1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Saygın tutum ve iyi hal indirimi matbu uygulama haline geldi
Saygın tutum ve iyi hal indirimi matbu uygulama haline geldi

Saygın tutum ve iyi hal indirimi matbu uygulama haline geldi

Diyarbakır’da bir çocuğun başına taş vurularak bayıltılarak cinsel istismarda bulunulması olayı davasında, sanık için istenen 43 yıllık cezanın ‘saygın tutum’ nedeniyle 11 yıl 8 aya indirilmesini eleştiren Mazlum-Der, ceza davalarında matbu bir uygulama haline gelen “İyi hal veya saygın tutum indirimi”nin birçok suç tipi için daha özel bir inceleme gerekmesine rağmen, davaların niteliğine bakılmaksızın bir rutin uygulamaya dönüşmüş olması toplumsal vicdanı oldukça rahatsız eden kararlara sebep olduğu kaydedildi.

A+A-

Mazlum-Der Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, Diyarbakır’da bir çocuğun başına taş vurularak bayıltılarak cinsel istismarda bulunulması olayı davasında, sanık için istenen 43 yıllık cezanın ‘saygın tutum’ nedeniyle 11 yıl 8 aya indirilmesini sert sözlerle eleştirdi.
 
“Bu kararlar toplum vicdanını rahatsız ediyor”


Söz konusu dava ve benzeri davalar için Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan, ceza davalarında matbu bir uygulama haline gelen “iyi hal veya saygın tutum indirimi”nin birçok suç tipi için daha özel bir inceleme gerekmesine rağmen, davaların niteliğine bakılmaksızın bir rutin uygulamaya dönüştüğü belirtilen Mazlum-Der Kadın Komisyonu açıklamasında, bu durumun toplumsal vicdanı oldukça rahatsız eden kararlara sebep olduğu belirtildi.
 
 “Adaletsiz uygulamalar kadınları bir kez daha mağdur etmektedir”


Mağdurun değil de sanığın “psikolojisini” düşünülerek alınan kararların, ne hukuken ne de vicdanen kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:


 “En son Diyarbakır’da karşımıza çıkan uygulamada 14 yaşındaki bir çocuk mağdurun başına taşla vurup, bayıltarak cinsel istismarda bulunulması sebebiyle sanık hakkında savcının 43 yıl ceza verilmesi istemine rağmen “saygın tutum” nedeniyle cezada indirim uygulanarak sanığa 11 yıl 8 ay hapis cezası verilmiştir. Geçtiğimiz günlerde ise TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz’ı bıçaklayarak öldüren zanlı hakkında da “tutku derecesinde aşırı sevgiden kaynaklı” duygusallığın etkisiyle cinayeti işlediğinin savunulması ile zanlının cezasında indirim uygulanmıştır. Mağdurun değil de sanığın “psikolojisini” düşünülerek alınmış bu karar, ne hukuken ne de vicdanen kabul edilmesi mümkün olmayan bir karardır. Maalesef bu bahsettiğimiz “ceza indirim” olayları münferit değil, adeta sistematik olarak uygulana gelen sanığın lehine sonuçlanan davalardan sadece ikisidir.  Kadın cinayetlerinde ve cinsel istismar vakalarında uygulanmaya devam eden bu adaletsiz uygulamalar ile mağdur olan kadınlar bir kez daha “cezalandırmaktadır”.  
 
 “Bu durum adeta suçu teşvik ediyor”


Cinsel saldırılar ve şiddet söz konusu olduğunda faili değil mağduru suçlayan kabul ve söylemler, bu söylemleri besleyen düşünüş ve inanış biçimleri bu toplumun bir gerçeği olarak her gün çeşitli vesilelerle kendini göstermektedir. Toplumda namus ve aile birliği gibi kavramlar, kadınların şiddete maruz kalmadan insanca yaşama haklarını ellerinden almaya mazeret olarak sunulmakta, bu uğurda uygulanan şiddet toplum tarafından mazur görülmekte hatta ödüllendirilmektedir.

 Toplumda ki bu çarpık anlayış sebebiyle cinsel istismara uğrayan kadınların ve çocukların bu durumu dile getirmesi dahi zorken, bu davaların,  zanlının lehine sonuçlanması; kadınları korumayan ve adli mercilere başvurmayı teşvik etmeyen yargı sisteminin varlığı, kadınların adli mercilere başvurma haklarını kullanmaları yönünde yıldırılmaktadır. Bu durum söz konusu suçları işlemeye teşvik ettiği gibi çarpık toplumsal kabulleri de beslemektedir.
 
 “Kadın cinayeti ve cinsel istismar davalarında saygın tutum ve indirim kabul edilemez”


Kadın cinayetleri ve cinsel istismar vakalarında sanık hakkında saygın tutum indirimi, iyi hal indirimi yapılarak ceza indirimine gidilmesi kesinlikle vicdanen ve hukuken kabul edilebilmesi mümkün değildir. İnsani değerlere sığmayacak, insan onurunu yerle bir eden davranışları gerçekleştiren bir kimseye “iyi hal”, “tahrik” gibi gerekçelerle takdiri indirim uygulanması hakka, adalete ve hükmün konuluş gayesine uygun olmadığı gibi meşru da değildir. Bu durum söz konusu suçları işlemeye teşvik ettiği gibi toplumda hali hazırda var olan çarpık toplumsal kabulleri de beslemektedir. Ceza hukukunun bir amacının da suçlu kimseyi topluma kazandırmak olduğu düşünülürse bile bu uygulama özellikle kadın cinayetleri, cinsel saldırı, çocuk istismarı gibi insanlığa sığmayan ve aşağılıkça işlenen adli suçlarda hiçbir şekilde uygulanmamalıdır”
 
 “Ceza kanununda bu suçlar gözden geçirilsin”


Mazlum-Der Diyarbekir Şubesi Kadın Komisyonu olarak; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın karara itiraz ederek, Diyarbakır’da yaşanan davaya katılmasını olumlu bulmakla beraber aynı refleksin kadın cinayetleri, cinsel saldırı ve istismar ile ilgili diğer ceza davalarında da verilmesini talep ettikleri belirtilen açıklamada, “Ayrıca, kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddetin failleri yargılama sürecinde hiçbir şekilde tahrik unsuru gerekçe gösterilmeden muhakeme edilmesini,  şiddetle etkin mücadelenin gereği olarak caydırıcılığın sağlanması için infaz yasasının getirdiği indirimlerden muaf tutulmamasını ve TBMM tarafından ilgili komisyonlarca Ceza Kanunu’nun bu suçlarla ilgili cezaları gözden geçirmesini;  insan hakları ve toplumsal normlar esas alınarak adil bir şekilde düzenlenmesini ivedilikle talep ediyoruz”

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler