1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Oğlumun telefonda bile konuşacak takati yok
Oğlumun telefonda bile konuşacak takati yok

Oğlumun telefonda bile konuşacak takati yok

Diyarbakır Cezaevi'nde açlık grevi yapan oğlu Mazlum'la iki gün önce telefonda görüştüğünü ancak eylemden vazgeçiremediğini söyleyen Aysel Tekdağ, 'Görme ve işitme kaybı yaşadığını, yürümekte zorlandığını söyledi. Yüreğim yanıyor' dedi

A+A-

PKK ve KCK davalarından cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin, 12 Eylül'de başlattıkları açlık grevi 47'nci gününe girerken, eyleme katılan oğlunun her geçen gün ölüme yaklaştığını söyleyen bir annenin çığlıkları yürek dağladı.

Bayramın ikinci günü, Diyarbakır-D Tipi Cezaevi önünde bir araya gelen tutuklu ve hükümlü yakınları, 'susmak ölümlere ortak olmaktır, ölümlere seyirci kalmayın' sloganlı bir eylem gerçekleştirdiler. Eyleme katılan isimler arasında, açlık grevini başlatan ilk grupta yer alan 26 yaşındaki Mazlum Tekdağ'ın annesi Aysel Tekdağ da vardı.

Kamuoyu, üç yıldır KCK davasından tutuklu bulunan Mazlum Tekdağ'ın adını, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın geçen haftaki Meclis Grup Toplantısı'nda, gözyaşları içinde mektubunu okumasıyla duydu.  Cezaevi önündeki eylemin ardından AKŞAM'a konuşan Aysel Tekdağ, 'Mazlum'un ölmesini istemiyorum. Yüreğim yanıyor' dedi ve duygularını şöyle dile getirdi:

İKNA EDEMEDİM
Oğlumla yüz yüze görüşemiyoruz çünkü bir aydır görüşe çıkmıyor. İki gün önce telefonda görüştüm. Bir anne olarak duygularımın, yaşadıklarımın tarifi yok. Onu eylemden vazgeçmesi için ikna etmeye çalıştım. Hangi anne çocuğunun ölmesine seyirci kalabilir?
Çok uğraştım, ama vazgeçiremedim.

ÖLÜME YAKLAŞIYOR
Günlerdir gözüme uyku girmiyor. Telefon görüşmemizde, görme ve işitme kaybı yaşadığını, nefes almakta, yutkunmakta, yürümekte zorlandığını söyledi. Konuşacak takati bile yoktu. Mazlum adım adım ölüme yaklaşırken ben nasıl uyuyabilirim?

DEVLET MAĞDURUYUZ
Mazlum, halk oyunları öğretmenliği de yapıyordu. Müziği ve dansı seven bir çocuk. Kendisinden küçük Şoreş, Mehmet Emin ve Selman diye üç de kardeşi var. Ben hem annelik hem babalık yapmaya çalıştım çocuklarıma. Böbrek hastasıyım. Eşim öldürüldükten sonra maddi, manevi sıkıntı çektiğimiz zamanlarımız oldu. Mazlum, benim en yakın arkadaşımdı.
Lisedeyken parkta dondurma satarak bize destek oldu. Biz bu devletin mağduru olduk.

ASKER DE, POLİS DE BİZİM ÇOCUĞUMUZ
Yaşadığımız bunca acıya rağmen, yine de öfke duymak istemiyorum. Yeter ki, akan kan dursun. Asker de bizim çocuğumuz polis de. Benim nasıl içim yanıyorsa, onların annelerinin de içi öyle yanıyordur. Artık acı değil, çocuklarımızın yaşamasını istiyorum. Başbakan'a, Adalet Bakanı'na seslenmek istiyorum. Kürt sorunu çözülmedikçe bir ışık göremiyorum. 'Çözeceğiz' diyorsanız bir kişinin bile ölmesine izin vermeyin, bu sorunu çözün. Benim de başkalarının da çocukları, kardeşleri eşleri artık ölmesin.

BABASINI VE AMCASINI JİTEM ÖLDÜRDÜ
Kürt sorununun ne olduğu, bugünün açlık grevlerinde, dünün faili meçhullerinde yatıyor. Mazlum'un babası, JİTEM tarafından güpegündüz iş yerinin önünde öldürüldü. 'Tek suçu HEP'te siyaset yapmasıydı. JİTEM elemanları cinayetten önce eşimin iş yerine gelip, 'siyaset yapmayacaksın' diye tehdit ettiler. Üç gün sonra da herkesin gözü önünde öldürdüler.' JİTEM babasını infaz ettiğinde, Mazlum henüz 7 yaşındaydı. Bu olaydan iki yıl sonra da amcası, JİTEM tarafından sokak ortasında eşinin yanından alındı, daha sonra da katledildi. Her iki cinayet de kayıtlara 'faili meçhul' olarak geçti. Babaların, kardeşlerin öldürülmesi, bu çocukların hayatlarının dönüm noktasıdır. Bu ülkede insanlara siyaset yapabilme hakkı tanınmalı. Ya ölüm ya cezaevi seçenek değil.

Helin ALP / DİYARBAKIR

HABERE YORUM KAT