1. HABERLER

  2. ALINTI YAZARLAR

  3. O gün Diyarbakır'da neler oldu? (Hasan Demir)
O gün Diyarbakır'da neler oldu? (Hasan Demir)

O gün Diyarbakır'da neler oldu? (Hasan Demir)

21 Mart'ta 2013'te, Diyarbakır'da, "Nevruz" bahanesi ile neler oldu; isterseniz maddeler halinde özetleyelim:

A+A-

21 Mart'ta 2013'te, Diyarbakır'da, "Nevruz" bahanesi ile neler oldu; isterseniz maddeler halinde özetleyelim:

1. Öcalan'ın, Türkiye, Suriye ve Irak'ı da içine alan Demokratik Kürdistan'ın temellerini attığını, Erdoğan'ın ise Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini dinamitlediğini gördük.

2. Öcalan'ın artık bir terör örgütü lideri değil, Mandela misali bir halk kahramanı olarak takdim edildiğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin de bu halka zulmeden bir devlet olarak ilân edildiğini bu iddianın Türkiye'yi yönetenler tarafından kabul gördüğüne şahit olduk.

3. Öcalan'ın bütün dünyaya seslendiğini, yani, dünya lideri olduğunu, Erdoğan'ın Öcalan'a ve BDP'ye seslendiğini, biraz da Türk milletine, sabredin diyebildiğine, Erdoğan'ın etki alanının Öcalan'ın etki alanından çok daha dar olduğunu belgeledik.

4. "Barış süreci" denilerek gelinen noktanın tam bir "savaş süreci" başlattığını, bu savaşın diplomatik bir savaş olacağını, başarılamazsa silahların tekrar konuşacağı, amma atı alanın Üsküdar'ı geçmiş olacağı gerçeğini gördük kabullendik.

5. Daha düne kadar Kürtlerin yalnızca yüzde 5'ini temsil eden PKK'nın bu özgüvenle Kürt halkının daha büyük bir bölümünü yanına çekeceğine kanaat getirdik. Böylece malum süreci başlatanların PKK'yı militansızlaştırmak değil, bilakis, PKK'ya militan devşirdiğine artık iyice inandık.

6. Öcalan ve örgütünün bütün dünyaya, biz bir avuç isyancıyı değil, bütün Kürtleri temsil ediyoruz, Erdoğan'ın da Öcalan'ın bu iddiasını resmileştirdiğine verdiğine şahit olduk.

7. Lozan'ın yırtıldığını Sevr'in devrede olduğunu anladık.

8. Öcalan ve PKK'nın esas, Türk Bayrağının teferruat olduğunu kabullendik.

9. Medya, yazar-çizer takımı ve iş dünyasının bu fecaat karşısında sürecin müsebbipleri olan Erdoğan ve Öcalan'a peygamber muamelesi yapmaları karşısında bütün tersanelere girilmiş ve bütün kalelerin zapt edilmiş olduğu hissine kapıldık.

10. PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde PYD vasıtası ile ilk defa "yönetecek bir toprak" kazanmasının ardından, 21 Mart 2013 Nevruzu'nda, Diyarbakır'da da, yeni bir Kürdistan'ın bağımsızlığını resmen ilan ettiğini ve yeni devleti tebrik için Türkiye'yi yönetenlerin kuyruğa girdiklerini gördük.

11. Toplumun tepkisizliği karşısında, vatan toprağı ve Türk Bayrağı'nın, rahmetli Müslüm ve popçu Tarkan kadar sahibinin olmadığını fark ettik.

12. Öcalan'ın her dediğini kabul eden Erdoğan'ın İsrail'in Mavi Marmara cinayetleri vesilesiyle özür dilemesindeki zamanlamanın altını çizdik ve ABD ve İsrail'in fiilen PKK'nın, laf ile de Erdoğan'ın müttefiki; Kıbrıs Barış Harekâtında olduğu gibi, yine ve her zaman Türk milletinin düşmanı olduğunu bir defa daha gördük.

13. Türkiye'den önemli bir bölümü kopartmak için 30 yıldır kan döken ve 40 bin cana mal olan Öcalan'ın "Analar ağlamasın" elma şekeri ile Türk milletini müstevlilerin pis çizmeleri altında çiğnenmekten kurtaran Atatürk'e ustaca tercih ettirildiğini ve bunda hem tescilli Atatürk düşmanlarının, hem "Atatürkçüyüm" iddiasında bulunanların payı olduğuna şahadet edip; zıt kutupların aynı amaca nasıl hizmet ettiklerine şahit olduk.

14. Papa'ya "Hizmetinizdeyim" diyen Fethullah Gülen ile Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve terörist başı Öcalan'ın Türk devlet ve milletinin geleceğini plânlamada birlikte hareket ettiklerini kendi fiil, söz ve davranışları ile tarihe kaydettik ve Prof. Dr. Haydar Baş'a bir defa daha, "Çok haklıymışsın Hocam" dedik.

15. Ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kan, gözyaşı ve milletin büyük fedakârlığı ile kuran Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kendi kurduğu devleti ve sınırlarını çizdiği vatanını, parmak hesabı ile yıkıp yıkmayacağını, parçalayıp parçalamayacağını merakla ve pür dikkat izlemeye başladık.

Bu haber toplam 7687 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT