1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Saldırılar sürerse belediyeler önünde hendek kazarız'
'Saldırılar sürerse belediyeler önünde hendek kazarız'

'Saldırılar sürerse belediyeler önünde hendek kazarız'

DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, belediyelere yönelik polis operasyonlarını ve iş makinelerine el konulmasını sert bir dille eleştirdi: “Saldırılar sürerse belediyeler önünde hendek kazarız"

A+A-

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) öncülüğünde bir araya gelen siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütleri, son dönemlerde özerk yönetim ilanları sonrasında artan polis operasyonları ve belediyelere dönük baskıları kınadı.

 

Kuruluşar adına hazırlanan ortak metni okuyan DTK Eşbaşkanı ve Hakkari HDP Milletvekili Selma Irmak, halka ve seçilmişlere yönelik gözaltı ve tutuklama furyasının sürmesi halinde ise bunu belediyeler önünde hendekler kazarak engelleyeceklerini söyledi.


Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) öncülüğünde, aralarında siyasi partiler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve hak örgütlerinin de olduğu çok sayıda sivil toplum kurulu, son dönemde ülkede yaşanan gelişmelere ilişkin DTK binası önünde basın açıklaması düzenledi.


Açıklamayı yapan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Cengiz Günay, siyasi parti, aydın, kadın, odalar, emek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve muhalif basın olarak Kürdistan ve Türkiye'de yaşanan son gelişmeler karşısında halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin yaşam bulması için taşıdıkları sorululuk bilinci ile savaş konseptine "hayır" dediklerini belirtti.


Günay “Biz kurumlar, siyasi partiler, aydınlar, kadınlar ve özgürlükçü basın, olarak Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan son gelişmeler karşısında halklarımızın özgürlük ve demokrasi taleplerinin yaşam bulması için, insanlığa karşı sorumluluk taşıdığımızın bilinci ile savaş konseptine hayır diyor, katliamlara, tutuklamalara, kadın bedeni üzerinden onur kırmaya karşı tutum alıyor, demokratik tepkimizi her yerde koyacağımızı belirtiyoruz.

 

Türkiye cumhuriyeti devleti, Ortadoğu’daki siyasal gelişmeleri son derece sığ bir perspektifle okumuş, Osmanlı heveslisi hegemonik arayışından kurtulamamış, ideolojik-mezhepçi ittifak biçimleri ve Kürt karşıtı politikası ile Ortadoğu’daki savaşın parçası haline gelmiştir.

 

Özellikle en temel meselesi olan Kürt sorununun Türkiye’de çözümü için 2013 Newroz’unda Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu, ’Artık silahların susacağı, fikirlerin konuşacağı’ bir sürecin kapıları aralanmış ve Dolmabahçe mutabakatı sürecine kadar gelinmiştir.

 

Ancak Türkiye cumhuriyeti devleti ve AKP bu politikası nedeniyle süreci heba etmiş ve kaotik bir ortamda kendi tekçi devlet anlayışını baskı ve zulümle sürdürme çabası içine girmiştir” dedi.


Türkiye cumhuriyeti devletinin, kuruluşundan günümüze kadar devem ettirdiği resmi ideolojisinin, Kürdistan halklarının inkârı üzerine olduğunu kaydeden Günay “7 Haziran seçimlerinde ise HDP ile açığa çıkan irade beyanı, halkların birlikte barış, demokrasi ve özgürlükten yana tercihidir. 13 yıllık AKP iktidarının sürdürdüğü politika,  Türkiye’yi artık bir yol ayrımına getirmiştir. Ya demokratik ve barışçıl olan yönetim biçimi esas alınacak yada diktatöryal, hegamonik, tekçi sistemde ısrar edilip ülke bir savaş alanına çekilecekti.

 

7 Haziran’dan önce başlatılmak istenen savaş konsepti ve devamında seçimlerden sonra açığa çıkan irade beyanına karşı ikinci yol seçilerek, halkın kendi kendine yetebilmesi ve örgütlenmesine karşılık askeri ve siyasi operasyonlarla bir soy kırım üzerinden, ülke iktidar uğruna savaşa sürüklenmiştir” diye konuştu.


Son dönemlerde ilan edilen öz yönetimlerle halkın demokratik ve barışçıl öz yönetim istemi ve  irade beyanında bulunduğunu ancak buna karşılık Türkiye cumhuriyeti devleti ve AKP’nin de top yekûn bir imha politikası, askeri ve siyasi operasyonlar, infazlar, ahlaki ve insani değerlere saldırı, doğa katliamı, OHAL uygulamaları gibi  güvenlikli bölge ilanlarıyla kriminalize ettiğini dile getiren Günay, şöyle devam etti:


“Oysaki öz yönetim tüm kimlik ve inançların kendine yaşam alanı bulacağı, tekçi ve merkeziyetçi yönetim şeklinin çözüm olmadığı, daha demokratik ve yaratıcı olduğu dünya örnekleriyle de ispatlanmıştır. Bu yüzdendir ki öz yönetim devleti ret etme değildir. Devletin her türlü baskı ve imha politikalarına karşı demokratik ulus perspektifi ile devletin demokratikleşmesi istemidir.

 

Sonuçta devlet demokrasi yönetim biçimi temel alınarak Kürdistan’a özgürlük, Türkiye ye demokrasi ,Ortadoğu ya da barış ve huzurun geleceği açığa çıkacaktır. Devletin demokratikleşmesini kapsayan Öz yönetim talebine karşı yapılan tüm saldırılar, halkın iradesiyle seçilmiş belediye eş başkanlarının, yönetim kadrolarının tutuklanmasını kabul etmeyeceğimizi, gerekli tepkilerimizi demokratik bir biçimde göstereceğimizi belirtiriz.

 

Her kesin kabul ettiği, savaşın hiç kimseye kazandırmayacağı, yaşanacak büyük acı ve bedellerden sonra tekrar bitirdiğimiz noktaya geri döneceğimiz geçmiş deneyimlerden de anlaşılmıştır. Bu nedenle bütün sorunların şiddet ve silahla değil, ancak müzakere edilerek çözümlenmesi dışında doğru ve geçerli bir yöntemin olmadığı dünya örnekleriyle de ispatlanmıştır. Bu yüzden savaş ve kaotik süreçten demokratik ve özgürlükçü bir hamleyle çıkış mümkündür.

 

Bu da ancak Dolmabahçe mutabakatı esaslarına dönmekle gerçekleşecektir. Sürecin devletin demokratikleşmesi ve halkların yararına evrilmesi  için tüm kamuoyu, kurumlar, siyasi partiler, aydınlar, kadınlar ve özgürlükçü basının ortak refleksi , “savaşa  ve katliamlara hayır” talebi olmalıdır. Bunun için ortak tutum ve demokratik tepkilerimizi ahlaki ve vicdani bir sorumluluk gereği tüm halkımızla beraber hayatın her alanında vereceğimizi belirtiyoruz”


Ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, devlet ve geçici AKP hükümeti tarafından başlatılan topyekun savaş konseptine dikkat çekti.

 

Özyönetim talebinin devlet ve ülke bölünmesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Irmak, özyönetim talebinin bu halkın en doğal talebi olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu yaşananlar ile artık bu elbisenin bedene dar geldiği değerlendirmesinde bulunan Irmak, "Artık herkesin bilmesi gerekiyor bu elbise bu bedene ait değildir. Artık bu ülkenin bir reforma ihtiyacı vardır. Ve halk özyönetim biçimini kendine ihtiyaç olarak görmüştür.

 

Nasıl ki başkanlık sistemi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın o vazgeçilmez bir önerisi ve tartışılıyorsaki kendilerince meşru ve yasal olarak görüyorsa, halkın bu talebi ve önerisi de meşru ve yasaldır. Özyönetim talebi devleti inkar etmek anlamına gelmiyor. Nasılki Avrupa'nın bir çok yerinde özyönetim ve buna benzer biçim ile devlet ve ülke bölünmüyor ve tam tersi bütünleştiriyorsa, şuanda halkın yaptığı da devleti ve ülkeyi bölmediği gibi bütünleştirecektir" dedi.


AB özerklik şartının AKP hükümetinin bir önerisi olarak ortaya çıktığını hatırlatan Irmak, şöyle devam etti: "Ama söz konusu talep halktan gelince terörize ediliyor, şiddetle, çatışmayla bölücülük yapılıyor. Devletin bölücülük yapma bir zorunluluğu yoktur.

Bizim daha önce de kent meclislerimiz oluşmakta bu da yerinde demokrasiyi geliştiren çabalardır. Bu talebin sokakta silahlı çatışmaya dönüştürmesini de eleştiriyoruz. Bu talep siyasi bir taleptir herkesin bu yönlü bakması gerektiğini düşünüyoruz."
 
'Tutuklamaları belediye önünde hendekler kazarak engelleyeceğiz'


Bölgede aralarında belediye eşbaşkanlarının da bulunduğu çok sayıda yurttaşın gözaltına alınıp tutuklanmasına da sert tepki gösteren Irmak, "Seçilmişlerimiz, belediye başkanlarımızın gözaltına alınmasına müsaade edilmeyecek, bu devam etmesi halinde bizler belediyelerin önünde hendekler kazarak bunu engelleyeceğiz" dedi.
 
Ortak metne imza adan kurum ve kuruluşlar ise şöyle sıralandı:        

                                                
DTK Demokratik Toplum Kongresi. DBP Demoratik Bölgeler Partisi Diyarbakır İl Örgütü, HDP Diyarbakır il örgütü, Diyarbakır Tabibler Odası, Mezopotamya Hukukçular Derneği, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, İnsan Hakları Derneği Bölge Temsilciliği, TMMOB, TİVH, Ziraat Mühendisleri Odası, Şehir Plancıları Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisler Odası, Makine Mühendisleri Odası, Harita Mühendisleri Odası, Diş Hekimleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, KESK Diyarbakır Koordinasyonu, TES-İŞ 1 Nolu Şube, TES-İŞ 2 Nolu Şube, Belediye İş, DİSK-Genel İş Bölge Temsilciliği, GENEL İŞ Şubesi 2 Nolu Şubesi, GENEL İŞ Şubesi 1 Nolu Şubesi, 5 Nisan Eşit Özgür Yurttaş Dayanışma Derneği, Büro Emekçileri Sendikası (BES), BÜŞAK-DER, Dicle Fırat Kültür Merkezi, Dicle Görme Engelliler Derneği, Din Adamları Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği (DİAY-DER), DİSK Bölge Temsilciliği, Diyanet Ve Vakıf Emekçileri Sendikası (DİVES), DİYAR GÖÇ-DER, DİYAR TUHAD-DER, EĞİTİM SEN, Elektrik Mühendisleri Odası, Emek Akademisi, Enerji Sanayi Ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM), EPİDEM, Fatihpaşa Eşit Özgür Yurttaş Dayanışma Derneği, GAP Bedensel Engelliler Derneği, Gaziler Eşit Özgür Yurttaş Dayanışma Derneği, KÜRDİ-DER, Kürt Yazarlar Derneği, KÜRT-PEN, MEYA-DER, Özgür Gazeteciler Cemiyeti, Pir Sultan Abdal Derneği, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES), Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, Selahattin Eyyubi Eşit Özgür Yurttaş Dayanışma Derneği, SELİS, Şehir Plancıları Odası, Şehitlik Eşit Özgür Yurttaş Dayanışma Derneği, Şeyhşamil Eşit Özgür Yurttaş Dayanışma Derneği, TARIM ORKAM SEN, TEK-GIDA İş Sendikası, TUHAD-FED, TÜM BEL-SEN, Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Barış Girişimi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), TZP Kurdi, Veteriner Hekimler Odası, Barış Anneleri, Ceren Kadın, DİKASUM, 78'LER Derneği, Kongereya Jınan Azad, ESP, EMEP, DDKD, MAPER, Demokratik İslam Kongresi, MEYA-DER, Bağlar Kadın Kooperatifi, TUHAD-DER, Rojava Derneği, Mezopotamya Ermeni Derneği, Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası.
 

Bu haber toplam 3795 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler