1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Ortadoğu uzmanından ışid değrlendirmesi
Ortadoğu uzmanından ışid değrlendirmesi

Ortadoğu uzmanından ışid değrlendirmesi

DİYARBAKIR- Diyarbakır Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ortadoğu Barış Araştırmaları Merkezi Danışmanı ve Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Irak'ta birçok kenti ele geçiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü ile ilgili değerlendirmede bulundu.

A+A-
Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binasında açıklama yapan Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Ortadoğu'da son 3 yılda olan gelişmeleri anlamak için 100 yıl geriye gitmek gerektiğini söyledi.
 
Şeyhanlıoğlu, "Osmanlı devletinin bölgeden çekilmesinden sonra kurulan düzen sizde biliyosunuz ki Sykes-Picot Anlaşmasıdır. Bugünkü Ortadoğu sınırlarını yapay olarak çizdi. Batının hegemonyasına uygun olarak bunlar ortaya çıkarılmıştır. Yani bugün Suriye, Irak ve Türkiye'den oluşan 3 komşuyu ele alıp konuya yaklaşırsak eğer, sınırlarına baktığınız zaman köyler bile ortadan ikiye bölünmüş, cami ile mihrabın ikiye ayrıldığını görüyoruz.
 
Daha çok sosyolojik coğrafya olmaktan ziyade, büyük güçlerin özellikle İngiltere'nin, çıkarları doğrultusunda bu sınırların petrole uygun olarak çizildiğini görüyoruz. Bu süreç de 1990 yılında bitti. 1990'da soğuk savaşın bitmesinden sonra bu yapıların, özellikle Saddam'ın Kuveyt'e girmesinden sonra Amerika önce Irak'ın imha ve işgal sürecini başlattı. Özellikle 1990 ile 2013 yılları arasında 13 yıllık zaman zarfından başta Irak olmak üzere Arap dünyasında çok köklü kırılmaların yaşanıldığı görüyoruz. Tabii ki bu sorunların içinde sürekli Kürt sorunu var olmuştur" dedi.
 
"ŞU ANDA BU İŞİ EN GÜZEL ERDOĞAN, BARZANİ VE ÖCALAN DÜŞÜNÜP KONUŞUYOR"
 
1990'dan sonrası sürecin IŞİD'i ortaya çıkardığını belirten Şeyhanlıoğlu, ancak IŞİD ile Taliban'ın Afganistan'da iktidara gelmesinin paraleli ve neredeyse birebir fotokopisi olduğunu söyledi. Şeyhanlıooğlu, "Afganistan'da iktidarı 1995 yılında 3 ay içerinde ele geçiren El Kaide denilen Usame Bin Ladin ya da Molla Ömer denilen bir örgütün 1988 ile 1995 arasında Afganistan'da otorite boşluğundan düzensizlikten faydalanarak iktidarı 3 ay içinde ele geçirdiğini düşündüğümüz zaman Taliban ile IŞİD'in neredeyse birebir aynı olduğunu görmek mümkün olacaktır.
 
Zaten IŞİD'in El Kaide'ye bağlı olduğu iddia ediliyor, ama ben bunların böyle olduğuna inanmıyorum. IŞİD ile Taliban arasında müthiş bir benzerlik vardır. Fakat bu her iki örgütü ortaya çıkaran şartlılığın aynılığından kaynaklanıyor. 1990 sonrası Saddam Hüseyin iktidarı zamanından ya da iktidarından sonra Saddam'ın 1991 ocağından sonra kuzeyde ve güneyde iktidarı bitti. Uçuşa yasak bölge kuruldu. Saddam'ın kolu ve kanadı kırıldı, 1990'dan sonra Saddam'da bir güç göremedik. Taliban'ın da Afganistan'da yaptığı hatalarda Afganistan'ı ölüme sürükledi, taş devrine çevirdi. Şu anda o bölge petrol ve tarım bölgesidir ama en ağır silahlarla bombalanıyor.
 
Türkiye'ye verilen mesaj şu aslında; petrollerden uzak dur. Büyük güçler mesaj yolluyor, Türkiye'nin tutup da IŞİD militanlarıyla çatışması akla hizmet değildir. Türkiye'nin bombalayacağı bir yer yok, çünkü asimetrik bir savaş, kendi içindeki bir PKK ilesıkıntıya girdiğini görüyoruz. Bir de IŞİD militanlarıyla uğraşırsa bu sağlıklı sonuç doğurmaz. Türkiye'de paralel yapı Hizbullah ve birçok İslami örgüt sayılabilir. Bütün bunların manipüle edilip kullanılarak tarihten silinmesi her şeyden önce İslam dünyasına zarardır.
 
Şu anda bu işi en güzel Erdoğan, Barzani ve Öcalan çok güzel düşünüp konuşuyor. 100 yıldan uzun süredir İslam dünyası paramparça. Böl parçala ve birbirlerine düşür, yut ve yönet. IŞİD eşittir Taliban'dır. Bakın bakalım IŞİD'in planı kime yarıyor, tabii ki de batıya yarıyor. İslam dünyası en dar boğaz bölgesi dediğimiz Mezopotamya bölgesi Basra ile Akdeniz arası bölgesi cehennemi yaşıyor. Bu derece kötü durumdayız, şu halde Türkiye'yi takdir etmek lazım ve Türkiye'yi kesinlikle bu olayların dışında tutmak lazım.
 
Amaç bu zaten tek istikrarlı ülke düzenli ülke Türkiye'dir. Barış süreci tamamlaması durumunda Türkiye'nin Barzani ile beraber yürüdüğünü düşünün, petrol için 50 yıllık anlaşma imzalanmış, siz gelecekte bu bölgenin yeniden büyük bir güç üreteceğini Selahattin Eyyubi üreteceğini ikinci bir Osmanlı olacağını rahatlıkla görebilirsiniz. Bunun da ilk şartı Türkiye İran ve Barzani ile işbirliği yapmasından geçiyor. Bu çok büyük bir başarıdır, beraber hareket etmek zorundayız" diye konuştu.
 
(BE-AKK-SO-Y)
 
Bu haber toplam 4224 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT