1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. SAMER'den DAİŞ çalıştayı
SAMER'den DAİŞ çalıştayı

SAMER'den DAİŞ çalıştayı

DAİŞ'in Ortadoğu'daki etkileri ve Türkiye'nin dış politikalarını tartışmak amacıyla Diyarbakır'da bir çalıştay düzenleyecek olan SAMER'in Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Genç, Türkiye'nin dış politikasının Kürt karşıtı güçleri destekleme üzerine kurulu olduğunu belirterek, Türkiye'nin Kobanê ile Efrîn kantonları arasında hayata geçirmeye çalıştığı tampon bölge ile Kürtlerin buluşmasını önlemek istediğini söyledi.

A+A-

Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) öncülüğünde son gelişmeler ışığında DAİŞ'i, Ortadoğu'daki stratejisini ve Türkiye'nin dış politikasını tartışmak üzere Diyarbakır'da çalıştay düzenliyor.

9 Ağustos Pazar günü saat 09.30'da Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda yapılacak çalıştay, "Değişen Ortadoğu Dinamiklerinde IŞİD", "Türkiye'nin Ortadoğu Krizi" ve "Yeni Çatışma Süreci ve Kürdistan'a Etkileri" konu başlıklarıyla üç oturumla gerçekleştirilecek. Çalıştaya, Prof. Dr. Veysel Ayhan, Dr. Kaan Dilek, araştırmacı-yazar Hüseyin Aslan, Prof. Dr. Mesut Yeğen, Yrd. Doç. Dr. Seda Altuğ, Prof. Dr. İlhan Uzgel, araştırmacı-yazar Erdoğan Aydın, Prof. Dr. Mithat Sancar, HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Kobanê Kantonu Dışişleri Bakanı İbrahim Kurdo ve gazeteci Abdurrahman Gök katılacak.
 
Suruç'ta gerçekleştirilen katliamın ardından böyle bir çalıştay düzenleme kararı aldıklarını ve kısa sürede bunu organize ettiklerini söyleyen SAMER Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Genç, "Bu katliamın ardından Türkiye'de DAİŞ'e dönük tartışmalar artarken biz de bu konuda bir şeyler yapmak istedik. Çünkü Suruç katliamı DAİŞ'in Ortadoğu stratejiyle, Türkiye'nin Ortadoğu politikalarıyla ve Kürt sorunu ile çok ilgiliydi" dedi.
 
'Türkiye'nin dış politikası Kürt karşıtlarını desteklemesi üzerine kurulu'
 
Türkiye'nin DAİŞ ile ilişkisi olduğunu ya da ideolojik köken olarak bir benzerlik olduğu için Türkiye'nin DAİŞ'e bir tolerans sağladığının çok gündeme geldiğini hatırlatan Genç, "Hatta son 2 yılda Rojava'da DAİŞ ile girilen çatışmalarda Türkiye'nin buraya istihbarattan lojistik desteğine kadar yardımları kamuoyuna yansıdı. Türkiye artık DAİŞ'e destek veren bir ülke pozisyonunda görülmeye başlandı. Türkiye bu durumu besleyebilecek bir dış politika izledi. Bu dış politika da bir Kürt düşmanlığı, Kürtlere karşı olan her şeyin desteklenmesi ortaya çıktı. Türkiye DAİŞ çetelerine karşı fiziki bir müdahaleye girmediği için de uluslararası yapılanmalarca da eleştirilmeye başladı" diye konuştu.
 
'Türkiye Kürt kazanımlarıyla komşu olmayı benimsemedi'
 
Rojava'da yaşayan Kürtlerin kazanımlarını artırması ve özellikle Rojava kantonlarının tamamen birleşmesinin önünde sadece Cerablus'un kalması üzerine Türkiye'nin burada bir tampon oluşturmayı gündeme getirdiğini kaydeden Genç, şunları söyledi: "Cerablus, Türkiye'nin DAİŞ'e lojistik sağlayabilecek tek merkez olarak duruyor. YPG/YPJ'nin Efrîn Kantonu'na doğru ilerlemesi Türkiye'de baya bir panik yarattı. Türkiye güney sınırında Kürtlerin kazanımlarıyla komşu olmayı pek benimsemedi. Bu nedenle Cerablus hattının düşmemesi için buraya bir tampon bölgeyi gündeme getirdi."
 
'Türkiye tampon bölge ile yeni bir tolerans kazanmak istiyor'
 
Türkiye'nin tek başına Suriye'ye bir hareketi başlatamayacağını ve bu süreçte oradaki Kürt kazanımlarına karşı politikalarını DAİŞ üzerinden yürütmenin de eleştirilere neden olduğunu söyleyen Genç, "Cerablus hattına düşündüğü tampon bölgeyle ya da kendilerinin dile getirdiği gibi DAİŞ'ten arındırılmış bölge ile Kürtlerin buluşmasının, diğer kantonların Efrin ile birleşmesinin önüne geçmek istemektedir. Ayrıca bu tampon bölge ile DAİŞ'e müdahale ediyor gibi gözükerek zedelenen Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir tolerans sağlamak istiyor" dedi.
 
Genç, ayrıca Kuzey Kürdistan'da devreye konulan topyekûn savaş konseptinin Türkiye'nin Rojava politikasında kaybettiklerinin intikamı olarak değerlendirdi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler