1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. Nusaybin'de beşinci ölüm
Nusaybin'de beşinci ölüm

Nusaybin'de beşinci ölüm

Nusaybin'de 20 Kasım Çocuk Hakları Günü'nde yasak sürerken, 300 öğretmen ilçeyi terk etti.

A+A-

TEOG Sınavı’na bu çocuklar nasıl gireceği de sorgulanan bir diğer konu. Ve ölümler de sürüyor. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde, Mardin'in Nusaybin ilçesinde sokağa çıkma yasağı uygulamaları, bombalar, çatışma sesleriyle geçti.

Eğitim Sen Nusaybin Temsilcisi Kadri Baysal, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'ne ilçedeki çocukların bombaların altında girdiğini belirtti. İlçeye dışarıdan gelen 300 öğretmenin korkup gittiğini ifade eden Baysal, haftaya yapılacak TEOG sınavı için MEB'den görevlendirme mesajı geldiğine de işaret ederek “Bu çocuklar hangi moralle sınava girecekler” diye sordu. İlçede dün sabah saatlerinde Abdulkadir Paşa Mahallesinde silahla vurulmuş genç yaşlardaki bir kişinin cenazesi bulundu. Cenaze mahalle muhtarı tarafından hastaneye götürüldü. HDP Milletvekilleri ise başlattıkları açlık grevi eylemini sürdürüyor.


Mardin'in Nusaybin ilçesinde 13 Kasım günü saat 21.00'dan itibaren Abdulkadirpaşa Mahallesi, Fırat Mahallesi, Dicle Mahallesi, Yenişehir Mahallesi, Yenituran Mahallesi, Yeşilkent Mahallesi, Mor Yakup Mahallesi, Zeynelabidin Mahallesi, Kışla Mahallesi, 8 Mart Mahallesi, Gırnavas Mahallesi, Devrim Mahallesi, Selahaddin Eyyubi Mahallesi, İpekyolu Mahallesi ve Barış Mahallesi’nin olduğu toplam 15 mahallede, ikinci bir emre kadar devam etmek üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı katı bir şekilde devam ediyor.
 
Sokaktaki cenazeyi muhtar götürdü
 
Yasak, sekizinci günü geride bıraktı. İlçede gece boyunca çatışma ve bomba sesleri yükseldi. Ambulanslar sürekli olarak hastaneye gidip geldi. Sabah saatlerinde ise Abdulkadir Paşa Mahallesinde Muhammet Altunkaynak adlı genç yaşlardaki birinin cenazesi bulundu. Cenaze, mahalle muhtarı tarafından, alınarak, çağrılan ambulansla hastane morguna getirildi. Bulunan bu cenaze ile birlikte yasağın sürdüğü ilçede ölenlerin sayısı 5'e yükseldi. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlere hapsolan insanların, elektrik ve su yokluğu nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadıkları belirtildi.
 
Çocuk Hakları Günü'nde bombalar altında
 
Yasağın 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde de sürüyor olması, ilçede korku içinde bomba sesleri arasında yaşamak zorunda olan çocukların yaşadığı sıkıntıları akıllara getirdi. Çünkü Nusaybin sokaklarında çocuk sesleri yerine bomba ve silah sesleri, zırlı araçlarla duyuluyordu.
 
Tek başına kalan öğretmenler korku içinde
 
Eğitim Sen Nusaybin Temsilcisi Kadri Baysal, ilçedeki yasağın bütün mahallelerde sürdüğünü belirterek “On gündür insanlar hapsedilmiş, perişan hallerdeler. Elektrik yok, su yok artık yiyecek sıkıntısı da çekilmeye başlandı. Tek başına evlerinde kalmak zorunda olan öğretmen arkadaşlarımız var. Sürekli mesaj gönderiyorlar ya da telefon ediyorlar, korku içinde ne yapacaklarını soruyorlar. Artık silah seslerinden, bomba seslerinden dayanamadıklarını belirtiyorlar. İnsanların psikolojileri gerçekten çok bozulmuş. Özellikle çocuklarımız her patlamada kulaklarını kapatıp 'Baba bomba patladı' diye evin içinde kaçacak yer arıyorlar. Travma yaşıyorlar” dedi.
 
TEOG Sınavı hangi moralle olacak
 
Cef telefonuna Milli Eğitim tarafından mesaj gönderildiğini, haftaya çarşamba günü yapılacak TEOG sınavı için görevlendirme yapıldığının bildirildiğini vurgulayan Baysal “Sanki herşey çok normal, her yerde güller açıyor gibi mesaj gönderiyorlar. Bu çocuklar, bu şartlarda nasıl sınava girecekler. Nasıl başarılı olacaklar soran yok. Hala da yasağın ne zaman kalkacağı belli değil. İlçeye dışarıdan gelen öğretmen arkadaşlarımızdan 200, 300 kadarı, sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün Nusaybin'den ayrıldılar. Ne zaman gelecekleri de belli değil. Çocukların eğitim hakkı, sağlık hakkı ne olacak. Bugün Çocuk Hakları Günü, durum ortada. Ben kalp ameliyatı olacak ablam için dün gece Nusaybin'den ayrıldım, çocuklarım ve eşim evde tek başlarına kalıyorlar. Korku içinde sürekli bana telefon edip duruyorlar” dedi.
 
Yaşam hakkı ihlal ediliyor
 
Mardin Barosu Başkanı Çelebi Aras da yasak nedeniyle yaşam hakkı ihlallerinin yaşandığını belirterek “Güvenlik güçleri yaşam hakkını ihlal ettiği gibi yasaklara gerekçe olarak gösterilen sokaklarda kurulan hendekler de yaşam hakkını ihlal ediyor. İki tarafa da çağrımız bu işin böyle yürümeyeceği. Talebimiz sokağa çıkma yasağının derhal kaldırılması, buna gerekçe olarak öne sürülen hendek ve barikatların da derhal kaldırılmasıdır. Sokaklardaki çatışmaların da durdurularak, bu işin siyaseten çözülmesini talep ediyoruz. Bu nedenle de Dolmabahçe Mutabakatı sürecine dönülmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
 
HDP'liler eylemde
 
HDP Milletvekilleri Prof. Mithat Sancar, Gülser Yıldırım, Erol Dora ve Ali Atalan'ın yasağın kalkması için başlattıkları açlık grevi de devam ediyor. Sadece sıvı gıdalar alarak eylemi sürdüren milletvekilleri, Nusaybin girişinde İpek Yolu üzerindeki bir dinlenme tesisinde önceki geceyi geçirdi. Dün sabah saatlerinde de eylemlerine destek vermek isteyen bir barış annesi, milletvekillerinin yakalarına kırmızı güller taktı.
 
Yasağın kalmasına yönelik işaret yok
 
Süren yasakla ilgili olarak gazetemize değerlendirmelerde bulunan Mithat Sancar, yasağın kaldırılmasına yönelik hiç bir işaret olmadığı gibi valiliğin açıklamasına göre yasağın daha katı bir şekilde süreceğinin de anlaşıldığını söyledi. Sancar şöyle devam etti.
 
Nusaybin Türkiye'deki kaçıncı Gazze oldu
 
“Nusaybin'de süren yasağın insani boyutu giderek ağırlaşıyor. Gıda sorunu var, hastalar var ama en ufak bir insani yumuşama, duyarlılık işareti alamıyoruz. Türkiye'deki pek çok dönemi yaşamış biri olarak, nasıl bu kadar gaddar olabildiler şaşırıyorum. Bir şehri rehin almak, hangi mantığa sığıyor. Hukuk devleti, demokrasi falan bunları geçtik, zerresi bile yok. Bunun ötesinde insaniyetin kırıntılarını arıyoruz.

Mahallelere ateş açılıyor, ağır silahlarla. Nereye, nasıl ateş açılıyor, nedir hedeflenen, hedef kimdir, bunları sorunca cevap yok. Ama bizler hastanelere gelen cenazelerle hedeflerin kimler olduğunu görüyoruz. İşte bugün beşinci ölüm haber geldi. Dün gece hastanede yaşamını yitiren genci gördük, kafasından keskin nişancı tarafından vurulmuştu. Ağır yaralanan kadın sırtından, daha önce hayatını kaybeden orta yaşlı adam göğsünden kurşun yemişti. Bütün bunlar tırnak içinde kamu güvenliği için, pkk'ya ateş açılıyor gibi açıklamaların da temelsiz olduğunu ortaya koyuyor.

Asıl amacın burada bir halkı sindirmek olduğunu, bir halkı terbiye etmek olduğunu gösteriyor bunlar. Bu da bize maalesef Dersim zihniyetini hatırlatıyor. Kolektif ceza, bu çağda akıl almaz bir şey. Var sayalım ki mahallelerde gerçekten silahlı kişiler var, bunların sayısı nedir. Nasıl bir konumdalar. Varsayalım ki hükümetin söyledikleri doğrudur. Bu bile bir şehri bu kadar esir almayı haklı kılabilir mi. Kılamaz. Gazze ablukasından söz ediliyor. Hükümet ve ona yakın çevreler kıyameti koparıyorlar. Peki, Nusaybin Türkiye'deki kaçıncı Gazze oldu”
 
 
“Sayın Öcalan ile Dolmabahçe Mutabakatı çerçevesinde görüşülmeye dönülmelidir”
 
Açlık grevi başlatan milletvekillerinden Erol Dora ise “13'ünden buyana tüm Nusaybin'i kapsayan yasak var. Bu yasaklar anayasaya aykırıdır. Valiler anayasada olmayan bir yetki kullanıyor. Bu uluslar arası mevzuata da aykırı. Ayrıca insan haklarına aykırı bir durum vardır. Olaya bakılınca neden kaynaklanıyor.

Asıl mesele Kürt sorunudur. Güvenlikçi, yasaklayıcı politikalarla Kürt sorunun çözmek mümkün değildir. Bu tür politikalar sorunu kutuplaştırır, insanların devletten uzaklaşmasına yol açar ve büyük mağduriyetlere neden olur. Ayrıca görülmektedir. Birçok sivil insan da yaşamını yitirmektedir. Bu insanların hayatları bedava mı? Bunları düşünmeden, bu tür politikalarla bir sonuca ulaşılmasını mümkün görmüyorum. Hükümete sesleniyorum. Bu ülkede birlik ve beraberlik ve halkların birlikte yaşamını istiyorsak, bir an önce bu yasaklayıcı, çağdışı, politikalardan vazgeçilerek, Sayın Öcalan ile Dolmabahçe Mutabakatı çerçevesinde görüşülmeye dönülmelidir.

Türkiye'nin ve bütün Türkiye'deki halkların menfaatine olduğunu düşünüyoruz. Aksi halde bu tür politikalar, hiç istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Bu şekilde devam ederse Türkiye'nin Suriye'ye dönüşme riskini de taşımaktadır. Bu yol çıkar yol değildir, bu ülkenin birliği beraberliği için bin an önce yanlıştan dönülmelidir. Artık yeter bu kadar can gitmesin ve artık kan dökülmesin. Bu topraklar yıllardır akan kana doyulmuştur. 30 yıldır bu güvenlikçi sistem uygulandı, 40 bin insanımızı kaybettik. Bu bize ders olmalıdır” diye konuştu.

Bu haber toplam 689 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler