1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Prof. Dr. Eyigün boşanmaları araştırdı
Prof. Dr. Eyigün boşanmaları araştırdı

Prof. Dr. Eyigün boşanmaları araştırdı

DİYARBAKIR- Dicle Üniversitesi (DÜ) Rektör Yardımcısı ve Sosyolog Prof. Dr. Sabri Eyigün, Güneydoğu’daki ailelerin “boşanma” olgusuna bakışının değiştiğini belirterek, bunun artık “namus meselesi” olarak görülmediğini vurguladı. Eyigün, aile kurumunun ciddi bir tehlike altında olduğuna da dikkat çekti.

A+A-

DÜ Rektör Yardımcısı ve Sosyolog Sabri Eyigün, “boşanmaları” araştırdı. Araştırmasının sonuçlarını İHA ile paylaşan Eyigün, dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Tüm dünyada yaşanan sosyal ve kültürel değişmelerin, diğer sosyal kurumlar gibi aile kurumunu da önemli ölçüde etkilediğini belirten Eyigün, “Eğitim düzeyinin yükselmesi, çalışan kadınların sayısının artması, büyükşehirlerin stresli yaşam biçimi, aile içindeki rollerin büyük oranda değişmesi veya karmaşıklaşması ve benzeri gibi etkenlerin boşanmalar üzerinde etkisi büyüktür. Nitekim Türkiye’de son 5 yılda boşanmalar yüzde 50 gibi büyük bir oranda artmıştır. Bu, toplumun temeli olan, bireyin başta sosyalleşme olmak üzere, her türlü psikolojik ihtiyaçlarının giderildiği aile kurumunun ciddi bir tehlike altında olduğunu gösteriyor” dedi.


Boşanmanın sosyal-kültürel, ekonomik ve psikolojik nedenlerinin olduğunu anlatan Eyigün, “Dolayısıyla bir ülke veya bölgedeki boşanma oranlarını analiz ederken bu etkenlerin tümüyle birlikte değerlendirilmesi lazım. Tüm bu değişimler, bölgede de evliliğe, aile kurumuna ve boşanmalara olan bakışı değiştirdi. Eskiden daha gelenekçi yaklaşılan bu kavramlara günümüzde gerek çağın, gerek medyanın gerekse sosyalleşmenin getirdiği koşullarda daha ılımlı yaklaşılabiliniyor. Daha önceden bölgede ister kadın isterse erkek olsun, temelde ailelerin boşanma olgusuna bakışı son derece olumsuzdu. Bu bakış açısı, bir anlamda boşanma eğiliminde olan çiftler üzerinde “caydırıcılık etkisi” oluşturuyordu. Bunun için de çiftler evliliği yoluna koymak için, sabır başta olmak üzere tüm yollara başvuruyorlardı.

Bundan dolayı da zaman zaman kötü giden evlilikler bile toplumsal kabul görmediğinden dolayı, boşanma ile sonuçlanmıyordu. Veya boşanma ümidi olmayan çiftler, bir şekilde uzlaşmayla, karşılıklı tavizler vererek evliliği devam ettirebiliyorlardı. Ancak günümüzde hem medyanın boşanma olgusunu normal göstermesi, hem gençlerin bu konudaki ısrarı ve giderek boşanan çiftlerin sayısının da artması ile artık ailelerin de toplumun da boşanma olgusuna bakışı normalleşti. En azından şiddetli karşı çıkmalar, konuyu aile meselesi ve şerefi olarak görmeme başladı. Oysaki yakın bir geçmişe kadar bir kadının boşanma isteği erkek tarafından bir ‘namus meselesi’ olarak da görülebiliyordu” diye konuştu.

“AİLELERİN BOŞANMIŞ KIZA BAKIŞI DEĞİŞTİ”


Daha önceki yıllarda ailelerin, “gelinlikle gidiyorsun, bu eve ancak kefeninle gelebilirsin” şeklindeki telkinlerinden dolayı, kocalarıyla anlaşamayan kadınların boşanmaya cesareti olmadığını ancak şimdi ise ailelerin bu konuda daha esnek düşündüğünü dile getiren Eyigün, ailelerin artık, “Orada acı çekmektense yanımıza gel daha iyi” diye düşündüklerini kaydetti.


Ekonomik bağımsızlığını kazanmış bir kadının boşanma girişiminin daha kolay olduğunu ve ailelerin tarafından daha kabul görüldüğünü belirten Eyigün, şunları kaydetti:


“Kızı çalışıyor diye memnuniyetle baba evine dönmesini bekleyen babalar veya erkek kardeşlerin de olduğu gerçeği ayrı bir faktör.


Ancak çocuğu olup da baba evine dönen hiçbir kadın, uzun süre baba evinde rahat etmediği için ya acele bir kararla ikinci mutsuz evliliğini yapıyor ya da başka bir eve taşınmak zorunda kalıyor.”


Zaman zaman işlenen namus/töre cinayetlerinde, ayrılan ve başkasıyla evlenmek üzere olan veya erkeklerle görüşen kadın motifinin de önemli bir yer tuttuğuna işaret eden Prof. Dr. Eyigün, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Yakın bir geçmişe kadar, erkekler, eşlerinin boşanmasına asla razı olmaz, zorla boşanmak isteyen veya boşanan kadınlar varsa, bunu namusu meselesi yapabiliyorlardı. Bundan korkan kadın boşanmaya cesaret etmediği gibi, aileleri de olası cinayetlerden korkarak olası boşanma taleplerinin karşısında yer almaktaydılar. Şimdi bu algı da giderek değişmeye başladı.”


(MP-AŞ-Y)

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler