SON DAKİKA:
Karakter boyutu :


Savaşma Görüş (Ahmet Hakan)
15 Eylül 2011 Perşembe 10:37EY PKK yetkilileriyle Oslo'da yaptıkları görüşmenin kaseti ortalığa dökülen yetkililer!
Sakın utanmayın!
Sakın geri adım atmayın!
Sakın “eyvah, yakalandık” demeyin!
Sakın paniklemeyin!
Sakın “Vay, teröristlerle pazarlık ha” türü çıkışmalara aldırış etmeyin!
Sizler Oslo denilen yerde...
Kanı kanla temizlemek için...
Ölümleri ölümlere eklemek için...
Daha fazla gözyaşı için...
Dağları mesken tutanların sayısını artırmak için...
Çözümsüzlüğü kalıcı kılmak için...
O görüşmeyi yapmadınız.
Noktasına, virgülüne kadar dinlediğimiz o kasette söylediklerinizden çıkan sonuç şudur:
Sizler kanın durması için çırpınmışsınız.
Sizler dağdakilerin dağdan indirilmesi için çaba sarf etmişsiniz.
Sizler kalıcı bir barış için dil dökmüşsünüz.
Sizler hiçbir şey eskisi gibi olmasın diye gayret etmişsiniz.
Sizler analar ağlamasın diye konuşmuşsunuz.
Ve hepsinden önemlisi...
Bu kadar kritik bir süreçte, bu kadar kritik bir görüşmeyi yaparken...
“Kirli bir pazarlık” bağlamına girecek, böyle bir algı yaratacak tek bir kelime bile etmemişsiniz.
Ey PKK yetkilileriyle Oslo'da yaptıkları görüşmenin kaseti ortalığa dökülen yetkililer!
Unutmayın ki:
Bir insan ancak “Daha fazla kan aksın” diye çaba sarf ederken yakalanırsa utançtan yerin dibine girer.
“Kan dursun” diye çaba sarf edenlere ise ancak bunun şerefini ve onurunu bir madalya gibi göğüste taşımak düşer.
Tarkan sevgisinin öğrettiği beş şey
BİR: Sonunda hep efendilik kazanır.
İKİ: Bunca kinin, kirin, nefretin, çekememezliğin ortasında bile “temiz” algısı uyandırmak mümkündür.
ÜÇ: Şefkat ki en çok kadınlarımızı sarar.
DÖRT: Her lafa atlamadan, her saldırıya cevap vermeden, her sataşmaya efelenmeden de düşmanları alt etmek mümkündür.
BEŞ: Yapmacık olduğuna dair işaretler verse bile sevecenlik, ancak işi iyi yapanlarda çarpan etkisi gösterir.
Hem yerdim hem de övdüm
Füze kalkanı meselesi benim de midemi bulandırıyor.
Söz söyleme hürriyetinin sınırlarının daraltılması bende de bir boğulma hissi yaratıyor...
Ben de çıkan iddianameleri hiç beğenmiyorum.
Ben de tutuklamayı cezaya dönüştüren anlayıştan müştekiyim.
Ben de hükümetin evrensel normlara uygun çağdaş bir demokrasi yerine “bizimkilerin iktidarı” peşinde koştuğuna dair işaretler görüyorum.
Ben de “Kürt sorunu”nun çözümü konusunda hükümetin eski cesaretinin kalmamasından yakınıyorum.
Ben de gerileten askeri vesayetin yerine neyin getirilmek istendiği konusunda ciddi kuşkulara sahibim...
Ama fakat lakin...
Bütün bunlara karşın...
Başbakan Erdoğan'ın Filistin duyarlılığını bayrak yapmasını...
Arap sokaklarında bir delifişek gibi esmesini...
İsrail'e haddini bildirmesini...
Mısır'a laiklik tavsiyesinde bulunmasını...
Tahrir Meydanı'nı avucunun içine almasını...
Liderliğinin sınırlarını alabildiğine genişletmesini...
Filistin halkıyla riyakârca olmayan bir ilişki kurabilmesini...
Heyecanla, takdirle, beğeniyle, gıptayla, alkışla, övgüyle takip ediyorum.
Son dönemin en hakiki tartışması
HER şey Taraf gazetesinden Yıldıray Oğur'un bir yazısıyla başladı / Sonra yine Taraf'tan Ahmet Altan girdi topa / Bu iki yazıya cevap Yeni Şafak yazarı Hakan Albayrak'tan geldi / Taraf'tan Mehmet Baransu da aynı konuda yazdı / Yıldıray Oğur bir yazı daha yazarak Hakan Albayrak'a yanıt verdi.
Ve ardından diğer yazılar sökün etti...
Tartışma konusu “Mavi Marmara'da farklı bir direniş sergilenebilir miydi?” konusuydu.
Size bir şey söyleyeyim mi?
Ben son günlerde hiç bu kadar hakiki, etkili, çaplı, erdemli ve güçlü bir tartışmaya tanık olmadım.
Bel altı vurma yoktu, konuyla alakası olmayan konuları gündeme getirme yoktu, kalleşlik yoktu, ima etme yoktu, şahsiyete girme yoktu.
Taraflar en küçük bir kasmaya prim vermeden sözlerini sonuna kadar söylediler.
Bu, öyle muhteşem bir tartışmaydı ki kimi okusam ona hak verir oldum.
Kısacası...
“Rahmet” doğuracak türden bir ihtilaftı bu... Tartışmaya katılanların elleri dert görmesin.
CHP'nin önünde iki seçenek var
İLETİŞİM uzmanı Necati Özkan'ın Milliyet'te yayımlanan “CHP neden yenemedi” sorusuna yanıt arayan yazı dizisini dikkatle okudum/okuyorum.
Uzun yazıdan benim çıkardığım sonuç şudur:
CHP...
Ya seçimden önce ürkerek de olsa ortaya attığı “Yeni CHP” fikrini ve tezini, Önder Sav'lardan falan korkmadan en yürekli, en cesur, en şeffaf, en açık bir şekilde toplumun önünde hesaplaşarak dile getirecek.
Ya da “Yeniyiz dediysek de o kadar değil” diye kekelemeye devam edecek.
CHP birincisini yaparsa kurtulur, ikincisini yaparsa yüzde 20'ye bir mıh çakılır.
Atanmayan öğretmenler
TWITTER'ı açıyorum: Atanmayan öğretmenler sorunu...
Mail kutusunu açıyorum: “Bizler atanma sözü verildiği halde ataması yapılmayan öğretmenler...” diye başlayan mektuplar.
Yolda geçerken çevriliyorum: “Ben atama bekleyen öğretmenim” diye başlayan bir sohbet başlıyor. Atanmadığı için intihar eden öğretmen adaylarından söz ediliyor. Bir büyük çaresizlik... Bir büyük sorun.
Eski Milli Eğitim Bakanı söz vermiş, “Ağustosta 55 bin öğretmen atanacak” diye...
Atamaları yapılmayan öğretmen adayları sürekli bu sözü anımsatıyorlar.
Yeni Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'den rica ediyorum: Lütfen bir açıklama yapın, lütfen bir yaklaşım getirin, lütfen bir çözüm bulun.
Yoksa kabak bizim başımıza patlıyor.
Sakın “eyvah, yakalandık” demeyin!
Sakın paniklemeyin!
Sakın “Vay, teröristlerle pazarlık ha” türü çıkışmalara aldırış etmeyin!
Sizler Oslo denilen yerde...
Kanı kanla temizlemek için...
Ölümleri ölümlere eklemek için...
Daha fazla gözyaşı için...
Dağları mesken tutanların sayısını artırmak için...
Çözümsüzlüğü kalıcı kılmak için...
O görüşmeyi yapmadınız.
Noktasına, virgülüne kadar dinlediğimiz o kasette söylediklerinizden çıkan sonuç şudur:
Sizler kanın durması için çırpınmışsınız.
Sizler dağdakilerin dağdan indirilmesi için çaba sarf etmişsiniz.
Sizler kalıcı bir barış için dil dökmüşsünüz.
Sizler hiçbir şey eskisi gibi olmasın diye gayret etmişsiniz.
Sizler analar ağlamasın diye konuşmuşsunuz.
Ve hepsinden önemlisi...
Bu kadar kritik bir süreçte, bu kadar kritik bir görüşmeyi yaparken...
“Kirli bir pazarlık” bağlamına girecek, böyle bir algı yaratacak tek bir kelime bile etmemişsiniz.
Ey PKK yetkilileriyle Oslo'da yaptıkları görüşmenin kaseti ortalığa dökülen yetkililer!
Unutmayın ki:
Bir insan ancak “Daha fazla kan aksın” diye çaba sarf ederken yakalanırsa utançtan yerin dibine girer.
“Kan dursun” diye çaba sarf edenlere ise ancak bunun şerefini ve onurunu bir madalya gibi göğüste taşımak düşer.
Tarkan sevgisinin öğrettiği beş şey
BİR: Sonunda hep efendilik kazanır.
İKİ: Bunca kinin, kirin, nefretin, çekememezliğin ortasında bile “temiz” algısı uyandırmak mümkündür.
ÜÇ: Şefkat ki en çok kadınlarımızı sarar.
DÖRT: Her lafa atlamadan, her saldırıya cevap vermeden, her sataşmaya efelenmeden de düşmanları alt etmek mümkündür.
BEŞ: Yapmacık olduğuna dair işaretler verse bile sevecenlik, ancak işi iyi yapanlarda çarpan etkisi gösterir.
Hem yerdim hem de övdüm
Füze kalkanı meselesi benim de midemi bulandırıyor.
Söz söyleme hürriyetinin sınırlarının daraltılması bende de bir boğulma hissi yaratıyor...
Ben de çıkan iddianameleri hiç beğenmiyorum.
Ben de tutuklamayı cezaya dönüştüren anlayıştan müştekiyim.
Ben de hükümetin evrensel normlara uygun çağdaş bir demokrasi yerine “bizimkilerin iktidarı” peşinde koştuğuna dair işaretler görüyorum.
Ben de “Kürt sorunu”nun çözümü konusunda hükümetin eski cesaretinin kalmamasından yakınıyorum.
Ben de gerileten askeri vesayetin yerine neyin getirilmek istendiği konusunda ciddi kuşkulara sahibim...
Ama fakat lakin...
Bütün bunlara karşın...
Başbakan Erdoğan'ın Filistin duyarlılığını bayrak yapmasını...
Arap sokaklarında bir delifişek gibi esmesini...
İsrail'e haddini bildirmesini...
Mısır'a laiklik tavsiyesinde bulunmasını...
Tahrir Meydanı'nı avucunun içine almasını...
Liderliğinin sınırlarını alabildiğine genişletmesini...
Filistin halkıyla riyakârca olmayan bir ilişki kurabilmesini...
Heyecanla, takdirle, beğeniyle, gıptayla, alkışla, övgüyle takip ediyorum.
Son dönemin en hakiki tartışması
HER şey Taraf gazetesinden Yıldıray Oğur'un bir yazısıyla başladı / Sonra yine Taraf'tan Ahmet Altan girdi topa / Bu iki yazıya cevap Yeni Şafak yazarı Hakan Albayrak'tan geldi / Taraf'tan Mehmet Baransu da aynı konuda yazdı / Yıldıray Oğur bir yazı daha yazarak Hakan Albayrak'a yanıt verdi.
Ve ardından diğer yazılar sökün etti...
Tartışma konusu “Mavi Marmara'da farklı bir direniş sergilenebilir miydi?” konusuydu.
Size bir şey söyleyeyim mi?
Ben son günlerde hiç bu kadar hakiki, etkili, çaplı, erdemli ve güçlü bir tartışmaya tanık olmadım.
Bel altı vurma yoktu, konuyla alakası olmayan konuları gündeme getirme yoktu, kalleşlik yoktu, ima etme yoktu, şahsiyete girme yoktu.
Taraflar en küçük bir kasmaya prim vermeden sözlerini sonuna kadar söylediler.
Bu, öyle muhteşem bir tartışmaydı ki kimi okusam ona hak verir oldum.
Kısacası...
“Rahmet” doğuracak türden bir ihtilaftı bu... Tartışmaya katılanların elleri dert görmesin.
CHP'nin önünde iki seçenek var
İLETİŞİM uzmanı Necati Özkan'ın Milliyet'te yayımlanan “CHP neden yenemedi” sorusuna yanıt arayan yazı dizisini dikkatle okudum/okuyorum.
Uzun yazıdan benim çıkardığım sonuç şudur:
CHP...
Ya seçimden önce ürkerek de olsa ortaya attığı “Yeni CHP” fikrini ve tezini, Önder Sav'lardan falan korkmadan en yürekli, en cesur, en şeffaf, en açık bir şekilde toplumun önünde hesaplaşarak dile getirecek.
Ya da “Yeniyiz dediysek de o kadar değil” diye kekelemeye devam edecek.
CHP birincisini yaparsa kurtulur, ikincisini yaparsa yüzde 20'ye bir mıh çakılır.
Atanmayan öğretmenler
TWITTER'ı açıyorum: Atanmayan öğretmenler sorunu...
Mail kutusunu açıyorum: “Bizler atanma sözü verildiği halde ataması yapılmayan öğretmenler...” diye başlayan mektuplar.
Yolda geçerken çevriliyorum: “Ben atama bekleyen öğretmenim” diye başlayan bir sohbet başlıyor. Atanmadığı için intihar eden öğretmen adaylarından söz ediliyor. Bir büyük çaresizlik... Bir büyük sorun.
Eski Milli Eğitim Bakanı söz vermiş, “Ağustosta 55 bin öğretmen atanacak” diye...
Atamaları yapılmayan öğretmen adayları sürekli bu sözü anımsatıyorlar.
Yeni Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'den rica ediyorum: Lütfen bir açıklama yapın, lütfen bir yaklaşım getirin, lütfen bir çözüm bulun.
Yoksa kabak bizim başımıza patlıyor.
Haber Kaynağı : 

Okunma Sayısı : 1048
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
DİĞER HABER BAŞLIKLARI


SON HAFTANIN SKORU



3
1
Bugsaşspor
Diyarbakırspor
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































































