1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Oğluna anneler günü'nde kavuştu
Oğluna anneler günü'nde kavuştu

Oğluna anneler günü'nde kavuştu

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) doğu ve batıdaki STK’ları Ankara’da buluşturdu.

A+A-

Ankara’daki STK buluşmasında konuşan DİTAM Başkanı Mehmet Kaya, demokrasinin korunup geliştirilmesinde sivil toplumun öneminin oldukça fazla olduğunu belirtti. Türkiye’nin en zor dönemeçleri, kırılma yaratabilecek olayları hep sivil toplum desteğiyle aştığını hatırlatan Kaya, “Dünya yaşanan barış süreçlerinde sivil toplumun içinde olduğu süreçlerin daha çabuk sonuç verdiği ve barışın kalıcılaşmasında önemli rol oynadıklarını görebiliyoruz” dedi.

“HIZLA YAPILMASI GEREKEN İKİ ŞEY VARDIR”

 “Barış süreçlerinin itici güçlere ihtiyacı vardır en güçlü itici güç sivil toplum yapılanmalarıdır” diyen Kaya, bugün hızla yapılması gereken iki şey bulunduğunu belirterek, “Birincisi; Yaşanan barış sürecinin yaratığı etkiyi ölçmek, yapılan veya yapılmayanları doğru bir şekilde raporlamak. İkincisi; Türkiye'de Barış'ı yeniden tartışmaya açmak ve bunu sivil toplum ve ağlar üzerinden yaygınlaştırmaktır” diye konuştu.

KÜRTLERE AĞIR TÜRKLERE STRATEJİK SİLAHLAR

Bu tür süreçlerde atılan adımların veya yapılan girişimlerin zamanlamasının sürecin kendisi kadar önemli olduğunu anlatan Kaya, “Güvenlik politikalarıyla sorunu çözmeye çalışmak çağdışı bir yöntemdir. Bugün Ortadoğu paylaşım kavgasıyla birlik, etnik ve mezhepsel çatışmaların uzun bir zaman diliminde aday olacak gibi görünüyor. Görünen tablo kalıcı bir barışın oluşması ve daha büyük göçler ve bölünmeler yaşanmaması için Kürtler ve Türk'lerin birlikteliğini zorunlu kılıyor. Yeryüzünde yaşayan Kürtler'in yarısı Türkiye sınırları içersinde yaşıyor. Hemen güneyimizde Kürtler bağımsızlık ve statü elde ederken bizim bu sorunu güvenlik eksenli politikalarla sürdürme olanağımız yoktur. Bu sorunu bizler çözmezsek birileri Kürtlere ağır silahlar, birileri de Türkiye'ye stratejik silahlar satarak sorunlarımızı daha da derinleştirirler” dedi.

DİTAM, STK’LARI BU KEZ ANKARA’DA BULUŞTURDU

Merkezi Diyarbakır'da bulunan Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (DİTAM) Kürt sorununa çözüm arayışları sürüyor. DİTAM doğu ve batıdaki sivil toplum kuruluşu temsilcilerini bu kez Ankara'da buluşturdu.

DİTAM tarafından hayata geçirilen Toplumsal Barış Ağı projesi kapsamında Ankara'da düzenlenen toplantıda, Türkiye'nin doğusu ve batısındaki sivil toplum kuruluşları bir araya geldi.

‘Toplumsal Barış Süreçlerinde Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü’ adıyla düzenlenen toplantıda Kürt sorununa çözüm arayışları masaya yatırıldı. Çözüm süreci neden sona erdi? Yeni bir sürecin başlaması için neler yapılmalı? gibi konularda görüş alışverişi yapıldı.

KALICI BARIŞIN SAĞLANMASINA ÇALIŞMAK

Toplantıda konuşan Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya, DİTAM hakkında bilgiler verdi. DİTAM’ın 2010 yılında 40 akademisyen, sivil toplum yöneticisi, gazeteci, iş insanı, siyasetçi gibi aktörler tarafından kurulmuş düşünce kuruluşu olduğunu anlatan Kaya, ana çalışma alanlarının, “Kürt sorununun barışçıl çözümüne katkı koymak, Kalıcı Barış'ın sağlanmasına çalışmak, Bölgede yaşam kalitesinin yükselmesine yönelik çalışmak” olduğunu söyledi.

ÜÇ ANA YÖNTEMLE ÇALIŞMA

Bu çalışmaları üç ana yöntem üzerinden gerçekleştirdiklerini anlatan Kaya, “Birinci proje çalışmalarımız; Anadilde sağlık hizmeti alamamanın yarattığı sorunlar, Bölgede teşvikler ve krediler ne kadar etkin, Erken evlilikleri meşrulaştıran nedenleri ortaya çıkarma, Eşitlikçi ve Çoğulcu demokrasi ağı {barış ağı } İkinci proje, Tigris diyalogları ve Kırklar Meclisi, Üçüncüsü ise yurtdışı çalışma ve toplantıları ABD, Irak Kürdistan federasyonu çalışmaları ve AB parlamenterleri ve kurum davetleri yöntemleri ile çalışıyoruz.

“TÜRKİYE EN ZOR DÖNEMEÇLERİ SİVİL TOPLUM DESTEĞİYLE AŞMIŞTIR”

“Bugün sizlerle Eşitlikçi ve Çoğulcu Demokrasi Platformu’nun (barış ağının ) 7. çalışmasını yapacağız” diyen Kaya, projenin genel hedefinin; oluşturulacak sivil toplum ağı ile Türkiye’de Çoğulcu ve eşitlikçi demokrasi kültürünün geliştirilmesi ve Kürt sorununun çözümüne katkı koymak olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Demokrasinin korunup geliştirilmesinde sivil toplumun Önemi oldukça fazladır. Bu nedenle gelişmiş ülkeler yasama yürütme ve yargı erkinin yanına sivil toplum ve medyayı da 4. ve 5. Erk olarak konumlandırmaktadırlar. Türkiye en zor dönemeçleri sivil toplum desteğiyle aşmıştır. Türkiye'de askeri vesayetin sonlandırılması ve AB sürecinin önünün açılmasında sivil toplum desteği AKP iktidarının buralara kadar gelmesini sağlayan en önemli etkenlerdir.

“15 TEMMUZ DARBE KALKIŞMASININ BAŞARIYA ULAŞAMAMASINDA MEDYA VE SİVİL TOPLUMUN ROLÜ YADSINAMAZ”

15 Temmuz darbe kalkışmasının başarıya ulaşamamasında medya ve sivil toplumun Rolü yadsınamaz. Demokrasinin korunmasında ve geliştirilmesinde bu destekleri veren sivil toplumun, süreçten dışlanması, bastırılması veya kapatılması demokrasiye zarar verdiği gibi aynı zamanda ülke Yönetimi'nin açıktan hedef haline gelmesine neden olur. Demokrasisi gelişmiş ülkeler sivil toplumu etkisiz kılmak, yandaş kılmak veya kapatmak yerine görüş alarak veya birlikte çalışarak sorunlarını daha kolay çözerler. Geçmişte yaşadığımız çözüm sürecinin başarıya ulaşamamasının en önemli nedenlerinden biri süreçte sivil toplumun doğru konumlandırılmamasından kaynaklanmaktadır.

“SİVİL TOPLUMUN İÇİNDE OLDUĞU KIRILMA YARATABİLECEK OLAYLAR KOLAYLIKLA ATLATILDI”

Çözüm Sürecinde yaşadıklarımız bize göstermiştir ki sivil toplumun içinde olduğu Kırılma yaratabilecek olaylar kolaylıkla atlatılırken, olmadığı olaylar da yaşanan kırılmalar Süreci bitme noktasına getirmiştir. Örnek verirsek; Mahmur'dan Geliş Süreci toplumda büyük Kırılma yaratırken, bölgede yol kesme, kaçırma ve karşı karşıya gelmede sivil toplumun müdahalesi sürece daha da güç katarak çözülmüştür.

“BARIŞ SÜREÇLERİNİN İTİCİ GÜÇLERE İHTİYACI VARDIR EN GÜÇLÜ İTİCİ GÜÇ SİVİL TOPLUM YAPILANMALARIDIR”

Dünya yaşanan barış süreçlerine baktığımızda sivil toplumun içinde olduğu süreçlerin daha çabuk sonuç verdiği ve Barış'ın kalıcılaşmasında önemli rol oynadıklarını görebiliyoruz Kolombiya barışının sağlanmasında sivil toplumun Rolü her iki kesim tarafından dile getirilmektedir. Miyamar'da yaklaşık 50 yıllık bir çatışma sayısı bilinmeyen ölüm olaylarından sonra içinde sivil toplumun güçlü bir şekilde olduğu barış süreci başlatılmış ve bu süreç her kesimden destek görerek sürdürülmektedir. Barış süreçlerinin itici güçlere ihtiyacı vardır en güçlü itici güç sivil toplum yapılanmalarıdır.

“HIZLA YAPILMASI GEREKEN İKİ ŞEY VARDIR”

Bugün Hızla yapılması gereken iki şey vardır. Birincisi; Yaşanan barış sürecinin yaratığı etkiyi ölçmek, yapılan veya yapılmayanları doğru bir şekilde raporlamak. İkincisi; Türkiye'de Barış'ı yeniden tartışmaya açmak ve bunu sivil toplum ve Ağlar üzerinden yaygınlaştırmaktır. Bu tür süreçlerde atılan adımların veya yapılan girişimlerin zamanlaması sürecin kendisi kadar önemlidir. 90'lı yıllarda yapılan yanlışlara sessiz kalınarak bir tür desteklenmesi, atılması gereken adımların atılmaması sürecin bu noktaya gelmesinin önemli nedenidir. 90'lı yılların soruşturmasının ve yargılanmasının örtbas edilecek şekilde ihmal edilmesi ve sulandırılması, bugünün darbe kalkışması sürecinin oluşmasına neden olmuştur. Bu darbe kalkışmasının araştırılması ve yargılanma süreçlerinde yapılan toptancı yaklaşım bu sürecinde tam olarak ortaya çıkmasını engelleyecektir.

“TÜRKİYE, BU NİTELİKTE BİR SORUNLAR KARŞILAŞAN İLK VE TEK ÜLKE DEĞİLDİR”

Bu yaklaşım ile birlikte Kürt sorununda bir milliyetçi cephe oluşturarak güvenlik eksenli politikalarla sorunu çözmeye çalışmak geçmişte yapılan yanlışların tekrarı anlamı taşır. Sivil toplum tamda bu zamanlarda herkesin savaş çığırtkanlığı, haksızlıklara sessiz kaldığı ve gelecekte daha büyük tehlikeleri gördüğü zamanda ortaya çıkmalı uyarmalı, kamuoyu oluşturmalı Barış'ı ve adaleti savunmalıdır. Kürt sorunuyla yüz yüze olan Türkiye, bu nitelikte bir sorunlar karşılaşan ilk ve tek ülke değildir. Yeryüzünde 200 e yakın ülke çok etnisiteli ve çok kültürlü olup bu sorunlarla karşılaşmış ve çözüm üretmiş veya üretmeye çalışmaktadır. Demokrasisi gelişmiş ülkeler sorunu temel hak ve özgürlükler ekseninde görüp toplumsal mutabakat ile çözerken, demokrasisi gelişmemiş ülkeler Çatışmalar ile birlikte büyük can ve mal kaybı yaşamaktadırlar.

“GÜVENLİK POLİTİKALARIYLA SORUNU ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK ÇAĞDIŞI BİR YÖNTEMDİR”

Bugün artık demokratik hak ve taleplerin hayata geçirilmesinde şiddeti yöntem olarak kullanmak nasıl çağdışı bir yöntem ise aynı şekilde bu tür durumlarda diyalogu öne çıkarmadan sadece güvenlik politikalarıyla sorunu çözmeye çalışmak bir o kadar çağdışı bir yöntemdir. Bugün Ortadoğu paylaşım kavgasıyla birlik, etnik ve mezhepsel çatışmaların uzun bir zaman diliminde aday olacak gibi görünüyor. Görünen tablo kalıcı bir barış'ın oluşması ve daha büyük göçler ve bölünmeler yaşanmaması için Kürtler ve Türk'lerin birlikteliğini zorunlu kılıyor.

“YERYÜZÜNDE YAŞAYAN KÜRTLER'İN YARISI TÜRKİYE SINIRLARI İÇERSİNDE YAŞIYOR”

Yeryüzünde yaşayan Kürtler'in yarısı Türkiye sınırları içersinde yaşıyor. Hemen güneyimizde Kürtler bağımsızlık ve statü elde ederken bizim bu sorunu güvenlik eksenli politikalarla sürdürme olanağımız yoktur. Bu sorunu bizler çözmezsek birileri Kürtlere ağır silahlar, birileri de Türkiye'ye stratejik silahlar satarak sorunlarımızı daha da derinleştirirler”

KAYA: ÇÖZÜM İÇİN UMUTLUYUM

Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan DİTAM Başkanı Mehmet Kaya, çözüm için umutlu olduğunu söyledi. Kaya, Toplumsal Barış Ağı projesiyle yeniden barışı hayata geçirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Çözüm süreci yaşandı ve sonuçlandı. Yaşanan sürecin niye devam etmediğini, böyle bir sürecin nasıl başlayabileceğine dair batı algısı nasıl, önce bunu öğrenmek lazım. Temele hedefimiz bu ağ üzerinden yeniden barışı hayata geçirmektir. Bunu yapmak için önce algıları anlamamız ve bu algılara yönelik çalışma yapmamız lazım. Bunun da en iyi ayakları STK'lardır. Biraz da bu açıdan görüşüyoruz.

Kesinlikle çözüm arıyoruz. Kürt sorunun Türkiye'de her aşamasında hem AK Parti'ye yakın hem Kemalist kökenli, hem ulusalcı, bölgeden meslek STK'lar, meslek örgütleri var. Hepsinde ortak kanı, bu sorun çatışarak ya da güvenlikçi çözümlerle çözülmeyeceği, bu çok önemli bir direnç noktasıdır. Biz biliyoruz ki bundan önce olayı terör olarak görüp mitingler yapan STK'lar var. Bununla ilgili STK'ların güçlü olduğunu görüyoruz. Hedef bu noktaya gelmiş STK'ları çözüme çekmektir. Bu noktaya gelirlerse hem siyaset, hem toplum etkilenir. Bugün geldiğimiz noktada barış yakın. Ankara'da yapılan konuşmalara baktığınızda Türkiye'nin batısındaki STK'lar da çözüme yakın noktada olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

“HENDEKLER YANLIŞTI”

Toplantıya katılan Kürtlerle ilgili çalışmaları nedeniyle yıllarca hapis yatan sosyolog yazar İsmail Beşikçi ise PKK'nın şehir merkezlerinde kazdığı hendeklerle başlayan sürecin yanlış olduğunu vurgu yaptı. Hendek yerine ana dil için mücadelesini öneren Beşikçi; “Bu dönemde Kürtlerin batı kamuoyunun desteğini alması çok önemlidir. Batı kamuoyu Kürtleri nasıl destekler? Kürdistan'ı nasıl destekler? Örneğin hendek mücadelesi olduğu zaman batı bunu desteklemez ama dilinden dolayı Kürtlüklerinden dolayı baskıyla karşılaşıyorsa o zaman batı kamuoyu destekler, böyle bir desteğin alınmasında büyük yarar var” dedi.

Daha sonra DİTAM Başkan Yardımcılarından Mesut Azizoğlu proje ile ilgili detaylı bilgi verdi. STK'ların buluştuğu toplantıların ikincisi Haziran ayında İstanbul'da yapılacak.

HABERE YORUM KAT