliği ile ilgili olarak siyaset kurumları bunu ayrıntılı olarak tartışmalıdır. Ancak şu açık ve nettir ki, güvenli bölgeler adı altında bölgede sivillerin girişinin yasaklanması ve halen de bu yasağın sürüyor olması, buralara sandık da kurulamayacağı anlamına geliyor.

İkinci olarak da seçim sathı mahalline girişmişken, güvenlik adı altında sandıkların güvenlik güçleri tarafından kuşatılması yanlıştır. Seçim kanunları eksiklerine rağmen bu seçimlerde de geç erli olmalıdır. Seçim kararı alınmış, şurada iki ay kalmışken, genelgelerle, talimatlarla yeni kurallar koyması, bu seçim atmosferini kendi lehine çevirecek bir durum yaratması asla kabul edilemez. Seçim yasaları neyi gerektiriyorsa, demokratik bir ortamda halkın iradesinin sandığa yansıması için çalışma yapmak lazım. Bunun dışında halkın iradesini kısıtlayan, onu baskı altına alacak olan her türlü girişimden uzak durmak ve bunları engellemek gerekir”


DBP’li Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık ise yaşanan bu koşullarda özellikle Kürt coğrafyasında seçim koşullarının olduğunu söylemenin çok zor olduğunu söyledi. Sakık şöyle devam etti:


“Bu ortam seçimlerin ve siyasetin ruhuna ters. İnsanlar burada can pazarında. Son dönemlerde nasıl faili meçhul cinayetlerin işlendiğini görüyoruz. Zaten olağan bir rejim bile yok Kürdistan'da. Olağan rejimlerin olmadığı bir coğrafyada nasıl seçim yapılacak. İnsanların can güvenlikleri yok. 14 yaşındaki çocuklar öldürülüyor ve bu çocuklar valiler tarafından, kaymakamlar, genel kurmay tarafından gerilla olarak gösteriliyor. Bölgenin birçok yerinde yasak bölgeler var. Bunun anlamı şudur. Yıllardır bu bölgede hukukun askıya alınması demektir yasak bölgeler. Kürdistan'ın dört bir tarafında dolayısıyla hukuk askıya alınmıştır. İnsanlar can pazarındadır.

Bu koşullarda seçime nasıl gidilecektir. Hele hele HDP'nin baraj altında bırakılması için bu oyunların oynandığı düşünüldüğünde, siyaset kurumu bunu tartışmalıdır. Bölgeye görevli olarak gönderilen özel timlerin ruh hali zaten paramparça. Geldikleri coğrafyada, kitaplarını, inançlarını, Allahlarını oralarda bırakarak, ölmeye ve öldürmeye geliyorlar. Böylesi bir ruh hali olan özel timlerin sandık başında olmasıyla seçimlerin sağlıklı bir şekilde yapılması düşünülemez. Bunun dışında zaten insanların her gün teker teker öldürüldüğü bir ortam var.

Bu ortamda ben seçimlerin olma ihtimalini düşünemiyorum. Erdoğan bu baskı altında seçimlerin yapılmasını istiyor. Çiller-Güreş dönemindeki gibi baskılarla buralardan iktidar devşirmeye çalışıyor. Baskıyla halkın iradesini gasp etmeye çalışıyorlar. Ama halk zaten iradesini 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkarmıştı. CHP'yi dışında tutarak, muhalefet, yani MHP bu iradeyi hiçe sayıp, sıkıyönetim ilanını bile istedi. AKP de HDP'nin barajı aşmasıyla ortaya çıkan iradeyi sindiremedi. Bunun üzerine çatışmayı, savaşı tetiklediler. Bölgede şu anda kanımca seçim koşulları yoktur.

Ciddi baskılar vardır. Ama şunu bilmeleri gerekir silah baskısıyla halkın iradesinin önü engellenemez. Halk yine bu seçimlerde demokrasiden yana oyunu kullanacaktır. Yine de ben bu iklimde seçimlerin yapılma olasılığını zor görüyorum. Ama çok geç değil önümüzde 2 aylık bir süreç var, yine çatışmasızlık ortamına dönülebilir ve seçimlerin serbest iradeyle yapılması sağlanabilir”


DBP’li Şırnak Belediyesi Eş Başkanı olan Serhat Kadırhan, sanıldığının aksine Erdoğan'ın seçimleri iptal etmekten ziyade güvenlikg üçleri marifetiyle manipüle etme niyetinde olduğunu belirterek şöyle dedi:


“Benim gördüğüm kadarıyla Cumhurbaşkanı'nın bu seçimleri iptal ettirmek gibi bir niyeti kaygısı yok. Aksine seçimleri yapmayı çok arzuluyor. Ancak birkaç gün önce açıkladığı gibi eğer sandıkların etrafında güvenlik güçleri çember oluşturacaksa, sandıklara müdahaleye zemin hazırlayacak şekilde güvenlik güçlerini devreye koyacaksa, o zaman seçim sonuçları şaibeli hale gelir. Cumhurbaşkanın istediği bu koşullarda seçimler yapılırsa halkın güvenliği tehlikeye girer, halkın üzerinde caydırma gibi anlaşılır. Diyelim ki seçimler iptal oldu. O zaman fili bir başkan çıkacak ortaya, hükümet ortadan kalkacak, meclis ortadan kalkacak ve fiili bir diktatörlük ortaya çıkacak”

 


CHP’li Tunceli Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun ise “Örgütün sandıklara engelleme yapacağını tahmin etmiyorum. Sonuçta, bu bölgede kullanılmayan oylar AKP’nin avantajına” deyi konuştu.


AKP’li Van Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan da “YSK seçim kararı almışsa hükümette seçimin güvenli bir şekilde yapılması için tedbir ve önlemini alır. Bugün dahi seçim yapılsa, bölgede güvenlik sorunu yoktur” dedi.


Diğer yandan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş başkanlığında gerçekleşen HDP’nin kapalı grup toplantısında yaşanan gelişmelerin ele alındığı bildirildi. Bölge milletvekilleri bölgede yaşananların 1990’lı yıllardan daha tehlikeli bir boyuta ulaştığı uyarısı yaptı. Milletvekilleri, çatışma ve şiddetin arttığı bir ortamda seçim yapılmasının gerginliği daha da tırmandıracağı değerlendirmesinde bulunarak seçim güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Özellikle bölgede yapılan operasyonların yerel kolluk kuvvetleri tarafından değil, dışarıdan gelen özel birlikler tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Bölge milletvekilleri, bölgede operasyon yapan birimlerin yerel idari yöneticiler tarafından da tanınmadığı bilgisini aktardı.


Bölge milletvekilleri, ateşkes sağlanmadan seçime gidilmesinin daha büyük tehlikelere neden olabileceği, bölgedeki çatışmanın bu haliyle devam etmesi durumunda 1 Kasım’daki seçim atmosferinin de etkisiyle Türkiye’nin Batı illerine de yayılabileceği uyarısında bulundu. Bölge milletvekilleri, bu koşullarda yapılacak seçimin Türkiye’ye huzur getirmeyeceği, çatışmayı daha da körükleyeceği uyarısında bulundu. Milletvekilleri, seçim güvenliğinin sağlanmasına yönelik alınacak tedbirler kapsamında barış çağrılarının daha kuvvetli yapılması gerektiğini dile getirdi.


Bu arada HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın da “Doğu’da seçim yapılacak bir koşul yok. Bölgeden gelen arkadaşlarımızdan iyi haber yok. Bu koşullarda sandık kurulması imkânsız. Eğer anketler AKP’yi çok düşük gösterirse seçimi erteleme yoluna da gidebilirler” değerlendirmesinde bulunduğu kaydedildi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler