1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Sağlık emekçileri hedefte!
Sağlık emekçileri hedefte!

Sağlık emekçileri hedefte!

Sağlık örgütleri, sağlık emekçilerinin hedef haline getirildiğini açıklayarak, savcıları göreve çağırdı.

A+A-

Diyarbakır Tabibler Odası ve SES Diyarbakır Şubesi, Dicle Üniversitesi Hastanelerinde çalışan sağlık emekçilerine yönelik medyada çıkan karalama ve hedef gösterme haberlerine karşı hukuki süreç başlattıklarını açıklayarak, savcıları göreve çağırdı. SES Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Selma Atabey, “Bir tek sağlık emekçisinin başına gelecek en ufak bir olumsuzluğun sorumlusu bu linç kampanyalarına göz yuman hatta destek veren Sağlık Bakanı ve AKP Hükümeti’dir” dedi.

Diyarbakır Tabibler Odası ve SES Diyarbakır Şubesi, Dicle Üniversitesi Hastanelerinde çalışan sağlık emekçilerinin bazı basın yayın organları tarafından hedef haline getirilmesi ile ilgili SES şube binasında açıklama yaptı. Açıklamayı yapan SES Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Selma Atabey, “Bölgede başlayan savaş ortamı ile beraber Sağlık çalışanlarına ve sağlık kurumlarına yönelik bugüne kadar bir çok saldırı gerçekleştiriliyor iken, Son günlerde sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında Sağlık Çalışanlarına yönelik saldırı ve sağlık emekçilerinin hedef gösterilmesi nedeniyle kamuoyuna açıklama ve gerçekleri paylaşma gereği duyulmuştur” dedi.

Hedef göstermeye suç duyurusu

SES Cizre Temsilciliği Yönetim Kurulu üyesi Abdülaziz Yural’ın katledilmesine dikkat çeken Atabey şunları söyledi: “30 Aralık 2015 tarihinde yaşadığı sokakta yaralı bir kadına yardım etmek isterken polis tarafından katledilmiştir. Üyemizin sokak ortasında katledilmesinin ardından hem sosyal medyada hem de bazı basın yayın organları aracılığıyla haberciliğin en basit kuralları bile çiğnenerek, hiçbir insani değerle bağdaşmayan, gerçeklikten tamamen uzak, son derece güdümlü ve alçakça haber ve yorumlar yaygınlaştırılmakta ve saldırıların devam ettiği bölgelerdeki sağlık emekçisi arkadaşlarımız ve üyelerimiz açık kimlikleriyle hedef gösterilmektedir. Gerçek dışı bilgilerin dışında küfür ve hakaretleri de içeren bu haber ve yorumları yapanlar ve yaygınlaştıranlarla ilgili olarak sendikamız genel Merkezi 4 Ocak 2016 da suç duyurusunda bulunmuşlardır.”

‘Haberleri yapanların tek bir somut dayanakları yoktur’

“Bu hakaret ve küfürlerle ilgili hukuksal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” diyen Atabey, “Üyemiz Aziz Yural’ın katledilmesinin ardından sağlık emekçilerine yönelik saldırılara kılıf bulma, katledenleri aklama amaçlı yaygınlaştırılan asılsız haberlerden biridir. Aziz Arkadaşımızın çatışma sırasında öldürüldüğü yönündeki gerçeklikle ve habercilikle uzakta yakından ilgisi olmayan haberlerdir. Aziz Yural bir sağlık emekçisiydi ve insan hakları gönüllüsüydü. Aziz, nerede olursa olsun asıl işi olan hayat kurtarmayı kendi canından bile kıymetli gördüğünü, hiç bir şey düşünmeden yaralı bir kadının yardımına koşarak da gösterdi. Aziz’in yardım etmeye çalıştığı esnada vurulduğuna tanıklık eden birçok kişi de bulunmaktadır. Oysa bu haberleri yapanların tek bir somut dayanakları yoktur, olması da mümkün değildir” şeklinde konuştu.

‘D.Ü Tıp Fakültesi’ndeki sağlık emekçileri hedef gösteriliyor’

Atabey açıklamasını şöyle sürdürdü: “Sağlık emekçileri ile ilgili olarak yaygınlaştırılan asılsız haberlerden bir diğeri de saldırıların yoğun biçimde devam ettiği bölgelerde yaralanan ve tedavi için hastanelere yönlendirilen kolluk güçlerinin tedavilerinin görevli sağlık emekçilerince bilinçli olarak yapılmadığına ilişkindir. Bu asılsız haberi yapanlar haberlerinde ve iddialarında somut hiçbir gerekçe gösterememişlerdir; çünkü hastanelerdeki veriler bile bu haberlerin yalan olduğunu ortaya koymaktadır. Asılsız ve yalan haberlerin yoğunlaştırıldığı hastane Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesidir.”

‘158 kolluk görevlisi tedavileri yapılarak taburcu edildi’

Atabey, Dicle Üniversitesi hastanesine getirilen yaralılarla ilgili bilgi ve kayıtlarla ile ilgili şu bilgiyi verdi: “5 Haziran 2015 tarihinden 05 Ocak 2016 tarihine kadar hastaneye başvuran kolluk kuvveti sayısı 176’dır. Bu 176 kişinin 15’i olay yerinde hayatını kaybetmiş; 3 kişi yaralı olarak hastaneye getirilmiş ve hastanenin yoğun bakımında tedavileri esnasında hayatını kaybetmiştir, bu üç kişinin çoklu travma ve ciddi yaralanmalarla hastaneye getirilmiştir. Yani hastaneye tedavi için getirilen 158 kolluk görevlisi hastanedeki tedavileri yapılarak taburcu edilmişlerdir.”

‘Sağlık hakkından ve sağlık hizmetlerine erişimden bahsetmek mümkün değil’

Atabey şöyle devam etti: “Bu bilgilerin kendisi bile, haberlerde iddia edilenlerin tamamen asılsız olduğunu göstermeye yetmektedir. İfade etmek isteriz ki bu verileri paylaşmak, bu rakamları ifade etmek, bu açıklamaları yapmak zorunda kalmak bile bizim için bir züldür. Ancak, ortaya atılan yalanlar ve kamuoyunda sağlık emekçilerine karşı oluşturulmak istenen nefret söylemi karşısında kamuoyunu doğru bilgilendirmek için bu bilgileri paylaşma zorunluluğu doğmuştur. Aylardır söylüyoruz! Bölgede sağlık hakkından ve sağlık hizmetlerine erişimden bahsetmek mümkün değil!”

‘Sorumlu, iktidarın savaş politikalarıdır’

“Sadece asker ve polisler değil tüm halkın sağlık hakkı devlet eliyle adeta ortadan kaldırılmıştır” diyen Atabey, “Buradan bir kez daha vurgulamak istiyoruz: Sağlık hizmetinin aksamasına neden olanlar sağlık emekçileri değil, iktidarın savaş politikalarıdır. Hayatın normal akışının savaş politikalarıyla kesildiği ve normalleştirme yönünde tek bir adımın atılmadığı bu süreçte, işyerlerimiz asker ve polis tarafından işgal edilmesine, her an baskı ve tehditle yüz yüze olmamıza, oldukça zorlu koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmamıza karşın sağlık emekçileri olarak büyük bir özveriyle, hasta ve yaralılar arasında ayrım gözetmeksizin yaşatmaya ve can güvenliğimizin olmadığı koşullarda yaşamaya çalışıyoruz. Sağlık hizmetinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesinin yolu barıştan geçmektedir” şeklinde konuştu.

‘AKP Hükümeti savaş politikalarından derhal vazgeçmelidir!’

Hükümetin derhal bu politikalardan vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Atabey: “Sokağa çıkma yasakları başladığından beri, üç üyemiz bu savaşta katledildi. 27 Ağustos 2015 tarihinde nöbetten çıkan sağlık emekçisi arkadaşımız Eyüp Ergen keskin nişancılar tarafından katledildi. Üyemiz Eyüp Ergen yaklaşık 1,5 saat boyunca yaralı bir halde ambulans beklemiş, olay yerine gelen sağlık ekiplerine de keskin nişancılar tarafından ateş edilmiştir. Yine Beytüşşebap’ta Kaymakam talimatı ile göreve çıkan ambulansa polis noktasından ateş açılmış ve sendikamız üyesi ambulans şoförü Şeyhmus Dursun yaşamını yitirmiştir. Son olarak ise Cizre Temsilcilik Yönetim Kurulu Üyemiz Abdülaziz Yural, yaralı bir kadına yardım ederken katledilmiştir. Sağlık emekçilerinin üst üste öldürülmesinin ardından devletin elinde ‘Kürt sağlıkçıların ölüm listesi’ olduğu yönünde vahim iddialar dile getirilmektedir” dedi.

‘Sağlık çalışanlarının başına bir şey gelirse, sorumlu Sağlık Bakanı ve AKP Hükümeti’dir’

Atabey açıklamasının sonunda şunları kaydetti: “Sağlık emekçileri olarak yoğun baskı, şiddet ve savaş ortamının tüm olumsuzluklarına rağmen ayrım gözetmeden herkese sağlık hizmeti sunmak için canla başla çalışmaktayız ve çalışmaya devam edeceğiz. Sağlık emekçilerine karşı başlatılan linç ve karalama kampanyalarıyla bütün sağlık emekçileri, özellikle de üyelerimiz doğrudan hedefe konmuştur. Bütün bu yayın, sosyal medyada bazı hesaplardaki açık saldırı ve hedef göstermeler kaygı verici  durumdadır. Savcıları hareket geçmeye ve derhal sorumlular hakkında soruşturma başlatmalarını talep etmekteyiz. Buradan bütün kamuoyuyla paylaşıyoruz ki, bu linç ve nefret kampanyalarından kaynaklı olarak bir tek sağlık emekçisinin başına gelecek en ufak bir olumsuzluğun sorumlusu bu linç kampanyalarına göz yuman hatta destek veren Sağlık Bakanı ve AKP Hükümeti’dir.”

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler