1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Ölümlerin nedeni iş sağlığı ve güvenliğinden yoksunluk
Ölümlerin nedeni iş sağlığı ve güvenliğinden yoksunluk

Ölümlerin nedeni iş sağlığı ve güvenliğinden yoksunluk

Her yıl ortalama 2 bin işçinin yaşamını yitirdiği Türkiye'de, yaşanan bu iş cinayetlerinin öncelikli nedenini pek çok iş yerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını gösteren Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC) Genel Sekreter Yardımcısı Patrick Hschert, bunun önüne geçmek için ise Türkiye'deki sendika yasalarının ve çalışma koşullarının ILO Sözleşmesi kriterlerine uyarlanması gerektiğini belirtti.

A+A-

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG) verilerine göre, Türkiye'de 2013 yılından bu yana her yıl ortalama 2 bin işçi yaşamını yitiriyor. İş kollarındaki güvencesiz çalışma koşulları ise her geçen gün daha da ağırlaşır bir seyirde. Bunun önüne geçmek için Türkiye'nin de aralarında bulunduğu tüm Avrupa'dan 60 milyon üyeye sahip Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC) tarafından koordine edilen "Genç İşçiler Odağında Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki Sendikal Örgütler Arasında Sosyal Diyalog Projesi" kapsamında İzmir'de bir haftalık eğitim gerçekleştirdi.
 
Söz konusu eğitime HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve DİSK, Avrupa'dan ise Polonya, Fransa, İspanya ve Danimarka işçi sendikaları konfederasyonlarından temsilciler katılırken, ETUC Genel Sekreter Yardımcısı Patrick Hschert, Türkiye'de ve Avrupa'da yaşayan işçilerin çalışma koşullarını değerlendirdi.
 
Projeyi gerçekleştirmekte üç temel amaçları olduğunu söyleyerek Hschert, Türkiye'deki genç işçiler ile Avrupa ülkelerinde bulunan genç işçiler ve sendikalar arasındaki diyalogu güçlendirmeye çalıştıklarını belirtti.
 
Eğitimlerin zamanlamasının önemine dikkat çeken Hschert, bu günlerde özellikle Avrupa'da ve Ortadoğu'da şiddetin yaygınlaşmasıyla insanlar arasındaki diyalog ve karşılıklı anlaşmanın önemli hale geldiğini vurguladı.
 
'En ağır bedelleri gençler ödüyor'
 
İkinci önemli noktanın ise bu eğitimin gençlere odaklanmış olması olduğunun altını çizen Hschert, Avrupa'da ve Türkiye'de ekonomik kriz nedeniyle her zaman ve her şekilde en ağır bedelleri gençlerin ödediğini söyledi. Avrupa'da genç işsizliğin ortama işsizlik düzeyinin iki katı olduğuna dikkat çeken Hschert, son önemli amaçlarının ise örgütlenme olduğunu söyledi.
 
Hschert, "Sendikal haklar, insan haklarının bir parçasıdır. İnsan haklarını korumak ve güçlendirmek için güçlü ve örgütlü sendikalara ihtiyacımız var" dedi.
 
'Türkiye'de AB ve ILO kriterlerinin uygulanması lazım'
 
Türkiye'deki koşulların sendikalar açısından çok zor olduğunu belirten Hschert, uzun yıllardır Türkiye'deki işçilerin sendikal faaliyetlerine destek olmaya çalıştıklarını söyledi. Hschert, "Benim gördüğüm şudur Türkiye'deki birçok işveren, işçilerin sendikalara üye olmasına izin dahi vermiyor. Sendikalara yönelik çok yoğun baskılar var. Bu baskılar İLO Sözleşmesi'ne aykırıdır. Bunlar kesinlikle kabul edilemez. Türk hükümetinin şunun farkına varması gerekiyor. Türkiye'deki sendika yasalarının ve çalışma koşullarının en azından ILO Sözleşmesi'ne ve AB koşullarına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Sadece kağıt üzerinde değil AB ve ILO kriterlerinin uygulanması lazım" diye kaydetti.
 
'Türkiye'de koşullar çok daha kötü'
 
İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin ise başka bir önemli nokta olduğunu belirten Hschert, pek çok iş yerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını, sağlıksız koşullar olduğunu bildiğini vurguladı.
 
Özellikle tekstil sektöründe kot taşlamada koşulların ölümcül olduğunu ve çok sayıda işçinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Hschert, uluslararası düzeyde Türkiye'deki bu kot kumlama işçileri için büyük kampanyalar düzenlediklerini ve Slikoziz hastalığına karşı bu kampanyayı dünya ülkelerine yaydıklarını dile getirdi. Avrupa ülkelerindeki çalışma şartlarına da değinen Hschert, Avrupa'nın da bu konuda mükemmel olmadığını, işçi hakları ve sendikalar konusunda birçok sıkıntının yaşandığını söyledi. Baskı, çalışma koşulları ve sendikal haklar konusunda ise Türkiye'de daha koşulların çok daha kötü olduğunu vurgulayan Hschert, "Sorunlarımız var ama Türkiye ile kıyasladığımızda Türkiye'de yaşananlar bizde kesinlikle yaşanmıyor" diye konuştu.
 
'Sendikal mücadelenin geleceği her alanda olduğu gibi gençlerdir'
 
Aslında bir ekonomik krizden geçildiğini ve bu kriz sırasında işverenlerin patronların kendi kurallarını dikte ettiklerini söyleyen Hschert, buna karşı işçilerin daha güçsüz ve dağınık durumda olduklarını dile getirdi. Sendikal mücadelenin güçlenmesi için gençlerin önemine dikkat çeken Hschert, "Kriz süresinde Avrupa'da IMF, Avrupa Konseyi bazı kurallar empoze etmeye çalıştılar. İş yasalarını zayıflatarak mevcut toplu sözleşmeleri geri getiren bazı durumlar empoze etmeye çalıştılar. İşçi ile işveren arasındaki güç dengesi işverenlerin lehine değişmektedir. Bu güç dengesinin bozulduğu dönemde biz de sendikal mücadeleyi güçlendirmeye çalışıyoruz. Üye sayılarımızı mutlaka arttırmamız gerekiyor. Bunu başarabilmek için gençlere yöneliyoruz. Sendikal mücadelenin geleceği de mutlaka her alanda olduğu gibi gençler, genç işçilerdir" diye konuştu.
 
Ayrıca sendikal mücadelenin artık önüne öneriler koyması gerektiğini kaydeden Hschert, "Sendikalar bunca süre savunmadaydı. Artık saldırıya geçmenin vakti geldi. İtiraz değil bir takım öneriler ortaya koyulup o önerilerin hayata geçirilmesi gerek" dedi.

Bu haber toplam 293 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler