1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Pozitif ayrımcılıktan empati dersine Diyarbakır
Pozitif ayrımcılıktan empati dersine Diyarbakır

Pozitif ayrımcılıktan empati dersine Diyarbakır

"Pozitif ayrımcılık nedir, sayın Bakanım? Sizin televizyonda söylediğiniz gibi, tam adını hatırlayamadım ama girişimciyim. Hayvanlarım var, aha oradalar! Ben modern ahır istiyorum, ama o dediğiniz 'ayrımcılık' iyi bir şeyse ondan da istiyorum?”

A+A-

Evet, bu konuşma tam 3 yıl önce, adı Şengül olan Diyarbakırlı kadın ve 'devlet'in bir bakanı arasında geçti.

Ben de bu konuşmaya şahit olanlardanım.

O gün bugündür ne zaman 'pozitif ayrımcılık', 'müteşebbis kadın' sözlerini duysam hemen gözümde o an canlanır; tarlaların ortasından nefes nefese koşarak gelen Diyarbakırlı Şengül gelir aklıma.

Tarım Bakanı Mehdi Eker, üç yıl önce 800 milyonu AB fonlarından, 300 milyonu da devlet destekli olmak üzere 1 milyar 165 avroluk Kırsal Kalkınmayı Destekleme Programı'nı memleketi olan Diyarbakır'dan başlatıp, halka da bir çağrı yapmıştı; 'Getirin projelerinizi yarısı sizden yarısı bizden, kara da ortaklık yok tamamı sizin olsun.'

Tarlaların ortasından koşarak gelen o kadıncağız 'yarısı sizden yarısı bizden' projesi kapsamında, 'Benim hayvanlarım var aha orada, sen de gel ahırımı yap beni destekle' diyordu devlete... “Nasıl olacak peki? Gerçekten gelip benim hayvanlarıma ahır yapacaksınız ve beni borçlandırmayacak mısınız? Benim hayvanlarıma gelip ah tüm kazandığım benim mi olacak? Nasıl olacak bu” sorularını peş peşe sıralamıştı.

O kadıncağız bir 'ahır' dahi yapılacağından emin değilken, üstüne üstlük bir de 'pozitif ayrımcılık' çıkmıştı şapkadan.

***

Geçen hafta '14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü' kutlaması sebebiyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin'in davetlisi olarak Diyarbakır'daydım.

Yer Dicle Üniversitesi Kongre Salonu... Salon kadın erkek hıncahınç dolu!

BDP'li milletvekili Emine Ayna'nın tören için gönderdiği mesaj tüm salon tarafından alkışlanırken, benim ağzımdan 'evet işte normalleşiyoruz' sözleri döküldü.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'yla ortaklaşa gerçekleştirdikleri proje kapsamında 6 aydır çiftçilik eğitimi verilen, Diyarbakırlı 102 kadın çiftçilik sertifikalarını iki bakanın elinden aldılar.

Gözlerim deli gibi üç yıl önce 'pozitif ayrımcılıktan ben de istiyorum' diyen Şengül'ü aradı, ama zaten salonun yarısını Şengül'ler doldurmuştu.

Çiftçilik sertifikası alan 102 kadın, aslında 3 yıl önce uygulamaya konulan Bölgesel Kalkınma projesinin meyveleriydi.

Şimdilerde, üç aylık çözüm sürecinin bile bölgenin yüzünü nasıl değiştirdiği yazılıp çiziliyor. Doğrudur. Diyarbakır gözümüzün önünde an be an gelişimini, gelişirken değişimini de izlediğimiz bir bebek gibi... Bölgedeki tüm gelişmeleri ve değişimi 10 yıllık emekle birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Çiftçi kadınların sertifikalarını aldıkları törenden sonra Aile Bakanlığı'nın Bağlar ilçesinde açtığı Aile Destek Merkezi'ni ziyaret ettik.

Özellikle 'çözüm süreci'nin bir önemli bir parçası olan, Doğu ve Güneydoğu'da açılan Aile Destek Merkezleri'ni zaman zaman yazıyorum bu sütunlarda.

Bence Fatma Şahin, ADEM olarak bilinen Aile Destek Merkezleri, Cumhuriyet tarihinden bu yana kadınlar için yapılagelen, gelmiş geçmiş en iyi projeyi uygulamaya koydu.

12 bin kadının yararlandığı Aile Destek Merkezleri'ne ilgi her geçen gün artmaya devam ediyor. Toplamda 62'i Aile Destek Merkezi'nin 17 tanesi Diyarbakır'da.

Çok odalı bir ev gibi Aile Destek Merkezleri; bir odasında çocuklarınız emin ellere teslim edilmişken sizin o evin yan odasında, kuaförlük, biçki dikiş, nakış kurslarıyla meslek sahibi olmanız da mümkün, evliliğinizi kurtaracak, toplumsal sosyalleşmeyi sağlayacak psikolojik dersler almanız da.

Nitekim Bağlar ilçesinde açılmış Aile Destek Merkezi'nde kadınların eğitim gördüğü bir sınıfa girdiğimizde, Fatma Şahin'in sorusuna 'empati dersi' gördüklerini söyledi sınıfın en genç öğrencisi. Fatma Şahin'in 'empati nedir?” sorusuna yine aynı genç kız 'Kendimizi başkalarının yerine koyarak anlamaya çalışmak” dedi.

Çözüm süreci tam hız devam ettiği şu günlerde en fazla ihtiyacımızın olduğu ders sanırım 'empati' dersi.

Ben bu 'empati' hakkımı AP Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda tarafından 'ağzına biber sürün akıllansın' deyip, kapısından çevirdiği CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu için mi kullansam acaba?

Ne dersiniz?

HABERE YORUM KAT