1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Seçimler öncesi Diyarbakır çok gergin
Seçimler öncesi Diyarbakır çok gergin

Seçimler öncesi Diyarbakır çok gergin

Diyarbakır'da 7 Haziran seçiminde yaşanan coşku ve beklenti havası 1 Kasım seçim sürecinde yerini kaygı ve endişeye bırakmış durumda.

A+A-

Yeni seçim Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da patlayan bombaların, bölgede günlerce devam eden sokağa çıkma yasaklarının; karadan ve havadan PKK kamplarına yapılan operasyonların gölgesinde gerçekleşiyor.


Bu yüzden ne Diyarbakır’da ne de bölgenin genelinde heyecan yaratacak bir seçim sürecinden söz etmek zor.
Ankara’da yaşanan bombalı saldırıdan sonra Halkların Demokratik Partisi (HDP) miting ve müzikli kampanya yapmama kararı aldı.


Parti binaları ve seçim ofislerine asılan bayrak ve posterler dışında seçimi anımsatan herhangi bir hareketlilik yok.
Siyasi partiler, seçim çalışmasını daha çok yüz yüze yapılan esnaf ve mahalle ziyaretleri şeklinde sessizce yürütüyor.


7 Haziran'ın galibi HDP'ydi
7 Haziran’da HDP Diyarbakır'daki oyların yüzde 77’lik kısmını alarak 10 milletvekilini Meclis'e göndermişti.
Buna karşılık Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yüzde 14,8 oy oranında kalmış ve sadece birinci sıra adayı Cevdet Yılmaz milletvekili seçilmişti.


Altı ay içinde yaşanan olaylar ve gelişmeler Diyarbakır’da seçinin sonucunu değiştirecek mi, seçmen yaşananlardan nasıl etkilendi, sandığa gitme oranında düşüş olur mu, siyasete bir kırgınlık var mı, Haziran’dan, Kasım’a seçmenin oyunun rengi değişecek mi gibi soruları Diyarbakırlılara sorduk.


Ofis semtinde daha çok gençlerin gittiği onlarca kafe bulunuyor. Gevran Caddesi'nde bir kafede oturan iki gencin yanına gidiyorum. Şakir ve Doğan Dicle üniversitesi İşletme Bölümü’nden geçen yıl mezun olmuş iki sınıf arkadaşı.
Fotoğraflarını çekmemem kaydıyla konuşuyorlar.


Önceki seçimde olduğu gibi bu sefer de HDP’ye oy vereceklerini söylüyorlar.
Haziran’dan bu yana insanlarının kaygılarının büyük oranda değiştiğini ifade eden Şakir, Ankara’daki bombalı saldırıyı hatırlatıyor. Bir de Başbakan Davutoğlu’nun Van’da yaptığı konuşmada “beyaz Toros” açıklamasını eleştiriyor.


“Başbakan, “Beyaz Toroslar” ile halkı tehdit ediyor, adeta seçim sonrası müjdesini veriyor. Yani bize karanlık bir gelecek vadediyor. 7 Haziran’da çok umutluyduk ama pozitif yönde hiçbir olumlu gelişme olmadı” diyor.
Doğan ise HDP’nin 80 vekilinin büyük bir avantaj olduğunu ama siyaset yapmalarına engel olunduğu için pasif kaldıklarını kaydediyor. Barajın ve seçimin artık çözüm olmadığını dile getiriyor:


“Barajı aşsak da bir sorun, aşmasak da. Vekilleri pasif bıraktılar, ne yazık ki hükümetin zorbalığına maruz kaldılar. Siyaset yeri Meclis ama Meclis'i askıya aldılar. HDP’den iki vekil bakan oldu ama Cizre’ye giremediler. Ben ne yapayım öyle bakanlığı, öyle vekilliği. Ankara patlamasında barış isteyen insanları katlettiler. Başbakan çıkmış o patlama bize yaradı diyor. Kürtlere bağımsızlık dışında başka çare yok.”


Şakir de önceki seçimde heyecanın çok yüksek olduğunu hatırlatıyor:
“HDP başarılı oldu. Ama sonuç değişmedi. Çözüm yerine daha çok ölüm yaşandı. Ölümler hayatın olağan bir parçası haline geldi ve işsizliğimi, gelecek kaygımı düşünemiyorum artık. Her an her yerden bir bomba, bir kurşun bizi alıp götürebiliyor ne yazık ki.”
Her iki genç de Türkiye genelinde sandığa gidiş oranında bir düşüşün olacağını, insanlarda bir bıkkınlık olduğunu ve bunun AKP’ye yarayacağını savunuyorlar.


'Silvan'da seçim sonucu değişmeyecek'
Bir başka kafede Açık Öğretim kaydını yapmak üzere Silvan’da gelen iki gençle karşılaşıyorum.
Gençlerden biri Feridon diğeri de olayların sık yaşandığı Konak Mahallesi’nden. Silvan’da üç mahallede sokağa çıkma yasağının dördüncü günde devam ettiğini ve şiddetli çatışmaların yaşandığını belirtiyorlar.


Güvenlik kaygısından dolayı ne fotoğraflarını çekmeme izin veriyorlar ne de isimlerini yazmamı.
Çatışma yaşanan mahallelerde göç yaşandığını belirten gençler, her şeye rağmen sandık başına gideceklerini ve Silvan’da seçim sonucunun değişmeyeceğini söylüyorlar.


“Sandıklar başka mahallelere de gitse de yine gider oyumuzu kullanırız. Biz biliyoruz ki sokağa çıkma yasağının uygulandığı ilçeler HDP’ye en fazla oyun çıktığı yerler. Bu yüzden cezalandırıldığımızı düşünüyoruz.”
Sokağa çıkma yasağı ve çatışmaların olduğu yerlerde insanlarda bıkkınlık olduğuna dikkati çekiyorlar:
“Halk, bu çatışmaların sebep olarak devleti suçluyor. HDP’ye oy verdikleri için cezalandırıldıklarına inanıyorlar. Kaos ortamı ile HDP’yi suçlamak ve halkı HDP’den soğutmak istediler. Belki bunda kısmen başarılı olmuş olabiliriler. Bu yüzden sandık başına gidişte düşüş olabilir."


İnsanların toplu yerlerde dolaşmaktan çekindiği için HDP’nin miting yapmama kararını olumlu karşılıyorlar. Seçimden sonrası için umutlu olduklarını, meclisin açılması ile çözümün koalisyon hükümetinde olduğunu inanıyorlar.


“Meclis işliyor olsaydı, bütün bunlar yaşanmazdı. Seçimden sonra bazı şeyler düzelecek. Koalisyon hükümeti kurulursa durum daha iyi olacak” diye konuşuyorlar.


'Mağdur taraf HDP'
Akşam saat beşten sonra ilçenin adeta ‘Teksas’ gibi olduğunu söyleyerek erken kalkmaları gerektiğini belirtiyorlar. "Tilkinin dönüp dolaşacağı yer yine kürkçü dükkanı” diyerek Silvan’a geri döndüklerini anlatıyorlar.
Bağlar’da yaşayan ev hanımı Hamide Akgün, barıştan ve demokrasiden yana olduğu için oyunu HDP’ye vereceğini söylüyor.


“Selahattin Demirtaş çok iyi bir siyasetçi. Mütevazi ve çok güzel siyaset yapıyor. Ben onun için oyumu HDP’ye vereceğim” diyor.


Hamide, yaşanan çatışmalarda mağdur olan tarafın HDP olduğunu ve oylarının düşmeyeceğini savunuyor.
“İnsanlar çok baskı yaşadı çok zulüm gördü ama bütün bunların sebebi bence Cumhurbaşkanı [Recep Tayyip] Erdoğan. Bu yüzden bu seçimde HDP bence yüzde 15’i de aşacak” diyor.


Yenişehir Kooperatifler Mahallesi’nde bir markete giriyorum.
'Öz yönetim ilanları güvensizliği artırdı'
Market’in işletmecisi İhsan Bey bu seçimde oy kullanmayacağını söylüyor.
Daha önceki seçimlerde AKP'ye oy verdiğini, ama 7 Haziran’da 'kalıcı barış için' HDP’ye oy verdiğini belirten İhsan Bey bu seçimde oy kullanmayacağını söylüyor.


“Öz yönetim” ilanlarını ve HDP, AKP adaylarının çoğunun Diyarbakırlı olmamasını eleştiriyor. Mitingde patlayan bombanın HDP’ye yaradığını ancak Ankara bombasının hiçbir partiye kazandırmayacağını dile getiriyor. Patlamanın arkasında “ dış güçler” olduğunu savunuyor ve patlama sonrası hayatını kaybeden insanların acısını öteleyen siyasi açıklamalardan dolayı siyasetçileri eleştiriyor.


Son dönemde artan "Öz yönetim" ilanları ve yaşanan çatışmalardan dolayı şehirde büyük bir güvensizliğin yaşandığını belirtiyor. Ekonominin dibe vurduğunu ifade eden esnaf, otellere kahvaltılık ürünler sattığını, Dedeman gibi köklü bir otelin bile kapandığını söylüyor:


“Biz oyumuzu barış için HDP’ye verdik ama demek ki barajı aşması çözüm değilmiş. Ne HDP ne de AKP doğru bir siyaset izlemediler. Bu sefer oy kullanmayacağız."


Toplumu iyileştirecek hizmeti ancak Meclis verebilir
Diclekent’te bir kuaför salonuna gidiyorum. Salonun işletmecisi kadın. O da işlerin çok kötüye gittiğini söylüyor. Diğer birçok insan gibi ismini vermek istemiyor ve hedef olmaktan çekindiği için fotoğraf çekmeme izin vermiyor.
Görüştüğüm birçok kişi gibi o da HDP’ye oy verdikleri için Kürtlerin cezalandırıldığını düşünüyor.
“Kadınlar da genelde psikolojileri kötü olduğunda kendilerini daha iyi hissetmek için bakım yapmaya gelirler. Seçimden sonra her şey çok kötüye gitti. Ama şimdi toplumun genelinde kötü bir ruh hali var. Güvenlik kaygısı her şeyden daha önemli hale geldi. İnsanlar erkenden eve gidiyor. Ne yazık ki bizde tüm topluma iyi gelecek bir hizmet yok onun yeri meclis. İnşallah seçimden sonra meclis devreye girer ve bu sorunlar da son bulur." (BBC)

Bu haber toplam 3626 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler