1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Özgür Eğitim-Sen'de Demokrasi ve Cumhuriyet semineri
Özgür Eğitim-Sen'de Demokrasi ve Cumhuriyet semineri

Özgür Eğitim-Sen'de Demokrasi ve Cumhuriyet semineri

Her ay düzenli bir şekilde yapılması planlanan eğitim seminerlerinin ilki geçtiğimiz Çarşamba günü Özgür Eğitim Sendikasında yapıldı.

A+A-
Demokrasi ve Cumhuriyet konulu seminerin tebliğini yapan Özgür Der Diyarbakır Şube Başkanı Murat KOÇ özetle şu hususları dile getirdi:
 
Öz tanımı yeniden şekillenmiş olan (modern) cumhuriyet ve demokrasi kavramları biz Müslümanlara ait kavramlar değildir. Fakat Müslümanlar olarak bugün bu kavramlara muhatap olmakla birlikte maruz da kalıyoruz.Cumhuriyet (republic); bir yönetim biçimi (halkın kendi kendini yönetmesi) olmasının yanında halkın malı, kamu anlamlarına gelmektedir.
 
Cumhuriyet kavramının oluştuğu zemin/izlek önemlidir. İlk deneme Antik Yunan site devletlerinde olmuştur. Antik Yunanda, dönemine damgasını vuran iyilik ve erdem kavramları her alanda olduğu gibi cumhuriyet anlayışının ruhunu belirlemede de etken rol oynamıştır. Nötr bir yönetim biçimi olarak halkın, iyilik ve erdemi baz alarak kendi kendini yönetmesi anlaşılmalıdır.
 
Antik Yunan'dan Aydınlanma dönemine kadarki süreçte (yaklaşık 2000 yıl) siyasi erk olan kilisenin krallıklarla kurdukları ittifak ve tanrı adına halk üzerindeki haksız ve adaletsiz tutumu, tahakkümü, zulüm icra eden tavrı bugünün cumhuriyet ve demokrasi anlayışının adaletsiz/tepkisel bir şekilde olmasına zemin hazırlamıştır. 
 
Kiliseye ve kiliseye ait olan ne varsa hepsine birden karşı çıkan Aydınlanma dönemi, başlarına gelen belanın faturasını tanrıya çıkararak, insanı merkeze alan, tanrıyı, kiliseyi ve kiliseye ait olan her şeyi dışlayan bir felsefe ile ortaya çıktı. Kilisenin dışlanması süreci, Rönesans ve reform ile son şeklini aldı.Aydınlanmadan sonra cumhuriyet ve demokrasi kavramları antik yunandaki iyilik ve erdem ekseninden koptu. Seküler bir şekilde tanrıyı hayattan, siyasetten dışlayarak, “insan” ı merkeze aldı.
 
Cumhuriyette %51, yani çoğunluk neyi öngörmüşse doğru odur ve icra edilir. Ama antik yunanda böyle değildi. Çoğunluğun kararı iyilik ve erdem'e ters düşemezdi. Cumhuriyet bir yönetim biçimidir. Demokrasi ise bu yönetimin nasıllığı ile ilgilenen bir reflekstir. Daha doğrusu bu yönetimin uymak zorunda olduğu dinidir. Demokrasi, Fransız İhtilalinden sonra ortaya çıkmıştır. Kiliseye ve krallığa karşı, kilise dışı, inanç dışı, seküler, bireyi merkeze alan bir itirazdır. Bu yapısıyla kendi içinde laikliği de beslediği açıkça görülmektedir.
 
1991-1992 seçimlerini ezici üstünlükle kazanan Cezayir İslami Selamet Cephesinin ve 2006 seçimlerini %65 gibi bir oranla kazanan Hamas'ın halkın seçimleri ile başa gelmelerini Batı dünyası kabul etmedi. Daha geçtiğimiz iki sene önce Mısır tarihinin ilk meşru seçimi yapılmıştı. Zaferi kazanan İhvan-ı Müslimin hareketi olunca, Batılı devletler halkın seçimlerini yine (Hamastakinde ve Cezayirdekinde olduğu gibi) kabul etmedi. Darbe zeminleri hazırlandı. Ve Müslümanlar hapislere atıldı. Barışçıl gösterilerde dahi binlerce Müslüman şehid edildi.
 
Tabloyu geriye dönüp tekrar okuduğumuzda demokrasinin de cumhuriyetin de seküler kavramlar olduğunu hatırlarız. Batı dünyası kendi açısından tutarlı davranıyor. Meselenin zulüm olması ise ayrı bir konu.
 
Müslümanlar olarak bu kavramların bizim kavramlarımız olmadığını yinelerken, Rabb'imizin İslami yönetimin nasıl olacağı hususunda net ve kesin haberler vermediğini, bizlerin içtihadına bıraktığı bir mesele olarak görüyoruz.
 

HABERE YORUM KAT