1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. “Önce kaybettiğimiz Kur’an’a dönmemiz lazım”
“Önce kaybettiğimiz Kur’an’a dönmemiz lazım”

“Önce kaybettiğimiz Kur’an’a dönmemiz lazım”

Toplumun ifsadına sebep olan ahlaki yozlaşmayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır Ulu Camii İmam Hatibi Mehmet Sait Yaz, ahlaki yozlaşmanın Müslümanların Kur’an’dan uzaklaşmasından kaynaklandığını ifade etti.

A+A-

Toplumda artan ahlaki yozlaşmayla ilgili İlke Haber Ajansı’na (İLKHA) değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır Ulu Camii İmam Hatibi Mehmet Sait Yaz, bugün toplumda var olan olumsuz tablonun, Kur’an’dan uzak kalmanın neticesi olduğunu ifade etti.


“Ahlaki yozlaşma ve kültürel yozlaşma beraberdir.” diyen Mehmet Sait Yaz, “Kültürel yozlaşma ahlaki yozlaşmaya sebep oluyor. Eğer biz bugün toplumun içinden gelen gençliğe Kur’an-ı Kerim’i arz etseydik, sünneti arz etseydik, neden bu toplum ateist, Zerdüşt, Şamanist olsun. Neden hayvanlar gibi yaşamayı tercih etsin, insanca yaşamak varken. Cennet vaat edilmişken, neden akıbeti cehennem olan bir yaşam tarzını bile bile tercih etsin. Bu akıl karı değildir. Bizim önce kaybettiğimiz Kur’an’a dönmemiz lazım, ihmal ettiğimiz peygamberin ilkelerine sarılmamız lazım. Eğer bu ilkelere uyarsak, insanları bu ilkelere davet edersek toplumda yozlaşma diye bir şey kalmaz.” dedi.


“Toplum dini sadece bir sembolden ibaret görüyor”


Toplumun dini sembolleştirdiğini belirten Yaz, “Maalesef onu da tatbik etmediğimiz için şu anda gördüğümüz toplum meydana çıktı. Toplumun diliyle söylemiş olduğu ‘Ben Müslümanım’ sözüne bakarak yaşantısına, ticaretine, siyasetine, ahlaki davranışlarına, toplum içerisindeki işgal ettiği yerine baktığımız zaman İslam’dan ne kadar uzak olduğumuzu anlarız. Toplum dini sadece bir sembolden ibaret görüyor.” ifadelerini kullandı.


“Bu sistem eşkıyaları evliya yaptı”


Yaşanan toplumsal çöküşün sebeplerinden birinin de eğitim sistemi olduğunu vurgulayan Yaz, sözlerine şöyle devam etti: “Biz İslami bir terbiye ile büyümedik, İslami eğitimden geçirilmedik. Bu memlekette ilkokuldan üniversiteye kadar Kur’an ve Sünnet dersleri mecburi ders haline gelmedikçe, bu toplumu düzeltmek mümkün değildir. Bu sistem eşkıyaları evliya yaptı. 80-90 yıl önce evliyaların çocuklarını, Kur’an’ı kalplerinden söküp atmakla eşkıya yaptı. Kur’an’ı eğitim sisteminden çıkartmakla, evliyaların çocuklarını eşkıya yaptı. Bugün sistemin Kur’an’dan ayırıp kendi eli ile yetiştirdiği toplum bomba haline geldi ve kendi elinde patladı. Şimdi ise önünü alamıyor.”


“Evlatlarımızla beraber anne ve babalarımızı da eğitmemiz lazım”


Ebeveynlerin çocuklarına verdiği eğitimin önemine dikkat çeken Yaz, “Ezanlar okunuyor ama camiye kimler geliyor? sadece yaşlılar, gençler gelmiyor hele kadınlar hiç gelmiyor. Şimdi bu kadın dini kimden öğrenecek? Kadının İslam mektebi camidir. Kadın camiye gelmiyorsa dini kimden öğrenecek. Öğrenmeyen anne nasıl eğitecek. Biz evlatlarımızla beraber anne ve babalarımızı da eğitmemiz lazım. Çocuk eğitiminin başladığı yer ailedir. Ama aile mefhumu memleketimizde bitmiş. Bakınız namus mefhumu bitmiş. Birileri kalkıp ‘namus kâbustur’ diyorsa, namusu kâbus olarak biliyorsa, bu anlayış çocuklara ne verecek. Elbette ki laik sistem öyle bir eğitim sistemiyle geliyor ki düpedüz, Kur’an-ı Kerim’e ve değerlerine düşman, seküler bir anlayış. Laiklik, din ile devleti birbirinden ayırtmak demektir. Sekülarizm ise dini hayattan koparmak demektir. Bunlar dini hayattan da kopardılar.”


“Bugün dümen Kur’an’ın arzuladığı insanların elinde değil”


Toplumun yozlaşmasında devletin pozisyonuna da değinen Diyarbakır Ulu Camii İmam Hatibi Mehmet Sait Yaz, son olarak şunları ifade etti: “Şimdi devleti oluşturan toplumdur.

Devleti yönetecek olan insanlar bizim içimizden çıkan insanlardır. Bizim mekteplerimizden, okullarımızdan çıkmış insanlardır. Devlet ne yapabilir ki, devleti biz düzelteceğiz. Bizim çalmayan, rüşvet vermeyen ve almayan, menfaat için dinini satmayan siyasetçi, idareci ve yöneticilere ihtiyacımız vardır. Ömrü boyunca para çalmış, ömrü boyunca helal haram demeyen ‘ben zengin olayım da para nerden geliyorsa gelsin’  anlayışı ile siyaset yapan insan topluma ne verebilir.

Hırsız patron, işçisini hırsız olarak yetiştirir. Onun için insanları Allah’a davet eden bir topluluk oluşturulmalıdır. Bu topluluk insanları ve devleti sahil-i selametle çıkarabilir. Bugün dümen Kur’an’ın arzuladığı insanların elinde değil. Şu anda devleti idare edenlerin 20-30 yıl önceki idarecilerle kıyaslanamayacak kadar bir farklılığı vardır. Ama yeterli değildir. Bir gül ile bahar gelmez.” diyerek sözlerine son verdi.

Bu haber toplam 3339 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler