1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Oğlum, düğüne gider gibi hazırlanmıştı'
'Oğlum, düğüne gider gibi hazırlanmıştı'

'Oğlum, düğüne gider gibi hazırlanmıştı'

Diyarbakır’da HDP’nin İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitinge yönelik bombalı saldırı sırasında ağaçtan düşerek yaşamını yitirdiği öne sürülen 16 yaşındaki Ramazan Yıldız’ın babası, savcılığın “düşerek öldü” iddiasına tepkili.

A+A-

Oğlunun vücudunda şarapnel izi olduğunu belirten baba Samet Yıldız “O gün düğüne gider gibi hazırlanmıştı, tıraş olup en güzel elbisesini giymişti” dedi.


HDP’nin 5 Haziran günü Diyarbakır’ın İstasyon Meydanı’ndaki mitingi, saat 16.46 ve 16:48’de ardı ardına patlayan iki bombayla altüst oldu. Bomba sonrasında Ramazan Yıldız (16), Necati Kurul (46) ve Şehmuz Kaçan (34) yaşamını yitirmişti. Önceki gün öğleden sonra ağır yaralı olanlardan 17 yaşındaki Civan Arslan kurtarılamadı. Böylede olayda yaşamını yitirenlerin sayısı 4’de yükseldi. Ancak Ramazan Yıldız’ın patlamanın etkisiyle yaşamını yitirip yitirmediği konusu tartışılıyor. Çünkü Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, olayla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, Yıldız’ın olaydan daha önce yüksekten düşme nedeniyle yaşamını yitirdiğini ileri sürmüştü.


Düşerek ölme ya da şarapnel değmesiyle düşüp ölme arasındaki ayrıntı, ailenin ilerideki tazminatları ve hukuki hakları bakımından oldukça önemli. Çünkü patlamada yaşamını yitirenlerin yakınları ile malul olanların kendilerine, 4 Temmuz 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulunca kabul edilerek yürürlüğe giren 6353 Sayılı torba kanun uyarınca, yasal süreçlerin tamamlanmasıyla birlikte büyük ihtimalle bir takım yasal haklar tanınması gündeme gelecek. Şu anda Yıldız ailesinin öyle bir gündemi yok. Onlar yaslarını tutmak, acılarını yaşamakla ve hafifletmekle uğraşıyorlar.


Yıldız ailesi 1994 yılında bölgenin en şiddetli yerlerinden biri olan Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Kürtçe adı Gommak olan Ağıllı köyünü terk etmek zorunda kalmışlar. Bu köy, Bingöl Genç ve Solhan ile Diyarbakır’ın Lice ve Kulp ilçelerinin kesiştiği bir noktada bulunuyor. Ok yüksek bir köy olan Ağıllı, 1994 yılında gelen askerlerin attığı “beyaz bir toz” ile yakılmış. Hayvanlar ve iddiaya göre aynı yangında 5 de insan yaşamını yitirmiş. Aile de o günden bu yana topraklarından kopup, Diyarbakır’a yerleşmiş.


2000’li yılların ortalarından itibaren normalleşme sürecinin başlamasıyla köylüler köylerine göre gömmek istese de orada şu an için bir yaşam idame ettirmenin olanağı yok deniliyor. Çünkü pınarlar kurumuş, atılan kimyasallar nedeniyle otlar bile yeşermez olmuş. Yüzlerce yıllık ceviz ağaçları da yok olmuş o kimyasallarla.


Baba Samet, resmi olarak 40 yaşında ama esas yaşı 47. Gündelik işlerde çalışan baba Samet, acılı gününde bile yoksulluğu iliklerine kadar hissediyor. Cebindeki sigara en ucuzlarından. Gündelik işçi olarak çalışıyor ama iş bulabilirse. Ayda bir ya da iki gün hamallık yaptığında şanslı olduğunu düşünüyor.


Ailesinin tek çocuğu. O dönemlerde köylerde okul olmadığından, babası onu yatılıya göndermek istememiş. O nedenle de okumamış Samet Yıldız, hayat da ona okuma yazma öğretememiş. Köyünde kendi kendine yeterken, sürgüne gönderilmesiyle anlamış okumaz yazmaz olmanın zorluklarını.


Diyarbakır’a gelince Lice depremzedeleri için yapılan 450 Evler’deki yıkık dökük bir haneye yerleşmişler. Orama hayat ondan ilk çocuğunu almış. 4 yaşındaki oğlu sokakta oynarken bir araba tarafından ezilmiş. Sonra onu gözü gibi koruyup kollayan babası Ömer Yıldız, felç geçirmiş ve vücudunun sol tarafı hissizleşmiş. Derken kader ağlarını örmeyi sürdürmüş. En büyük oğlu Şahin, 2006 yılında Diyarbakır’da yaşanan olaylara katıldığı iddiasıyla tutuklanmış, yargılanmış ve 12 yıl da hapis cezasına çarptırılmış.


Büyük oğlunun tutuklanmasının, patlamada ölen Ramazan’ın geleceği ile ilgili tercihlerini değiştirdiğini söylüyor Samet Yıldız. “Abisi tutuklanınca o ya eğitimci ya da avukat olmak istiyordu. Çünkü artık çevresindeki yoksulluk zincirini kırmanın ancak okuyarak mümkün olacağını görmüştü.

 

Dersleri de çok iyiydi. Ölmeden bir gün önce okulda arkadaşları ile derslerine bakmışlar sistemden. Hepsi çok iyiymiş öğretmenleri ve arkadaşları alkışlamışlar onu bu başarısı için. Oğlum çok sakin ve uslu bir çocuktu. Öyle geceleri evden çıkmaz, olaylara karışmazdı. Okuldan geldikten sonra akşamüstü bir iki saat mahalleden arkadaşlarını görüp, eve geri dönüyordu. O gün sabah erkenden kalkmış, tıraş olmuş, saçlarını taramıştı. Çok güzel olmuştu. Sanki düğüne gidecek gibiydi. En güzel elbiselerini giymişti. Ama o bomba onu benden aldı. Hesabının sorulmasını istiyorum. Oğlum ağaçtan düşmedi, o bombanın etkisiyle düştü. Vücudunda şarapnel izi de vardı” diye konuşuyor. 


Savcının ağaçtan düştüğü yolundaki iddiasını kesin olarak reddeden baba Samet, İnsan Hakları derneği ve Diyarbakır Barosu’ndan da konuyla ilgili hukuki yardım isteyeceğini belirtip “Gerekirse Avrupa’ya bile gideceğim” ifadelerini kullanıyor.


Ramazan’ın ağabeyi Metin ise haberi il dışında almış. 7 yaş büyük olduğunu söylüyor Ramazan’dan. Oto yollardaki yol kenarlarına konular bariyerleri monte etme işinde çalışıyormuş. “Aramız çok iyiydi onunla, okuyacak ve ailemizi kurtaracaktı. En son geçen hafta telefonlaşmıştık. Ona cep telefonu alacaktım belki bir de bilgisayar” diyor.
 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler