1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. "OHAL eliyle darbe karşıtları cezalandırılmak isteniyor!"
"OHAL eliyle darbe karşıtları cezalandırılmak isteniyor!"

"OHAL eliyle darbe karşıtları cezalandırılmak isteniyor!"

DİYARBAKIR - İŞKUR’un "İş Başı Eğitim Programı" kapsamında personel yetiştirip çalıştırma başvurusu reddedilen İLKHA’nın Genel Müdürü Mahmut İrtem, başvurularının reddedilmesine tepki göstererek OHAL eliyle darbe karşıtlarının cezalandırılmak istendiğini

A+A-

2007 yılından bu yana ulusal yayın yapan İlke Haber Ajansı Basın Yayın A.Ş’nin, Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğünün (İŞKUR) "İş başı eğitim programı" kapsamında personel yetiştirip çalıştırma başvurusu "istihbari kayıtlara" tabi tutularak reddedildi.

Başvurularının reddedilmesine tepki gösteren İlke Haber Ajansı (İLKHA) Genel Müdürü Mahmut İrtem, başvurularının ilk aşamada İŞKUR tarafından kabul edildiğini, ancak farklı bir elin dokunmasıyla başvurularının reddedildiğini belirtti.

Başvurularının reddedilmesinde yerel yetkililerin de inisiyatifinin olabileceğine dikkat çeken İrtem, OHAL uygulamasının kimi resmi kurum ve kişilerce suiistimal edilmeye başlandığını ifade etti. Darbecilere karşı ilan edilen OHAL ile darbeye karşı duranların cezalandırılmak istendiğini belirten İrtem, buna müsaade edilmemesi gerektiğini söyledi.

"Müracaat dosyamız İŞKUR komisyonundan geçti"

İŞKUR’un, istihdamı ve kalifiyeli elemanı artırmak için uzun süredir iş yerlerine, iş başı eğitim programı adı altında eleman vermekte olduğunu hatırlatan İrtem, "Bu personellerin, 4-6-9 ay gibi bir süreyle maaşlarını ödeyerek bunların orada hem çalışmalarını hem de o iş alanında tecrübe kazanmaları hedefleniyor. Tabi biz de bir iş yeri olarak İŞKUR’un ‘İş Başı Eğitim Programı’na 2013 yılından beri iştirak ediyoruz. Bugüne kadar birkaç program aldık, bu programları başarıyla bitirdik. Bizde çalışan arkadaşlar sertifikalarını aldılar. Şu anda biz de çalışan arkadaşların tümü de iş sahibidir. Kimi bizde, kimi başka kurumlarda çalışıyor ancak işsiz kalmadılar. En son aldığımız programın süresi bittikten sonra tekrar İŞKUR’a yeni bir işbaşı programı başlatmak amacıyla müracaat ettik. Dosyamız yaklaşık bir ay İŞKUR’da kaldı. Müracaat dosyamız İŞKUR komisyonundan geçti ve bizden alacağımız arkadaşlarla beraber gidip sözleşme imzalamamızı istediler. Ancak bu sözleşmeyi yapmaya gittiğimizde yeni gelen bir yazıyla başvurumuzun iptal edildiğini bize bildirdiler." dedi.

"İptal sebebi firmanın başarısızlığından veya programını eksik yaptığından değil"

Başvurunun kabul görmemesinin şirketlerinden kaynaklanmadığını dile getiren İrtem, "Tabi biz şifahi olarak İŞKUR yetkilileri ile yaptığımız görüşmede bu iptal sebebinin firmanın başarısızlığından veya programını eksik yaptığından, yani firmadan kaynaklanan herhangi bir eksikliğin neden olmadığını, ancak tepeden gelen bir emirle/yazıyla, "efendim şirket yöneticilerinden birinin geçmişte hüküm giydiği, OHAL kapsamında bunun iptal edildiği" bize tebliğ edildi. Fakat bize verilen resmi yazıda bu şekilde yazılmıyor. İŞKUR komisyonundan geçmediği şeklinde beyan edilmiş, oysa İŞKUR sisteminde de görülebiliyor ki aslında dosyamız İŞKUR komisyonundan geçmiş, kabul görülmüş. Maalesef böyle bir gerekçeyle müracaatımızın reddedildiğini biliyoruz." ifadelerini kullandı.

"FETÖ, BÇG, 28 Şubat gibi karanlık yapıların eliyle mağdur edildik, yine aynı şekilde mağdur ediliyoruz"

Şirket yetkililerinden hüküm alan hissedarın kendisi olduğunu söyleyen İrtem, sözlerine şöyle devam etti:

"Ben 2001 yılında gözaltına alındım. Gözaltına alınma gerekçem 'Hizbullah Cemaati adına camide Kur’an dersi aldığım ve verdiğim' şeklinde. O dönemde FETÖ gibi, BÇG (Batı Çalışma Grubu) gibi, 28 Şubat gibi karanlık yapıların eliyle mağdur edildik. Maalesef bunun üzerinden 15 yıldan fazla bir süre geçmesine ve bu tür yapılarla mücadele edilmesine rağmen, bugün yine benzer şekilde mağdur ediliyoruz, aynı şekilde terörist ilan ediliyoruz."

"OHAL darbecilere karşı ilan edildi, ancak bugün darbeye karşı duranlar OHAL ile cezalandırılmak isteniyor"

İLKHA olarak yayın politikalarının belli olduğunu ifade eden İrtem, "Biz İlke Haber Ajansı olarak 2007 yılında basın-yayın hayatına başladık. Vasat, ilkeli, doğru, gerçekçi ve olayları, gündemi objektif değerlendiren bir yayın politikamız var. Yaklaşık 10 yıldır yaptığımız haberler de bunu gösteriyor. Yayın politikamızın 'terörizme hizmet etmediği' çok net olarak görülmektedir. Perdenin arkasında karanlık eller olduğunu hissediyoruz. Fakat kimlerin eliyle yapıldığı veya neden bu şekilde yapıldığını bilmiyoruz. Ancak öyle görüyoruz ki tekrar karanlık yapılar devreye girmiş. OHAL ilan edildi ve Sayın Cumhurbaşkanı çıkıp ‘Biz OHAL’i halka karşı ilan etmedik, biz OHAL’i devlete ilan ettik’ dedi. Fakat bakıyoruz ki OHAL’in kılıcı tekrar karanlık yapıların elinde ve halkın karnına saplanmaktadır. Darbe gecesi olsun, bu tür yapılara karşı olsun, PKK’nin mahallelerde kazmış olduğu çukurlar olsun, FETÖ’nün darbe girişimine karşı olsun ilk andan itibaren biz yayın çizgimizi net olarak ortaya koyduk ve buna karşı durduk. Ama maalesef ki sanki darbeye karşı duranlar bir şekilde cezalandırılmak isteniyor. Yani OHAL darbecilere karşı ilan edildi, ancak bugün darbeye karşı duranlar OHAL ile cezalandırılmak isteniyor." şeklinde konuştu.

"Yerel yetkililerin inisiyatifinin olduğunu düşünüyoruz"

Başvurularının reddedilmesinde yerel yetkililerin inisiyatifinin olabileceğine dikkat çeken İrtem, "Biz işimizi yaparken ‘illa İŞKUR’dan bu şekilde bir program alacağız’ diye kurmadık. Böyle bir iş üzerinden işimizi yürütmüyoruz. Böyle bir beklenti içerisinde de değiliz. Ancak hukuken veya yasal olarak bütün firmalara, vergisini ödeyen bütün işyerlerine böyle bir hak tanındığında elbette bu herkese verilen bir haksa bizim içinde bir hak olmalıdır ve biz de bu haktan istifade etmek istiyoruz. Fakat özellikle bu şekilde terörist ilan edilerek ve rencide edilerek, reddedilmesi kabul edeceğimiz bir durum değildir. Biz bu sorunun Diyarbakır’ın yerel yetkililerinin de inisiyatifiyle olduğunu, biraz da yerel yetkililerin keyfi muamelesinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü şifahen elde ettiğimiz bilgiler ve yaptığımız görüşmelerle böyle bir kanaate varıyoruz." diye konuştu.

"İzzetiyle, kanıyla, canıyla darbeye karşı duranların onuruyla oynamasınlar"

Yaşadıkları sorunun hukuki olarak takipçisi olacaklarını da belirten İrtem, sözlerine şöyle devam etti: "Avukatlarımızla görüştük, bu konuda gerekli mercilere itirazlarda bulunacağız. Eğer itirazımız kabul görmezse idare mahkemesine müracaat edeceğiz ve bunun takipçisi olacağız. Ancak buradan başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere yetkililerden isteğimiz şudur: OHAL’in ilan ediliş amacı neyse lütfen ona göre hareket edilsin. Burada onuruyla, izzetiyle, kanıyla, canıyla darbeye, işgale karşı duranların onuruyla oynamasınlar. Biz bunu istiyoruz."

"Camiye gitmek en doğal hakkımız"

Camide Kur’an-ı Kerim dersi verdiği için geçmişte cezalandırıldığını ve halen bunun faturasının kesilmeye devam ettiğini ifade eden İrtem, "Her şeyden evvel Müslümanız ve biz Allah’a karşı olan kulluk görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz. Müslüman bir toplum içerisinde, Müslüman ve dindar bir ailenin içinde büyüdük. Aynı zamanda imam hatip mezunuyum. En doğal hakkımız odur ki; camiye gidelim. Camide Kur’an dersi alalım, Kur’an okuyalım. Peygamber Efendimiz ‘Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir’ diye buyuruyor. Biz bunun için cezalandırıldık. 'Camiye gitmek, camide Kur’an dersi almak ve vermekle' suçlandık." diye konuştu.

"FETÖ’cü hâkimlerin bize vermiş oldukları ceza üzerinden bir kez daha cezalandırılıyoruz"

Yargılanmış olduğu davada kendisine hüküm veren yargı mensuplarının bugün FETÖ’den cezaevinde olduğunu söyleyen İrtem, "Bugün bu dosyadan bize ceza veren hâkimlerin de FETÖ davasından dolayı açığa alındıklarını ve cezaevinde olduklarını görüyoruz. Bizzat bize ceza veren mahkeme heyetinin başkanı Süleyman İnce FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine kondu. Yine Ömer Adil Küçük adındaki hâkim de FETÖ’den dolayı açığa alınmış durumda. Aslında bugün bizim bu hakkımızın aranması, mağduriyetimizin giderilmesi gerekirken bakıyoruz ki FETÖ’cü hâkimlerin bize vermiş oldukları ceza üzerinden bir kez daha cezalandırılıyoruz. Bunun üzerinden 15 yıl geçmiş, memnu haklarının iadesi yapılmış, sicil kaydı silinmiş, fakat halen sanki cezalıymışız gibi, bu cezayı ömrümüz boyunca çekecekmişiz gibi bir tavırla karşı karşıyayız. Bu hukuka aykırı bir muameledir, bu kabul edilebilir bir şey değildir. Biz de hukuki yollarla hakkımızın takipçisi olacağız ve bunun peşini bırakmayacağız." dedi.

HABERE YORUM KAT