06 Aralık 2016 Salı
  • Diyarbakır1 °C
  • İstanbul1 °C
  • Ankara-9 °C
  • Antalya8 °C
  • İzmir5 °C
  • IMKB
    0.00
    %
  • Altın
    132,411
    %-0.33
  • Dolar
    3,5398
    %0.51
  • Euro
    3,7975
    %1.04

Rektör Adayı, yüzde 47 ile seçilmedi, Yüzde 10 Alan Seçildi

Rektör Adayı, yüzde 47 ile seçilmedi, Yüzde 10 Alan Seçildi

11 Ağustos 2008 14:27

Cumhurbaşkanı Gül ise on kişiden birinin oyunu alan Prof. Füzün’ü atamayı tercih etti. 564 oy, toplam oyun yüzde 47’si! Yani tamı tamamına AKP’nin oyu. Prof. Gidener, “Gül, yüzde 47 ile geldi, yüzde 47’yi yok saydı.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde rektörlük seçimi için 1.184 oy kullanıldı. Prof. Sedef Gidener tam 564 oy aldı. Yani iki kişiden birinin oyunu. Cumhurbaşkanı Gül ise on kişiden birinin oyunu alan Prof. Füzün’ü atamayı tercih etti. 564 oy, toplam oyun yüzde 47’si! Yani tamı tamamına AKP’nin oyu. Prof. Gidener, “Gül, yüzde 47 ile geldi, yüzde 47’yi yok saydı. Ben de sandıktan çıktım. Ben de seçildim. Öyleyse neden atanmadım?” diye soruyor. Cevabını bile bile...Kapıyı açtığında biraz şaşırdım açıkçası... Koyu renk döpiyesli bir hanım öğretim görevlisi bekliyordum. Ama karşımda mini elbiseli, sarışın, çekici mi çekici bir kadın vardı. ’Tam İzmir kadını’ dedim içimden. Sonradan öğrendim ki Giresunluymuş. Tıpkı giyimi gibi, ruhu da açık biri Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Başhekimi Prof. Sedef Gidener. Hem çok sıcak, hem de ikna edici bir karakteri var. Boşuna değil, rektörlük seçimlerinde 1.184 oydan 564’ünü alması. Ve buna rağmen 181 oy alan rakibinin rektör atanması. Çünkü ruhu gibi fikri de açık. ’Türbanlı doktor olamaz’ derken de, ’Ben elbette üniversitede giyimime çok özen gösteririm, çünkü hepimizin hasta ve öğrenci karşısında nötr olmasına inanırım’ derken de...O üniversitede her iki kişiden birinin oyunu almasına ve YÖK’ün de 19’a 19 oy birliğiyle desteğine rağmen Cumhurbaşkanı Gül tarafından rektörlüğe atanmamasını fikirlerine ve duruşuna bağlamak istemiyor. “Ben hakikaten çok kişisel bir torpilin kurbanı oldum. Prof. Mehmet Füzün’ün AKP’li akrabalarının yaptığı torpilin... Der misiniz ki, ’Siz demokratsınız, cumhuriyetçisiniz, laiksiniz, Atatürkçüsünüz. Onun için mi olmadı?’ Onu demek bile istemiyorum. Onu demek Türkiye’ye ilişkin tüm umutlarımın bitmesi demek olur.”Prof. Sedef Gidener, ne torpile ne gidişata karşı pes edecek biri değil. Bunu sohbet boyunca çalan telefonlardan çok iyi anlıyorum. Meslektaşlarına hep, ’Aman istifa etmeyin, şimdi mücadele zamanı‘ diyor. Pek çok meslektaşının gönlünde rektörlük makamında olduğunu bilmenin güvencesiyle...

TÜRBANLI DOKTOR OLMAZ’ DEDİM BELKİ DE OYÜZDEN ADIM ÇİZİLDİ* Cumhurbaşkanı’nın kararını nasıl yorumluyorsunuz?18 yıldır Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeyim. 4.5 yıldır Tıp Fakültesi Başhekimiyim... Ondan önce de 3 yıl rektör yardımcılığı görevim var. Sonuçta 7-7.5 yıldır yöneticiyim. ’Yöneticiyken yıpranırsınız, sizi çok tercih etmezler’ gibi görüşler vardı ama sağ olsunlar ben çok güzel oy aldım...*Sizce hangi gerekçeyle çizilmiştir adınız? Kadın olduğunuz için mi, Atatürkçü olduğunuz için mi, laik düşünceyi savunduğunuz için mi, türbana direndiğiniz için mi? Yoksa şu görüntünüz için mi?Kadın olmamın etkili olduğunu düşünmüyorum. Bu bana çok normal gelmiyor. Nitekim başka örnekler de var. Ama onlar belki vitrin olarak onaylandılar, bilemem! Yani ’Bakın kadın rektör de atanıyor’ demiş olabilirler. Ben hiçbir özelliklerini bilmiyorum diğer atanan kadınların. Daha mı muhafazakârlar bilmiyorum.* Birisi son seçimlerde Diyarbakır’dan AKP milletvekili adayı olmuştu...Ben üniversitenin içine odaklandığım için çok ilgilenmedim, sonuçta Cumhurbaşkanı’nın beyanatları da vardı. Hani ’Ben oylamada birinci geleni atarım’ gibi ve bu medyaya da yansımıştı. Sonuçta ’Ben oyumu alayım atanırım’ dedim ve YÖK de mülakata çağırdı. YÖK Genel Kurulu’nda benim oylamam sırasında 19 üye varmış ve 19’u da beni birinci olarak tercih etmiş. Yani ben YÖK’ten de onay aldım... Ve bu şekilde üyelerin hepsinden ‘tamam’ oyu alan 3 kişiden biriyim. Üniversitede birinciyim, YÖK’te birinciyim, cumhurbaşkanlığında bir sıkıntı olacak diye hiç beklemedim.* O zaman sizce neden böyle oldu?Şu anda rektör olarak atanan Prof. Mehmet Füzün’ün ailesinin AKP’yle yakın ilişkisi var. Ama Füzün öyle biri değil, yani AKP’ye yakın biri değil, ailesi yakın. Füzün’ün Manisa’da AKP Akhisar İlçe teşkilatında bir akrabası var ama önemli değil. AKP ile organik bir bağları olmasa da gönülden AKP’li oldukları biliniyor Füzün Ailesi’nin... Ama Mehmet Bey öyle biri değil.* Peki nasıl biri?Mehmet Bey genel cerrah, muayenehanesi vardı. Şu anda herhalde kapatmıştır. Yani üniversitede yönetici olmayı talep edip de ona göre kendi akademik yaşantısını kurgulayan biri değildi. Daha sonra böyle bir şeye karar verdi. 8 ay kadar da başhekimliği var. Başka bir yöneticilik görevi yok. Ha dünya görüşü net midir, bir dünya görüşü var mıdır, bilmiyorum.* Sizin bir dünya görüşünüz var mı hocam? Mesela üniversitede türban takıp hasta bakmak isteyen doktorlara izin verir miydiniz?Hayır. Türbanlı doktorlara izin verilmedi Dokuz Eylül Üniversitesi’nde.* Biliyoruz ki bazı hastanelerde buna tolerans gösteriliyor... Size bu tür talepler geliyor muydu başhekimliğiniz süresince?Hayır. Talep olarak bile gelemedi. Biz en başta çok net tavır koyduk üniversite olarak. Ben hep aynı şeyi söylüyorum, şu anda var olan mevzuat çerçevesinde, kamusal alana türbanla giriş yasaksa, ben almam. ’Ha serbest olursa alır mısın?’ derseniz, tabii ki mecburen alırsın, yasaları çiğnemeyeceksin. ‘Peki alman gerektiğine inanıyor musun?’ dersen, hayır inanmıyorum. Yani sonuçta özellikle bir hekimin ’Erkeğe onu yapmam, kadına bunu yapmam’ gibi bir lüksü olamayacak zaten. Ben şu sözün çok doğru olduğuna inanıyorum. İnsanların başının açık ya da kapalı olmasının çok önemi yok. Başı açık olur ama beyninde örümcek ağı varsa o daha tehlikeli.

 Ama siz ‘Yasada yazılı da olsa, kamusal alanda türbana serbestlik tanınsa da benim içim el vermez’ diyorsunuz...Yasada türbana izin verilirse tabii ki uyarım, artık üniversiteyle böyle bir ilişkim de yok zaten ama en baştan açılıp açılmama konusundaki tavrınız ne olurdu derseniz, istemezdim. Ki ben bunu bir televizyon programında da söyledim, belki de o yüzden adımın üzeri çizildi. Yani ben sonuçta türbanın siyasi simge olduğunu net olarak düşünüyorum. Sonuçta Türkiye son 10 yıldır mı Müslüman? Biz daha önce Müslüman değil miydik? Bu kadar başı bağlı insan var mıydı? Birdenbire herkes türbana mı girdi? Bir de türban apayrı bir şey.* Türban tavrınız dışında başka sebepler de olabilir mi atanmamanızda?Ben eski rektör Prof. Emin Alıcı’yla, 7 yıl rektör yardımcılığı ve başhekimlik döneminde çok yakın mesai arkadaşı olarak çalıştım tabii. Prof. Alıcı’yı Ankara sevmiyordu bunu da tüm Türkiye biliyordu. Biliyorsunuz laiklik tartışmaları sürerken, ’Gerekirse hepimiz Kubilay oluruz’ demişti... Evet. Sonuçta eğer rektör olursam Alıcı’nın 3. dönemi olacak gibi bir kaygı da duyulmuş olabilir. Ama olmayacağını o kadar çok söyledim ki...* O yüzden hâlâ şaşkınsınız...Şimdi ben bugün Cumhurbaşkanlığı’na bilgi edinme hakkımı kullanıp bir dilekçe yazdım. ’Neden? Niye?’ diye atanmamamın gerekçesini sordum. 60 gün içinde yanıt bekliyorum.* Dava açmayı düşünüyor musunuz? Dava açan da var biliyorsunuz...Bilmiyorum. Bana çok makul bir gerekçe sunabilir. ‘Ben seni şu nedenden atamadım’ diyebilir. ‘Aaa bak ben onu düşünememiştim, haklıymış’ diyebilirim belki.* Sezer döneminde de benzer atamalar olmuştu. O zaman tavrınız neydi?Sezer döneminde büyük tek bir üniversitede, Gazi Üniversitesi’nde böyle oldu. Şu anda atanan rektörün üzerini Sezer çizmişti... Diğerleri küçük üniversitelerdi. Yani öğretim sayıları 40-50, bilemedin 100’dü... Onu Gül de yapıyor. Zaten bir üniversitede 100’den aşağı öğretim üyesi varsa seçim yapmak da ne kadar sağlıklı? Ama Dokuz Eylül’de öğretim üyesi sayısı 1000’in üstünde, 25 yıllık bir üniversite... Gazi de öyle. Bir de şöyle bakmak lazım, Sezer 7 yıl içinde böyle kaç atama yaptı? Şimdi tek seferde 12 atama yapıldı. Orantı bir değil. İkisini karşılaştırmamak gerekir. Bir de şu var Sezer hiçbir partiye yakın değildi Cumhurbaşkanlığı makamına geldiğinde. Gül AKP’liydi... Ben hakikaten Cumhurbaşkanı’nın artık tarafsız ve bağımsız davranmadığını düşünüyorum.*Peki siz türbanlı doktorların çalışmasına izin verseydiniz?Sonuç farklı olur muydu bilmiyorum, ben hakikaten kişisel bir torpilin kurbanı oldum. Prof. Füzün’ün AKP’li akrabalarının yaptığı torpilin... Der misiniz ki, ’Siz demokratsınız, cumhuriyetçisiniz, Atatürkçüsünüz. Onun için mi olmadı?’ Onu demek bile istemiyorum. Onu demek Türkiye’ye ilişkin tüm umutlarımın bitmesi demek olur. Böyle bir torpil olayını düşünmek benim geleceğe ilişkin umutlarım açısından gerekiyor. ‘47 yaşındasınız, ne umut edeceksiniz?’ diyebilirsiniz ama çocuğum var, daha evlenmedi, mezun olacak, hayatını kuracak, belki torunum olacak...

Okunma Sayısı : 750
     

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1394031
2.Beşiktaş1385029
Detaylı Puan Tablosu>>
LİNKLER
Güvenli bir şekilde paykasa satın alın!
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık