1. HABERLER

  2. RÖPORTAJLAR

  3. Özüne uygun politika yürütemiyorlar
Özüne uygun politika yürütemiyorlar

Özüne uygun politika yürütemiyorlar

CHP’li Tanrıkulu, Sur’da devam eden sokağa çıkma yasakları ile ilgili gazetemize özel röportaj verdi:

A+A-

2 dönem Diyarbakır Barosu başkanlığı yapan, 2 dönem de Cumhuriyet Halk Partisi’nde, İnsan Hakları’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev alan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP Hükümeti ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, sorunun özüne uygun politika yürütemediğini söyledi. Tanrıkulu, halkın ateş çemberi içinde olduğu bir dönemde AKP’nin TBMM’yi çalıştırmadığını da vurguladı.

Sezgin Tanrıkulu, Sur’da devam eden sokağa çıkma yasakları ve burada bulunan halkın sorunları ile ilgili olarak gazetemizin sorularını yanıtladı:

Sur’da, uilan edilen sokağa çıkma yasağı, artık sürekli hale geldi. Neler oluyor?

Sezgin Tanrıkulu: Sur’daki yasak artık rutin olmaya başladı. Bunun artık sürdürülebilir olmadığı ortada. Başbakan, Cumhurbaşkanı ve bu işin yöneticileri, durumun derinliğine uygun bir politika yürütemiyorlar. Bugün esnafla konuştuğumuzda Başbakan’ın sözlerinin kendileriyle alay edilmesi gibi algıladıklarını söylüyorlar”

Sur’la ilgili olarak Toledo olacak tartışması başladı. Ne yapılmak isteniyor?

Tanrıkulu: Esnaf ve Sur’da yaşayanlar, kendileriyle dalga geçildiğini düşünüyor.  ‘Başbakan Sur’u Toledo yapacakmış’ diyorlar. Gerçekten esnaflar durumun özünü anlamayan bir yaklaşım ortaya çıktığını ifade ediyorlar. 61 gündür ortaya çıkan mağduriyetler ile ilgili atılmış tek bir adım yok. Bu durumun daha ne kadar süreceği konusundaki belirsizlik de insanları büyük bir umutsuzluğa ve çaresizliğe sürüklemiş durumda.

Dün Sur’a gidip, insanlarla, esnaflarda görüşme fırsatınız oldu, ne diyorlar?

Tanrıkulu: Bana uzun zamandır tanıdığım bir esnaf şunu söyledi: ‘Biz şekerle un göndereceğiz, madem Diyarbakır’ı yakmışlar, yıkmışlar bari helvamızı da yapsınlar’  Bu çok derin bir anlam içeren bir sözdür ve esnafın durumunu ölümle benzeştiriyor. Bunu 7 yaşındaki de söylüyor 70 yaşındaki Diyarbakırlı da söylüyor. ‘Bizi gözden çıkardılar, bölgeyi gözden çıkardılar, yakıp yıkmakla, öldürmekle sonuç alacaklarını sanıyorlar. Evet biz hendek de istemiyoruz, biz barikat da istemiyoruz, ama biz bu zulüm politikalarını da istemiyoruz’ diyorlar.

Sur’dan çıkarılan ve içeride kalan insanların mağduriyetleri çok büyük. Yapılanlar yeterli mi?

Tanrıkulu: Mağduriyet çok ama devletin bu konuda bir girişimde bulunmuyor. Burada dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta da Sur’un içinde kalanlar. Sur’dan çıkanlar var ama Sur’da kalanlar da var. Şu anda yelin ilan edilen yasağın sürdüğü yeni 6 mahalle var. Bu mahallelerde elektrikler kesik. Yasak ilan edildikten sonra kesilmiş elektrikler, Orada kalan insanlar bu 60 gün boyunca kesilmeyen elektriğin, şimdi bir anda neden kesildiğinin izah edilmesini istiyorlar. İnsanları açlığa, susuzluğa mahkum bırakılarak öldürülmek istendiklerini düşünüyorlar. Tam bir perişanlık var.

Hükümet neden bu kadar isteksiz olabilir ki çözüm konusunda?

Tanrıkulu: Başkanlık için olabilir. Ama böyle gitmez. Bir an önce sorunun özüne uygun çözümlerin ele alınması için konunun parlamentoya getirilmesi gerekiyor. Gittiğimiz yerlerde çünkü şöyle bir tepki ile karşılaşıyoruz. Sanki Türkiye güllük gülistanlık, sokağa çıkma yasakları bitmiş, sanki polisler, askerler, siviller yaşamını yitirmiyormuş gibi, TBMM tatilde. Tatilde onla anlayışı da parlamentonun sorunun çözümünden ne kadar uzaklaştığını ortaya koymak açısından anlamlı. İnsanlar bu konuda haksız da değiller. TBMM açık olsa idi hiç olmazsa insanlar sorunlarının bir nebze de olsa orada dile getirildiğini görüyorlardı. Bu AKP’nin insanları çaresizliğe götüren bir başka duyarsızlığıdır.

Hükümet, çözüm için yeni bir girişim başlatıyor, sivil toplumla görüşmeye başladılar:

Tanrıkulu: Başbakan sivil toplum kuruluşları ile görüşecek. Bu algı operasyonu değil ise iyi bir şeydir ama maalesef bu Başbakan’ın ve AKP’nin ‘Bakın biz sorunun çözümü için insanlarla görüşüyoruz’ imajını vermek, böyle demek için başvurduğu bir algı operasyonudur. Eğer algı operasyonu değil ise bu toplantıların tümü açık olsun, tamamı yayınlansın, yayınlamak isteyen basın kuruluşları da bunu halka göstersin. Başbakan’ın konuşması verilecek, o konuşunca suçlayıcı bir dil kullanacak, sonra sıra sivil toplum kuruluşu temsilcilerine geldiğinde yayınlar kesilecek, basın dışarı çıkarılacak. Ben bu toplantıların bir algı operasyonu değil ise açık ve şeffaf olarak yapılmasından yanayım.

 

(Mahmut Oral)

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler