
O Tokat Bende Patladı!
23 Mart 2011 Çarşamba 11:44Başbakan'a ve Türkiye'nin tüm kendine Türk diyen ve kendini Türk hisseden siyasilerine;
Aklıma Baran Tursun'un ailesinin çırpınışları düştü. Tek tek babasının, annesinin ve ablasının... Baran Turdun'u hatırlamadınız mı? Hani şu polisin "dur" ihtarına uymadığı gerekçesiyle başından vurarak öldürdüğü üniversiteli bir genç vardı ya, işte o. Sahi, bu ülkede o kadar çok böyle öldürülen insan var ki, değil mi! Hatırlamamakta haklısınız yani.
Kadına en çok şiddet uygulayan ülkeler arasındayız maalesef. Ve dün böyle bir ülkede çok değişik bir şey oldu. Bir kadın milletvekilinin bütün kameraların, onca erkeğin önünde gözü dönmüşçesine bir erkeğe hücum edişini gördük. Kendini sonradan frenledi. Başbakan gibi tam aksini iddia edenler yani dokunulmazlık zırhına sahip olduğu için bu harekette bulunabildiğini söyleyenlerin aksine, bence belki milletvekili olduğunu hatırlamasa o adamı oracıkta parçalayacaktı.
Ve sonrası kızılca kıyamet tabi... Ülkemin tüm Türk siyasileri hem erkek olduklarını hem egemen olduklarını güzelce, kafamıza kaka kaka hatırlattılar bize. MHP Genel Başkanı "O el kırılmalı mutlaka" diyerek, acaba sürekli "aman sakin olun" genelgeleri yolladığı, adı cinayetlere karışan ülkü ocaklarına mesaj mı gönderiyordu? Yani Kızılderili olsaydık mesela, bunu bir savaş tamtamı olarak mı anlamalıydık!!!
Başbakan Erdoğan da "densizler" dedi hani. Bimiyorum ne gibi başka siyasi çıkarlar gereğiydi bu laf ve seçim arefesinde savcılara verdiği talimat ama benim içimde fırtınalar kopardı. Bu aşağılayıcı laf, bu tutum, üstünlerin bakış açısını bir kez daha tokmak gibi başıma indirdi. Öyle ya, siz Kürtler kimsiniz değil mi, böyle insani bir tepkiyi vermek için gerçekten haddini unutmuş olmalısın... Senin gibi haddini bilmeyenlere de "densiz" denir.
Belki bu yazıyı okuyan sizler, o tokata az önce "insani tepki" dediğim için bana kızacak hatta "düşman" olduğumu düşüneceksiniz. Ama önce size başımdan geçen bir olayı anlatayım. Şunu da söyleyeyim, ben hümanistim. Şiddete asla sempati duymadım, şiddeti asla onaylamıyorum.
Güllük gülistanlık hayatımın içinde bir gün üniversiteye gitmek için Edirnekapı'da bir durakta otobüs beklerken, birden etrafımı inanılmaz bir kalabalık sardı. Ne olduğunu analamadan, etrafımdaki kadın ve erkeklere polis mi, çevik kuvvet mi artık ne derseniz deyin, onların ölesiye vurduklarını gördüm. İtiş kakışın arasında kaldım ve gerçekten önümdeki insanlara ölesiye vuruyorlardı. Elim ayağım birbirine dolandı. Kalbim küt küt atmaya başladı. Heyecandan, korkudan titrer bir vaziyette elindeki copu hiç tanımadığım bir adamın sırtına indiren polisin elini tutumaya çalıştım (Bu arada cüssem şu: boy 1.58 kilo 52). "Durun, napıyorsunuz" derken, yaşadığım şokun etkisiyle sinirlerim alt üst olunca gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Tabi beni dinleyen olmadı. O üç beş dakika içinde ben, elimde olsa o hiç tanımadığım insanların kafasını gözünü yaran o hiç tanımadığım "emniyet" görevlisini oracıkta PARÇALAYACAKTIM!!!
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dünkü hakaretler karşısındaki o sakin tavrında çok şey vardı. Dün, o olayın olduğu günün, polis kameraları ile basına servis edilmeyen görüntülerini anlatırkan şunları söyledi:
"Defalarca AKP polisi tarafından hakaretlere, küfürlere maruz kaldık, açıklama yapma gereği duymadık. Densizlikse sizin emrinizde özel güvenlik gücü haline getirdiğiniz polis aracılığıyla bize yaptıklarınız densizliğin daniskasıdır. Çıkın bunlara cevap verin. Kadın çoluk çocuk demeden yerlerde sürükleyip, kalaslarla coplarla yasal sınırları aşan, yurttaşları düşmanca görüp öldüresiye döven anlayış densizlik olmuyor da buna karşı arzulamadığımız, keşke olmasaydı dediğimiz durumlar ortaya çıkınca milletvekillerimize yönelik hukuku işletmeye savcıları göreve çağıracaksınız.
Milletvekilimiz Sevahir Bayındır'ın bacağını kıran polis hakkında ne yaptı Sayın Başbakan? Bir milletin vekili, aynı, Silopi'de orada, Sabahat Tuncel'in içine düştüğü durumun yaşandığı şehirde, bir milletvekilinin bacağı kırıldı. Açıklama yaptın mı? Sayın İçişleri Bakanı, bir milletvekili senin emrindeki polis gücü tarafından dövülürken açıklama yaptın mı, kendi emrindeki kişilere soruşturma açtın mı? Bunları açıklayın önce.
Orada o gün Emniyeti ikna etmeye çalışıyorlar. "Müdahalelik bir durum yok, lütfen müdahale etmeyin. Kadın var, çocuk var... Ama ortada bir eylem ve etkinlik kalmamasına rağmen yüzlerce gaz bombası atılıyor. Orada çocuklar ve kadınlar ölme noktasına geliyorlar. Hem Batman'da hem Silopi'de Diyarbakır'da... Helikopterden gaz bombaları atılıyor. Siz kime ne müdahalesi yapıyorsunuz?? Düşman mı var orada? Milletvekillerimiz oradaki aşırı müdahaleyi durdurmaya, kadın ve çocukları korumaya çalışıyorlar. Bunlar niye görülmüyor."
İşte ben, bütün bunları görünce, duyunca, okuyunca susamadım. Tokat yemek, tekmelenmek Kürtlerin kaderi mi diyeceğiz, bir ülke, hep bir ağızdan!?! Daha dün okumadınız mı devletin tetikçiliğini yapmış eski özel harekatçı Ayhan Çarkın'ın "Biz orada o insanlara bok yedirdik" itiraflarını. Orası dediği yer Güneydoğu, o insanlar dediği de Kürtlerdi... "B..k yedirdik" lafını da şiddeti anlatmak için mecazi anlamda kullanmıyor, biliyorsunuz değil mi? Kelimelerin orijinal anlamlarını kastediyor hepimizin gözünün içine bakarak; "b..k" ve "yedirmek"...
Gazeteport/ ÖZGÜÇ ÇEÇİ


SON HAFTANIN SKORU



Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































































