1. HABERLER

  2. RÖPORTAJLAR

  3. Savaşa karşı barış hamlesiyle sahaya ineceğiz
Savaşa karşı barış hamlesiyle sahaya ineceğiz

Savaşa karşı barış hamlesiyle sahaya ineceğiz

"Biz bu savaşı durduracağız" diyen HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, savaşa karşı barış hamlesi başlatacaklarını ve "Size savaş yaptırmayacağız" sloganıyla da sahaya ineceklerini söyledi.

A+A-

Güney Kürdistan yönetimine "Halkınız katlediliyorsa bunu uluslararası mahkemelere taşımalısınız" çağrısında bulunan Demirtaş, uluslararası alanda "Kürtlere yeniden ihanet ediliyor" iddialarına ilişkin, "O iş o kadar kolay değil, Kürtler örgütlülüğünü ve bu direnişini sürdürdükçe, 'Al İncirlik'i ver Kürtleri' gibi pazarlık yapılamaz" dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın rol ve misyonuna dikkat çeken Demirtaş, "O bir halk lideridir, benim onun yerine geçme gibi ne tarihsel bir gerçekliğim vardır, ne de böyle bir siyasi ahlaksızlığa sahibim. Bize Öcalan'sız, Öcalan'a rağmen çözümler dayatıldı ama bunları kabul etmediğimiz için hedef haline getirildik" diye konuştu.


HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, iç siyaset kadar dış siyaseti, Kürtler arası ilişkiyi, AKP'nin HDP üzerindeki hesapları ve baskı politikalarını, hükümetle yapılan görüşmeleri, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın rolü ve HDP'nin yeni süreçte neler yapacağını da değerlendirdi. Toplumun savaştan yana olmadığını ve HDP'nin savaşa karşı barış tutumunda ısrar edeceğinin altını çizen Demirtaş, Dicle Haber Ajansı'nın (DİHA) sorularını yanıtladı.
 
* Bir yandan hükümet kimi STK'leri yanına alarak "savaş mesajları" verirken, öte yandan geçenlerde bir grup STK temsilcisi de sizi ziyaret etti...
 
Evet. Bizi ziyaretlerinde "Oradaki görüntü bizim bilgimiz dışında oldu" dediler. "Biz orada öyle bir şey yapılacağını bilmiyorduk" dediler. Dolayısıyla Başbakan'la ayrı ayrı görüşmeler yaptı onların birçoğu. Özellikle bölgeden gelen oda ve meslek kuruluşu başkanları oradaki tablonun yanlış olduğunu ve kendilerinin o tablonun bir parçası olmadıklarını ifade etti. HDP'ye oy vermiş ya da vermemiş, Türkiye'nin batısındaki birçok kesim bu savaştan ciddi derecede rahatsız olduklarını ve desteklemediklerini ifade ediyorlar. Ama herkes HDP'den bir rol, misyon bekliyor. Başlatılmak istenen bu kirli savaştan HDP'nin siyaseten öne çıkması, rolünü, pozisyonunu oynaması, seçim sürecinde verdiği sözleri yerine getirmesini bekliyorlar.
 
* Peki, ne yapacaksınız?
 
Aslında biz de bu konuda eksiklikler yaşadık ama hızlı bir şeklide toparlanıp, bir inisiyatif, ön almak, savaşı durduracak güçlü bir siyasi, barış hamlesiyle "Size savaş yaptırmayacağız" sloganıyla sahaya ineceğiz. Çok fazla diplomatik görüşme yaptık. Sivil toplum kuruluşlarıyla, siyasi partilerle görüşme yaptık. Bütün il ve ilçe örgütlerimizle toplantılar, eşbaşkanlarımız, MYK ile toplantılar yaptık. HDP bileşenleriyle bir araya geliyoruz. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir araya geleceğiz.
 
* Başka diplomatik temaslarınız olacak mı?
 
Elbette, bu hafta içerisinde Avrupa Parlamentosu'nda çeşitli görüşmeler yapacağım, Brüksel'de. Hakeza, yerellerde STK ile yerel medya kuruluşları ile toplantılar planlıyoruz. Bunun dışında çok sayıda büyükelçilikle görüşme gerçekleştirdik ve yaklaşımımız anlattık, anlatıyoruz. Şimdi bütün bu ön toplantılardan sonra biz artık barış mitinglerini halk toplantılarıyla toplumun barış çığlığını, müzakereye dönme isteğini görünür kılacağız.

 

Bu doğrultuda herkesin önümüzü açacak söylemler, HDP'nin yaptığı çağrılara icap eden bir yaklaşım sergilemesini bekliyoruz. Hükümet çağrılarımıza ve politikalarımıza çok çiğ yaklaşıyor. KCK'nin de, HDP'nin yaptığı çağrılar, HDP'nin pozisyon alma, siyasi alan açma girişimlerine değer biçen bir yaklaşımla konuyu ele almasını iletiyoruz. Yaptığımız çağrılar ve ortaya koyduğumuz politika çözümün önünü açma politikalarıdır.

 

Apolitiklik değildir. HDP Türkiye sahasında çok büyük bir siyasi alan yaratmıştır. Ve bu yeni yaratılan siyasi alan çok hassas, neredeyse pamuk ipliğine bağlı dengeler üzerine kuruludur. Dolayısıyla hele bizim barış konusunda ön alabileceğimizi gösterme konusunda yaptığımız hamlelerin boşa çıkarılmaması lazım. Hükümet bunu yapmaya çalışıyor. Hükmet HDP'nin işlevsiz olduğunu göstermeye çalışıyor. Şimdi herkes bir anda HDP'nin işlevsiz olduğunu ortaya koymaya çalışırsa HDP rolünü oynayamaz. Dolayısıyla biz Türkiye toplumuna verdiğimiz sözün gereği olarak, tüm kadrolarımızla yönetimlerimizle yaptığımız toplantılarda bir savaşın önünü alacak pozisyon yaratmaya çalışıyoruz ve siyaseten üzerimize düşen rolü oynamaya çalışıyoruz, oynamakta da kararlıyız.
 
* Nasıl bir rol üstlenme durumu düşünüyorsunuz?
 
Biz bu savaşı durduracağız. Bizim işimiz budur. Siyasi çözüm hamlesini tekrar öne çıkarmak siyasetçilerin işidir. Dolayısıyla bizim bu konudaki duruşumuzda bir değişiklik olmayacak. Biz çağrılarımızı yineleyeceğiz, tekrarlayacağız ama aynı zamanda bunu pratik sahada tabanımızla birlikte örgütlü bir güç olarak hayata geçireceğiz.
 
* Bir yandan da halka yönelik saldırılar yoğunlaştı...
 
Elbette ki halka dönük saldırılar, tutuklamalar, gözaltılar, özellikle cenazelere dönük hakaretvari yaklaşımlar kabul edilebilir değil. Halk bu konuda kesinlikle inisiyatifli olmalıdır. DTK'nin, DBP'nin, HDP'nin ve HDK'nin bu süreçte ayrı ayrı rol ve misyonları var ve tamamlayıcı olmak zorundayız. Bu tamamlayıcılık ve koordinasyon iyi olursa ben inanıyorum ki hükümetin başlattığı bu saldırı dalgası çok kısa sürede kırılacaktır.

 

Psikolojik üstünlüğü ele geçirmeye çalışıyorlar, iktidarı kaybetmiş olmalarına rağmen zayıf bir iktidar, geçici bir iktidar görünümünden çıkıp seçim öncesinden daha güçlü bir iktidar izlemini vermeye çalışıyorlar. HDP'nin etrafından buluşmuş olan demokrasi güçlerini dağıtmaya çalışıyorlar. Şu mesajı vermek istiyor topluma, AKP ve onun önderliği; "Biz seçimle de gitmiyoruz. Biz sandıkla bile artık kaybetmeyiz. Dolayısıyla herkes pozisyonunu ona göre alsın. Biz bu ülkenin artık kalıcı iktidarıyız. Sandıkla bile götüremezsiniz" demeye çalışıyor ve korku yaymaya çalışıyor. Ve bazı insanlar, bazı kesimler dikkat ederseniz, "Ya bunlar sandıkla bile gitmiyorsa artık demek ki bizim bunlara karşı pozisyon almamamız lazım yoksa zarar ederiz" gibi bir orta yolcu pozisyon almaya çalışıyorlar. Bunu giderek topluma bir korku bir kaygı halinde yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Bizim bu psikolojik saldırı dalgasını da kırmamız gerekiyor.
 
* Uluslararası alanın tutumuna ilişkin görüşmeler yaptınız ama mesela ABD'de bazı tartışmalar var, "Kürtler yeniden satılıyor" gibi. Oradaki tutum nedir?
 
Hayır. Bu konu o kadar basit değil. "Al İncilik'i ver Kandil'i" gibi ucuz bir pazarlıkla bu işler tartışılamaz, tartışılmaması lazım, böyle de ele almamak lazım. Kürtler, Ortadoğu'da büyük bir güç artık. Öyle küçük pazarlıklarla da alışveriş unsuru haline getirebilecek bir güç değil Kürtler. Dolayısıyla da Kürtler kendi gücünü korudukça, özellikle IŞİD barbarlığına karşı ortaya koyduğu zaferi, direnişi büyüttükçe bütün dünya genelindeki diplomasi alanındaki gücünü, meşrutiyetini, haklılığını her saat daha fazla artırıyor. AKP'de bu savaşı uluslararası güçlerin tam desteği ile yürütmüyor. Bunun da bilinmesi lazım. Uluslararası güçler çok sınırlı bir destekle, çok sınırlı bir anlayışla AKP'nin bu operasyonlarına yaklaşıyorlar. Özellikle IŞİD'e karşı Kürtlerin sahada çok etkili olduğunu bütün dünya biliyor. Bu etkili güce yönelik saldırı uluslararası kamuoyunda toplumda rahatsızlık yaratmış durumda.

 

Bu rahatsızlığı doğru bir diplomasi kazancına dönüştürmenin yolu da içeride AKP'nin savaşa çekme tuzağından mümkün olduğunca düşmemek olmamalıdır. Bunu, özellikle kullanıyorum bu cümleyi; AKP'nin Türkiye'de yeniden savaşa çekme tuzağına karşı çok dikkatli hamleler yapmak lazım. Uluslararası meşrutiyetin, desteğin bu kadar güçlü olduğu bir zamanda yeniden içeride derinlikli bir savaş başlatma tuzağından diplomatik ve siyasi hamlelerle Kürtlerin çıkmayı bilmesi lazım.

Bu haber toplam 772 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler