1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. Nusaybin’de öfke ve tedirginlik
Nusaybin’de öfke ve tedirginlik

Nusaybin’de öfke ve tedirginlik

Son birkaç ay içinde en az 40 gününü yasaklarla geçiren Mardin’in Nusaybin ilçesinde halk öfkeli ve tedirgin.

A+A-

Yasağın kalkması üzerine ilçede, konuşmak istemeyen Nusaybinliler, önce tepki gösteriyor ardından da öfke dolu sözler sarf ediyor. Yasağın kalktığına inanamayanlar bile var. İlçede dün yasağın kalkmasıyla birlikte bir de cenaze töreni düzenlendi. Çatışmalarda yaşamını yitiren Medeni Orak adlı Nusaybinli “Katil devlet” sloganları eşliğinde toprağa verildi.


Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir biri ardına 7 kez ilan edilip, toplamda 40 günden fazla süren sokağa çıkma yasaklarının sonuncusu, dün sabah saat 10:00 sıralarında kaldırıldı.

 

Yasağın kalkmasıyla birlikte, günlerdir abluka altında bulunan, çatışmaların da özellikle yoğunlaştığı Abdulkadirpaşa, Yenişehir, Fırat ve Dicle mahallelerinin çevresindeki polis barikatlar kaldırıldı. Asker ve polise ait zırhlı araçlar da daha az görünen noktalara çekildi.


Yer yer elektriklerin kesik olduğu ilçede, karasal telefon ve internet hatları çatışmalarda zarar gördüğünden kullanılamaz hale geldi. İlçe halkı yasağın sona ermesiyle birlikte dükkanlarını açtı. Belediye ekipleri de 11 gün süren son yasak nedeniyle sokaklarda biriken çöpleri toplamaya başladı. Kamyonlarla gelen taze sebze ve meyve, günlerdin kapalı kalan halk tarafından büyük ilgi gördü.


Nusaybin’de son yasak sırasında sadece 4 mahallede sokağa çıkılmasına engel vardı ancak kaymakamlık, ani bir kararla geri kalan 11 ilçede de yasak ilan edince, ilçenin tümü son üç gününü evlerde hapis olarak geçirdi.


Hendekler ve yoldan sökülmüş kilitli taşların üst üste konulmasıyla oluşturulan barikatlar nedeniyle araçla sokaklara girmek imkansızdı. Bu yüzden sokakları yaya gezdik.

 

Yer yer el yapımı ve tahrip gücü yüksek bombaların konulduğu infilak etmiş hendekler gördük. Zaman zaman ellerindeki poşetlere giysi ya da battaniye sıkıştırıp, mahalleden çıkan insanlarla karşılaştık. Hepsinin yüzünde umutsuzluk, korku ve endişe gözleniyordu. Uzun süren yasak boyunca neler olduğunu tam olarak anlayamadığından, canları en çok sıkılmış olan çocuklar ise açık hava ve güneşin altında, kapalı geçen günlerin acısını çıkarmak için oyuna dalmıştı.


Yasak sırasında zarar gören evleri görmek ve halkla konuşmak ise öfke ve tepki nedeniyle ilk başlarda biraz zor oldu.

 

Yenişehir mahallesinin girişinde konuştuğumuz birkaç genç, zırhlı polis aracının sokağın başında durup, durmaksızın sokağı taradığını anlatıyordu. Konuşmak için yaklaştığımız, kapısını çaldığımız herkes, neredeyse herkes, medyanın duyarsızlığını gerekçe göstererek, konuşmayı reddediyor, ancak bir süre sonra içini dökmeye başlıyordu.

 

Konuşanların çoğunda öfke ve tedirginlik vardı. İsmini sorduğumuz insanlar, adlarını vermeden konuşmakta ısrar ediyor; çünkü konuşursa başının polisle derde gireceğini düşünüyordu. Yenişehir mahallesinde adını vermeyen yaşlı bir adam, şöyle diyordu: 
 “Benim ismimi bırak bir kenara.

 

İsmimi söylersem doğru hapse gönderiler beni. Benim 5 çocuğum var, yasaklar başladığında çocuklarımızın başına bir şey gelir diye son 10 gün demiryolunun altındaki mahallelere akrabalarımın yanına gittik. Çünkü daha önceki yasaklarda evde kurşun seslerinden, bombaların korkutucu gürültüsünden durmak mümkün değildi. Biz de evi öylece bırakıp çekip gittik.

 

Çocuklar çok korkuyorlardı. Yasak bitti gelip evime bakmak istedim. Çocuklar ve kadınlar dayanamıyordu artık seslere. Bakın işte insanlar mahalleden kaçıyorlar. Çünkü yasak olduğunda sokağın başına tank geliyor, panzer geliyor, onlar da bundan korkuyor”


Ahmet adındaki bir başka mahalleli ise 5 çocuğu ve eşi ile birlikte mahalleyi terk edip, yasak kalkınca dönenlerden. “Bu çocuklarla burada durmak mümkün değildi.

 

Nasıl kalabilirdik ki bu kadar ateş altında. Buna artık bir son verilmesini istiyoruz. Cumhurbaşkanı ise Başbakan ise kim olacaksa bu soruna artık bir çözüm bulsunlar. Bu kadar yasak ilan ediyorlar sonuç ne oldu. Hiç. Sadece vatandaşa eziyet ediyorlar, yeter artık” diye konuşuyordu.


Esmahan Yılmaz adlı genç bir kadın ise mahallenin bakkalı. Annesi yaşamını yitirmiş, babası ve 4 kardeşi ile birlikte bakkal dükkanının üstündeki evde oturuyorlar.

 

Yılmaz “Çok korkunç günler yaşadık. Çoğu zaman elektrik kesikti. Kışın ayazında bahçedeki odunları almaya bile korkuyorduk. O yüzden çok üşüdük günlerce. Evden dükkana içerden açılan bir kapı var. Zaman zaman oradan inip ihtiyaçlarımızı alabiliyorduk ama onun dışında pencereden bakmak bile ölüm demekti çünkü hareketi algıladıkları anda sokağa ateş ediyorlardı.

 

Aile ya da sivil olup olmaması umurlarında değildi sanki. Mahallede günlerce ölüm sessizliği vardı. Söyleyecek çok şey var ama konuşursak, haklıysak da haksız olabiliriz. O yüzden sussak daha iyi” dedi.


Canan Gündüz adındaki kadın ise küçük kızı Rumeysa ile evinin kapısında bekliyor. Eşi uluslar arası şoförlük yapıyor. Yasaklar boyunca çoğu zaman eşi olmadan çocuklarını idare etmiş.

 

“Rumeysa yasak başlamadan birkaç sata önce çok ateşlenmişti. Onu hastaneye götürdük sonra eve geldik. Yasak olunca da çok ateşi çıkmaya devam etti. Bu sefer hastaneye götüremedik korkudan, ıslak bezlerle ateşini düşürmeye çalıştık. Eskiden yola gidiyor diye biz eşimi merak eder onu arayıp sorardık şimdi merakta olan o. Ama çoğu zaman hatlar kesik olduğu için konuşamadık bile. Nusaybin ile ilgili her haberleri dinlediğinde bize ulaşmaya çalışıyordu. Şimdi de Azerbaycan’da” diyordu.


Cahide İnce adındaki bir kadın Türkçe bilmiyor. Henüz 33 yaşında ve 5 çocuğu var. Eşinin gündelik işlerde çalıştığını, aylardır süren bu yasaklar yüzünden büyük sıkıntı yaşadıklarını anlatıyordu.

 

Enini tuttuğu küçük çocuğunun geceleri çok ağladığını vurgulayan İnce “Evimizin içinde esir kaldık. Sanki düşman var gibi sokağımıza saldırıyorlardı. Çocuklar korktukça daha çok sıkılıyor, oyun için dışarı çıkmak istiyordu. Onları evde tutmak kolay değildi. Odun ve kömür almak için bile evden çıkamadık” diye konuşuyordu.


Bastonla evinin kapısında bekleyen yaşlı adam ise 86 yaşındaki Şemseddin Gündüz. Yaşı gereği geçmişe bugünü değerlendiriyor.

 

“Kıtlık zamanlarındaki gidiydi. O zaman oda askerler, halka baskı yapıyorlardı. Karneyle yiyecek alıyorduk. Şimdi de çocuklar sütsüz, mamasız kaldı. Anneler evlatlarına yemek yapamadı birçok evde. Allah hakkımızı bırakmasın” diye konuşuyordu.


Nusaybin’de dün bir de cenaze töreni gerçekleştirildi. Özel harekat polisleri tarafından açılan ateşle üç gün önce vurulan ve cenazesi Mardin Devlet Hastanesi morgunda bekletilen 8 çocuk babası Medeni Orak için cenaze töreni düzenlendi.

 

Cenaze töreni için Nevruz Meydanı’ndaki Nusaybin Belediyesi’ne ait taziye evinde toplanan yaklaşık 2 bin kişi, “Katil devlet” sloganları atarak, Orak’ın cenazesini omuzladı. Motosikletli eskortların kortejin önünde yer aldığı topluluk, Orak’ın posterlerini de taşıdı. Orak’ın cenazesi, Nusaybin Asri Mezarlığı’ndaki dini gerekler ve duaların ardından toprağa verildi.

Bu haber toplam 3140 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler