1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Roboski katliamı üzerinden bin 400 gün geçti!
Roboski katliamı üzerinden bin 400 gün geçti!

Roboski katliamı üzerinden bin 400 gün geçti!

Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) köyünde, 28 Aralık 2012 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları tarafından 34 köylünün katledilmesinin üzerinden tam 200 hafta, yani 1.400 gün geçti. Aileler yılmadan adalet arayışlarını sürdürüyor.

A+A-

Olay yaşandığı günden bu yana yürütülen soruşturmada, ailelerin adalet talepleri hep örselendi. Soruşturma dosyası önce Diyarbakır’daki özel yetkili cumhuriyet savcısının nezaretinde yürütülse de konulan gizlilik kararı nedeniyle hangi aşamada olduğu kamuoyu tarafından hiçbir zaman bilinemedi.

Bir süre sonra dosya hakkında yetkisizlik kararı veren özel yetkili savcı, dosyayı Genelkurmay Askeri Başsavcılığı’na gönderdi. Oradan da takipsizlik kararı çıkınca, ailelerin adalet umudu olarak bir tek Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru kaldı. Ancak halen de Anayasa Mahkemesi dosyalı ele almış değil. Buna karşın Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan belgeler ve ifadeler, katliamın üzerindeki sis perdesini büyük ölçüde araladı.


Yayınlanan belgeler, MİT Müsteşarlığı ile Diyarbakır Başsavcılığı arasındaki yazışmalar, üzeri örtülmek istenen katliamla ilgili kritik bilgileri gün ışığına çıkardı. Yazışmalar ve belgeler, MİT’in, olaydan hemen önce Genelkurmay’a PKK’li Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in bir eylem arayışında olduğu ve bölgede, katliamın yaşandığı 28 Aralık 2011 tarihini de kapsayacak şekilde, 21 Aralık-30 Aralık tarihleri arasında eylem yapacağına ilişkin bilgi gönderdiğini ortaya koydu. MİT’in söz konusu raporunda istihbaratın doğruluk derecesi “Doğruluğu kuvvetle muhtemel” olarak belirtilirken yapılacak eylemin “üs bölgelerine silahlı saldırı” olacağı belirtildi. Bu belge ile istihbaratı kimin verdiği sorusu da açıkça yanıtını bulmuş oluyordu.


Yayınlanan bir başka haberde ise bombardımandan önce ilgili tüm askeri birliklerin kanaatinin sınıra yaklaşan grubun “pkk'lı  değil, kaçakçı olduğu”, buna karşın Genelkurmay’ın bombalama kararı verdiğini ortaya çıkarıyordu. Belge, İHA’yı (insansız hava aracı) kullanan yüzbaşı ile İHA Filo Komutanı, Sınır Tümen Komutanı, Jandarma Komanda Tugay Komutanı, 2. Ordu İstihbarat Komutanı’na kadar birçok subay, grubun kaçakçı olduğu yönünde üstlerini uyarmaya çalıştıklarını, ancak bombardımana karar verilince kendilerinin bilmediği önemli bir bilginin Genelkurmay’da olduğunu düşündüklerini belirten ifadeler içeriyordu. Hatta bir subay “Komutanım bunlar kaçakçı” diye konuşuyordu. Böylelikle gelen grubun pkk'lı  olduğu tezi de çöktü.


Bunlar ve benzeri haberler bile katliamla ilgili hukuki gelişmeleri henüz sağlayabilmiş değil. Konuyu değerlendiren Şırnak Barosu Başkanı avukat Nuşirevan Elçi, katliamın üzerinden neredeyse dört yıl geçmesine karşın hukuk düzleminde bir arpa boyu bile yol alınamadığına dikkat çekti.. Türkiye’de sıradan bir trafik kazasında bile olayın en azından bir dava açılarak hakim karşısına getirildiğini ancak 34 kişinin katledildiği böyle bir katliamda dava açılmasına bile gerek görülmeden takipsizlik kararı verildiğini vurgulayan Elçi “Bunu anlamak mümkün değil.

Daha doğrusu tersinden anlamak çok mümkün, çünkü bu katliam birilerinin eliyle kapatılmak isteniyor. Bu davada ortaya çıkan belgeler ve ifşa edilen haberlerden de anlaşıldığı gibi failler artık herkes tarafından binilmesine karşın, yargı bu gerçeği görmek istemiyor. Bu kadar delil, bu kadar belge ne oluyor o zaman. Anayasa mahkemesine konuyla ilgili olarak yaptığımız başvuru da halen sonuçlanmadı. Umudumuz Anayasa mahkemesinin ortaya çıkan bu deliller ışığında mağdurların adalet arayışına çözüm olacak bir içerikte olması. Biz faillerin örtbas edilmesi yanlışından yüksek mahkeme eliyle dönülmesini bekliyoruz” diye konuştu.


Roboski’deki ailelerin adalet talebini dile getirmek üzere kurdukları Roboski İçin Adalet, Yeryüzü İçin Barış Derneği (Roboski-Der) Başkanı Veli Encü, katliamın 200’üncü haftası nedeniyle bugün köy mezarlığında anma etkinliği gerçekleştireceklerini söyledi. Özellikle Cumhuriyet’te çıkan haberlerden sonra Roboski katliamının talimatının kimler tarafından verildiğini artık gün gibi ortaya çıktığını vurgulayan Encü şöyle dedi:


“Failler ortaya çıksa ve hükümetin de desteği ile yargı ve hukuk eliyle gizlenmeye çalışılsa da bizler Roboski’nin acılı aileleri olarak dalalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Bugün Roboski mezarlığında düzenleyeceğimiz anma etkinliği ile bir kez daha bu toplumun vicdanına seslenecek, faillerin cezalandırılmasını talep edeceğiz. Biz biliyoruz ki bu katliamın faillerinin korunması, hukukun da katledilmesidir. Katliamdan sonra bu da ikinci bir cinayettir. Bugün o acılı anneler mezarların başında çocuklarının toprağına çiçekler koyacaklar. Bu katliamın katilleri o tabloyu görüyor mu?”


Roboski’de yaşayan barış aktivisti Yannis Vasilis Yaylalı, Roboski’de 29 Ekim’in Cumhuriyet bayramı değil, yaşanan katliamın 200’üncü haftası olacağını söyledi. Yaylalı “Tam 200 haftadır hiç bir ‘devlet bayramı’  kutlaması yapmadık, hatta bize bayramı olmayan devleti her fırsatta protesto ettik, etmeye de devam edeceğiz. Faili devlet olan yasadığımız katliam için, her türlü saldırıya rağmen mücadelemizi sürdürdük ve sürdürmeye devam edeceğiz.

Roboski halkının, ailelerinin ve Kürt halkının dostları yaşadığımız Roboski katliamı için verdiğimiz mücadele de başından itibaren yanımızda oldu, olmaya devam edeceklerini iyi biliyoruz. Biz Roboski’de yaşayan barış aktivistleri olarak, dostlarımızı bir kere daha sokağa Roboski’ye adalet istiyoruz diye haykırmaya davet ediyoruz.

Hesaplaşılmayan her katliam bir sonraki katliamın meşruiyetini sağlar. Kobani, Suruç, Diyarbakır ve en son yaşadığımız Ankara katliamı bunların birer örneğidir bunu unutmayın. Biz bu katliamın hiyerarşik şekilde işlendiğine inanıyoruz. Bu yüzden başta dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o dönemin başbakanı ve bugün Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan , bu gunler de emekliliğe ayrılan Genelkurmay Başkanı Nejdet Özel ve hiyerarşik şekilde katliam da sorumluluğu olan diğer askerler, ve ayrıca o dönemin Vali ve kaymakamı Roboski katliamından sorumludur” dedi.


Roboski katliamının olduğu ilk günden itibaren, bu katliamı devlet yaptı dediklerini ve mücadele hattını da bu şekilde belirlediklerini kaydeden yine Roboski’de yaşayan barış aktivisti Meral Geylani ise şöyle konuştu:


“Bu katliamı yapanların yargı önüne çıkarılması için her gün elimizden geleni yaptık.Elbette elimizden geleni yapmamıza rağmen, hukuksal anlamda bir karış dahi yol alamadık Geçmişte olduğu gibi katliamlar da cezasızlık devlet politikası olarak devam ediyor .Bu cezasızlık hali sürdüğü sürece, her türlü insanlık suçu işlenmeye devam edecek. Bu yüzden var olan bu cezasızlık halini sona erdirmemiz için mücadele etmemiz ile katliamların sona ermesinde doğrudan ilişki vardır.

Bu nedenle Roboski halkı ve aileleri ile dayanışmak isteyen tüm dostlarımız , katliamları kaderimiz olarak kabul etmek istemeyen tüm sağ duyulu kamuoyu , bulundukları şehir ve kasabalar da , Anayasanın bize tanıdığı haklar çerçevesinde , demokratik teamül içerisinde kalarak, yukarı da belirttiğimiz sorumlular ile ilgili , ayrıca bayramı olmayan çocuklar için 29 Ekim 2015 perşembe günü protesto eylemleri geliştirmelidir. Yaşadığımız katliamlar kaderimiz değildir”

 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler