1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Newroz meydanından mesajlar
Newroz meydanından mesajlar

Newroz meydanından mesajlar

Kürdistan coğrafyasının kalbi olan Diyarbekir'in Newroz Meydanı tarihi bir güne tanıklık etti.

A+A-

Geçtiğimiz Pazar günü (21 Nisan) Kürdistan coğrafyasının kalbi olan Diyarbekir'in Newroz Meydanı tarihi bir güne tanıklık etti. Efendimiz, Hazreti Peygamber'in adını duyan yüzbinler, kadını-erkeği, genci-yaşlısı, çoluğu-çocuğuyla sel olup meydana aktı. Peygamber aşkıyla meydanı hıncahınç dolduran kitlelerin kendisi elbette günün en önemli mesajıydı.

Bununla beraber muhterem konuşmacıların da konuşmalarında önemli mesajlar vardı. Avrupa'dan programa katılan Mela Yahya Yılmaz, “Müjdeler olsun sizlere ve yine müjdeler olsun Âlem-i İslam'a! Selahaddin-i Eyyubi'nin, Said-i Nursi'nin, Şeyh Said'in ve diğer büyüklerin çocuklarının açmış olduğu bu kutlu ve kudsi dava Allah'ın lütuf ve inayeti ile bu coğrafyaya barışı, kardeşliği ve huzuru getirecektir. Bunun mimarı siz aziz Kürdistan'ın evlatları olacaksınız.” demekteydi.

Kollektif aklın özenle hazırladığı bir metin olduğu anlaşılan, Mela Osman Teyfur'un Kürdçe konuşmasında da çok önemli mesajlar vardı. İlk mesaj İslami yapılara tahammülsüzlük gösteren Türkiye'deki Kürd örgütlerine yönelikti: “İslam'a ve müslümanlara düşmanlıktan vazgeçin. İslam'a ve müslümanlara düşmanlık kimseye fayda vermemiştir. Kurtuluş ve selamet İslam'da ve Müslümanların kardeşliğindedir. Tehditlerinizle Müslümanları korkutamazsınız. Size tavsiyemiz İslam'ı araştırın, kalplerinizi ve kafalarınızı İslam'a açın. Kurtuluş İslam'dadır. Habbab gibi köleleri özgürleştirdiği gibi, mazlum Kürd halkının da özgürlüğü İslam'dadır.”

İkinci mesaj da sun'i sınırlarla parçalara ayrılmış Kürdistan'ın dört parçasında bulunan yapı, cemaat ve örgütlere yönelikti: “İslam ümmetine faydamızın dokunması ve mazlum Kürd halkının kurtarılması için birbirimizi tanımamız, diyalog ve ilişkiler kurmamız lazım. Kuvvetlerimizi birleştirip bu mazlum coğrafyayı bir kez daha özgür kılalım. Saidlerin hayallerini bu topraklarda inşa edelim.”

İslam ümmetine yönelik olan üçüncü mesajda ise, ümmetin parçalanmışlığına ve topraklarının işgal edilmişliğine dikkatler çekiliyor ve ümmetin bir kez daha Kur'an'a ve Sünnete sarılarak birliğini sağlaması ve aralarındaki ihtilafları sona erdirmesiyle tüm ümmet coğrafyasının özgürleşmesi gerektiği ifade ediliyordu.

Devasa bir katılımla Allah'ın habibi, insanlığın halâskarı Hazreti Muhammed Efendimiz'in 1400 yıl sonra coşkulu bir şekilde Diyarbekir'de “anılmış” ve mübarek mewlidinin kutlanmış olması, dünyadaki benzersizliği ve mazlum Kürd halkının İslami dinamizmini göstermek bakımından tarihe altın harflerle yazılmıştır.

Bununla beraber “Muhammed Ümmeti”nin, o model ve mümtaz şahsiyetin sünnetini ve siretini “anlamak” için ayrıca çaba içerisine girmesi ve onun örnek yaşantısını günlük yaşantısına taşıması da hayati nitelikte bir gereklilik olarak önümüzde durmaktadır.

PKK YÖNETİCİSİNİN İFADELERİ

24 Nisan'da gazeteci Ruşen Çakır'ın köşesine taşıdığı dikkat çekici bir röportaj oldu. Röportajda Pkk yöneticilerinden Duran Kalkan, Dicle üniversitesindeki olaylara ilişkin bir yandan “Eğer sorun bizim gençlerimizden kaynaklanmışsa bu giderilir. Çünkü bizim siyasi olarak geniş bir çerçevemiz var. Gençlerimiz onların faaliyetlerini engelleme değil tam tersine ittifak halinde olabilirlerdi.” derken, diğer yandan “Hizbullah'a hayat alanı tanımama gibi bir politikanız var mı?” şeklindeki soruya “Kesinlikle yok.

Başkaları bize hayat hakkı tanımamaya çalışıyor ve biz buna karşı duruyoruz. Başkasına aynı şekilde davranırsak kendimizi inkâr etmiş oluruz.” cevabını veriyordu. Ardından Çakır'ın kendisine HÜDA PAR genel başkanı sayın M. Hüseyin Yılmaz'ın “Hizbullah – Pkk arasındaki ateşkesin resmileştirilmesi” çağrısını hatırlatması üzerine Pkk yöneticisi: “Aslında böyle olsun istedik biz de, geçmişte bazı çabalar da oldu. Fakat tam gerçekleşmedi. Bu Hizbullah'tan kaynaklandı biraz. Geçmişi daha açık değerlendirebilirdi, özeleştiri vermesi gerekirdi. Tersine bize dönük eleştirileri çok oldu.

Biz özeleştiri vermekten çekinen bir hareket değiliz… Aydınlatılmaya muhtaç olan karanlık bir süreç. Bu engel oluşturdu. Olabilse, çözümlense, biz ondan yanayız, iyi olur. Yok etme, hayat hakkı tanımama diye bir şey kesinlikle yok…” demekteydi.Pkk yönetiminin alışılagelen üslubuna göre olumlu bir üslup. Sonuçta gelinecek yer “birlikte yaşam”ı öğrenmektir. Hizbullah Cemaati 11.06.2011 tarihli bildirisinde “İslami hassasiyet ve duyarlıklarıyla beraber Kürd sorunu konusunda duyarlı olan Müslüman Kürdlerden ve PKK'li olmayan Kürd siyasi çevrelerinden oluşacak bir 'Hakikatleri Araştırma Komisyonu' bizim de kabulümüz olacaktır.” diyerek yaşananların araştırılmasına ve gerçeklerin ortaya çıkarılmasına hazır olduğunu deklare etmişti.

Yapılması gereken; en az bir asırdır her bakımdan derin bir mazlumiyeti yaşayan Kürdistan'ı adalet, eşitlik ve hukuk temelinde; iman, ahlak, kardeşlik, özgürlük ve insani erdemlerle inşa edip, çatışma ve tahakküme kalkışan kişi ve kurumları halk olarak mahkûm etmektir.
 

HABERE YORUM KAT