1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. PKK silah bırakarak çekilecek
PKK silah bırakarak çekilecek

PKK silah bırakarak çekilecek

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, çözüm sürecinin sağlıklı ilerlediğini, PKK'nın silah bırakarak çekileceğini açıkladı.

A+A-

Ensarioğlu, Balkan Anadolu Derneği'nin organize ettiği AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait'in ev sahipliği yaptığı Çözüm Süreci konulu konferansa katılmak üzere İzmir'e geldi.

Çözüm sürecinin kaybedeni ya da kazananı olmadığını, hiçbir taviz verilmediğini belirten Galip Ensarioğlu, basın mensuplarıyla Fransız Kültür Merkezi'nin bahçesindeki Le Cigale'de sabah kahvaltısında buluştu.

Dernek eş başkanları Ender Öztürk, Niyazi Gültekin, AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait ile akil insanlar heyetinden Doğu Ergil'in de katıldığı kahvaltıda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ensarioğlu, muhalefetin çözüm sürecini engellemek için her yola başvurduğunu, akil insanların çalışmalarını dahi engellediğini belirtti.

Vekil Ensarioğlu, PKK terör örgütünün silahsız geri çekileceğini açıklayarak, sürecin şu ana kadar sağlıklı yürüdüğünü söyledi. Ensarioğlu, bu süreci, kardeşliği tesis etmekten başka şans olmadığını belirterek şöyle konuştu: "Zaman zaman örgütün farklı beyanatları olsa da, örgütün hakim kanadı, barış sürecine uyacaklarını, silahsız çekileceklerini açıkladı. Daha önce Duran Kalkan'ın silahsız çekilme olmayacak, ancak meclisten bir güvence verilirse olur' gibi Cemil Bayık'ın açıklamaları olduysa dahi son mektuplardan sonra Karayılan'ın silahsız çekilme ve Öcalan'ın taleplerini yerine getirme konusunda hiçbir sorun yaşanmayacağına dair, örgütün kendi beyanları oldu. Şu an silahsız çekilme gerçekleşecek. Bir sorun yok. Sağlıklı bir şekilde yürüyor süreç"

PKK'nın muhataplardan biri olduğunu dile getiren Ensarioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kanı durdurmak istiyorsanız, şiddeti durdurmak istiyorsanız bunun tarafı ve muhatabı örgüt ve muhatabı. Eğer örgüt lideri katkı sunmak istiyorum diyorsa, siz bu katkıyı neden almayacaksınız? Bu özgüvene sahiptir Türkiye artık. Kimin katkısı gerekiyorsa alınacak. Başbakanın talimatı ve devletin ilgili birimlerinin görevlendirmesiyle bu görüşmeler yapılıyor. PKK ülke dışına çıkacaksa, silah bırakacaksa, artık şiddete başvurmayacaksa, ve buna birileri katkı sunmak istiyorsa ben bu katkıyı neden almayayım?"

Ensarioğlu, Batı'da ve Ege illerinde taviz verildiği şeklindeki endişelerin yersiz olduğunu vurgulayarak, örgütle asla pazarlık yapılmadığını ve taviz verilmediğini kaydetti. Sivil demokratik çoğulcu yeni bir Anayasa'nın inşası için çalıştıklarını anlatan Ensarioğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Endişe duyan ya da bu barış kardeşlik sürecinde acaba hangi tavizler verildi diye endişe eden bir kesim var. Bu endişeleri görmek durumundayız. Aslında bu çözüm sürecinin kaybedeni yok, tavizi yok. Türkiye kazanacak, hepimiz kazanacağız. Ama bir sorunu çözerken yeni bir sorun yaratmamak durumundayız. Maalesef muhalefet ve bazı çevreler, bu çözüm sürecini çok kötü istismar etmektedir. Bu çözüm sürecinin sonuçlanmamasını ve bu çatışmanın devam etmesini istemektedirler.

Bir taraftan bizim çözüm sürecimize en ağır eleştirileri getirirken, diğer taraftan kendilerinin ne gibi bir önerileri olduğunu ortaya koymamaktadırlar. Bu sürecin pazarlığı asla yoktur. Öcalan açıklamasında da üniter yapı korunarak bir çözümden bahsediyor. Asla hükümetimiz ve devlet ne başkanlık sistemi ne üniter yapının dönüştürülmesiyle ilgili bir pazarlık asla sözkonusu değil. Ne alındı da bu iş bitti' gibi söylemler var. 'Ne aldık ta çekiliyoruz' diyenler var Doğu'da. Batı'da 'Hangi pazarlıklar yapıldı, tavizler verildi' deniyor. Herkes iyi bilsin ne bir şey alındı, ne bir şey verildi. Bu dönüşüm ve demokratikleşme süreciyle birlikte tüm sorunlar demokratik, siyasal zeminde tartışılacak, artık hiçbir sorun için insanların ölmesine gerek yok. Burada asla bir taviz yok. Cumhuriyetin demokratikleşmesi konusunda bir ittifak var. Bu anlamsız ölümlere son vermek için bir süreç başlatıldı. Bir pazarlık asla yok. Zafiyet asla yok. Bunun herkes tarafından bilinmesi gerekiyor."

Galip Ensarioğlu, dört aydır şehit verilmemesinin çok önemli olduğunu, sürecin meyvelerini vermeye başladığını dile getirerek, akan kanın durması için ne gerekiyorsa yapacaklarını bildirdi. Tam dört aydır bu ülkede insanların ölmediğini belirten Ensarioğlu, şunları söyledi:

"Geçen yıl bu zamanlar ayda yüz insan ölüyordu, sivil halktan, güvenlik güçlerimizden. Dört aydır insan ölmüyor bu ülkede. Bu başlı başına bir kazanımdır. 400 kişiye tekabül eder. Bunun hiç mi kıymeti yok. Bu hafta sekiz tane örgütün elinde bulunan devlet memuru iade edildi, bir korucumuz serbest bırakıldı. Bundan sonra bölgede yatırım ortamının iyileşmesi gibi. Bu süreç meyvelerini vermiştir, bu süreç sağlıklı işliyor. Başörtülü, muhafazakar insanlarımız sorun yaşadı. İmam hatipliler üniversite okuyamadılar, yurtdışında okumak zorunda kaldılar. Siyaset de bunun için var. Siyaset çözüm çözme sanatıdır. Ama en azından bizim için önemli olan bugün sorunlarımız için taleplerimiz için öldürmek veya ölmek gerekmiyor. Bu kanın durması gerekiyor."

Akil insanların halkın taleplerini dinleyip hükümete rapor etmekle yükümlü olduğunu belirten Ensarioğlu, heyetin İzmir ve Ege bölgesindeki birkaç ilde tepkiyle karşılanmasının sorumlusunun muhalefetin yarattığı algı olduğunu söyledi.

Ensarioğlu, akan kanı görmezden gelmenin mümkün olmadığını, içte ve dışta sorunun çözülmesini istemeyen çok güçlü çevreler olduğunu belirtti ve sürecin halka iyi anlatılması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

"İzmir en hassas illerimizden biri. Türkiye'de bütün çağdaş yaşam koşullarının hem de tüm etnik kökenden insanlarımızın bir arada yaşadığı kent İzmir. Burada daha fazla birtakım endişelerin olduğunu görüyoruz. ve bu endişelerin görülmesi için kendi aramızda bu meseleyi sıklıkla konuşmamız gerekir. Akil insanların oluşumunun sebebi Türkiye'nin yedi bölgesinde Türkiye'de itibarı olan tarafsız insanlardan müteşekkil heyetin, Türkiye'nin her tarafında hem bunun gerekliğini anlatması hem de toplumun taleplerini dinleyerek, halkın taleplerini iletmesi noktasında bir araçtır. Tabi bu tarafsız insanlara da bize saldırma adına ve çözüm sürecini engelleme adına onlara da çok ağır eleştiriler getirmekte. ve bu insanların çalışma ortamını bozmaktadırlar. Ege ve bazı illerde küçük de olsa birtakım tepkilerle karşılaştıklarını görüyoruz. Bu tepkilerin nedeni muhalefetin oluşturduğu algı. Bu akan kanı, ölümleri görmezden gelmemiz mümkün değildi. Bu anlamda hükümetin çok ciddi riskler alarak, Başbakanımızın başlattığı bir süreç var. Her kesime ulaşmamız ve çözüm sürecini paylaşmamız gerekir. Ulusal ve uluslar arası boyut kazanmış bu sorun. İçeride ve dışarıda çözülmesini istemeyen çok güçlü çevreler var. O yüzden halkın bütün dinamiklerini bir taraftan parlamento, bir taraftan sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirerek, süreci halka anlatmalıyız."

Ensarioğlu, MHP ve CHP'nin de sürece destek vermesini istediklerini, çünkü Kürt sorununun AK Parti'nin değil ülkenin mili sorunu olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Keşke CHP ve MHP de bu sürece katkı sunsalardı. Çünkü bu mesele AK Parti'nin meselesi değil. AK Parti'nin meselesi gibi görüp, bunun üzerinden çözümsüzlüğü dayatmak bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bu mesele milli meseledir, 76 milyonun meselesidir, ülkemizin ve gençlerimizin meselesidir. O yüzden biz bu meselenin çözümüne baş koyduk. Bunun bize faturası ne olursa olsun, biz gövdemizi bu taşın altına koyduk. Çözümü için elimizden gelen her şeyi yapıp, her türlü argümanı kullanacağız. Bugün de bunun için buradayız. Bu sürecin çok doğru bir şekilde yürüdüğü kanaatindeyim. Ülkemizde bu mesele çözülecekse usülü budur. Biz de diğer partiler gibi risk almayabilirdik. Herkesin yaptığı gibi işi güvenlik kuvvetlerine havale edebilirdik. Ama biz bu yolu seçmedik. Çözüm gerek ülkemizde gerek dünyada böyle çözülmüştür. Ne alternatifi varsa kimin ortaya koymalıdır. Sadece eleştirmekle bu işler olmaz. Gelip birlikte bu sorunu çözmemiz en doğru yol. Ama siyasi kaygılarla tercih etmediler."

Çözüm sürecine Doğu'da tam, Batı'da ise yüzde 69 oranında destek olduğunu, endişe duyan kesimlerin de çözüm sürecinin sona ermesini istediğini kaydeden AK Partili Milletvekili Galip Ensarioğlu, şunları söyledi: "İnanın geçen hafta 45 vekil, 39 vilayetten Diyarbakır, Batman ve Siirt'in tüm ilçelerini gezdik. İnsanların yüzünde bir umut ışığı, sevinç vardı. Bu sevinci bu insanlara, Türkiye'ye çok görmemek lazım. Bölgede desteğin yüzde yüz olduğunu biliyoruz. Biran önce bu işi bitirin diyor insanlar. Batıda yüzde 69 oranında destek olduğunu düşünüyoruz. Endişe duyanlar da bu sürecin bitmesini istiyor. Aslında çözüme destek yüzde 100. Belki bizim yürüttüğümüz çözüm sürecinin muhalefet bu mesele üzerinden bizi vurmaya çalışması, birtakım endişeler yaratmış olabilir. Bunları gidermek zorundayız."

Akil insanların çözüm sürecinde sadece bir argüman olduğunu vurgulayan Galip Ensarioğlu, akil adamlardan hiçbir siyasi parti ve kesimle polemiğe girmemelerini istedi. "Bu süreci yürüten akil insanlar değil" diyen Ensarioğlu, "Akil insanlar sadece sürecin bir argümanıdır. Akil insanlar halkı ikna etmiş değil. Sayın Başbakanın ve hükümetimizin yaklaşık 3-4 yıldır yürüttüğü bir çalışma bu aslında. Bugün itibariyle hayata geçen bir çalışma" diye konuştu. Hükümetin birçok reformu gerçekleştirdiğini belirten Ensarioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Her defasında seçimde halktan desteğini ve oyunu artırdı. Bu kadar çok çalışan bir Başbakanın bu ülkeye ve bu insanlara yanlış bir şey önermesi mümkün değildir. İnanmış insanların alacağı bir risktir. Hayatı pahasına bile olsa üstlenen bir Başbakan var. Akil insanlar çözüm için kullandığımız araçlardan biridir. Benzer ülkeler de bundan yararlanmıştır. Her bölgede kendi çalışma prensiplerini kendileri belirliyor. Siyaset yapmamaları ve siyasi partilere yanıt vermemesi gerekiyor akil insanların. Bunların çoğu düşünce adamları. Entelektüel insanlar. Zaman zaman eski alışkanlıklarla kendi fikirlerini beyan edebilirler. Ama bu hükümeti bağlamaz. Sürecin faydasını halka anlatmaları ve halkın taleplerini rapor etmeleri görevleridir. Türkiye'de fikir üreten entelektüel, fikir adamları. Zaman zaman sohbetlerde fikirlerini beyan edebilirler. Hiçbir siyasi partinin karşıtı ya da yandaşı değil. Hiçbir polemiğe girmemeleri gerekir. Aksi taktirde yürüttükleri süreç zarar görür."

HABERE YORUM KAT