1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Nevruz'da silah bırakılacak mı?
Nevruz'da silah bırakılacak mı?

Nevruz'da silah bırakılacak mı?

Çözüm süreci koordinatörü Akdoğan, bu Nevruz'da silah bırakmadan daha ileri bir adım ve mesaj atılması gerektiğini belirterek, "Silah bırakma ve tamamen Türkiye'ye dönük eylemlere son vermeye dönük bir çağrı olmalıdır" dedi.

A+A-
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Çözüm Süreci'yle ilgili olarak "Süreç iyi bir şekilde devam etmektedir, görüşmeler devam etmektedir. Herkes kendi üzerine düşene odaklanması lazım, başkasının ne yapacağına değil" dedi.
 
Yalçın Akdoğan, bu Nevruz'da silah bırakmadan daha ileri bir adım ve mesaj atılması gerektiğini belirterek, "Silah bırakma aşamasına geçilmesine dönük ifade olmalıdır. Silah bırakma ve tamamen Türkiye'ye dönük eylemlere son vermeye dönük bir çağrı olmalıdır. Bu bir anlam ifade eder diye düşünüyorum ama Öcalan'ın daha önceki çağrılarının da zaman zaman boşa düşürüldüğünü biliyoruz" dedi.
 
Akdoğan, katıldığı bir tv'nin canlı yayınında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. HDP heyetinin en son Kandil'e ziyaretinin ardından yaptığı açıklama ve KCK'dan gelen açıklamanın hatırlatılması üzerine Akdoğan, "Öncelikle süreçte herhangi bir tıkanma, duraksama yok. Bildiğiniz gibi süreç, 6-8 Ekim olaylarında bir türbülansa girmiş, ciddi hadiseler yaşanmıştı" ifadesini kullandı.
 
ŞUAN HERHANGİ BİR SORUN YOK
 
Akdoğan, yeni gelinen aşamada herhangi bir sorunun olmadığını ve rutin bir şekilde devam ettiğini söyledi. "Bu, her gün gündemde olacak, birtakım konular konuşulacak anlamına gelmiyor" diyen Akdoğan, "Belirlendiği şekilde birtakım görüşmeler devam ediyor. Usul ve yöntem belirlenmiş durumda, muhteva çalışılarak devam eden bir süreç var. Burada toplumun özellikle dağda, tepede kimin açıklama yaptığına değil hükümetin ne açıklama yaptığına odaklanmasının daha doğru olacağını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
 
DİĞER TARAF NE YAPMIŞTIR?
 
Hükümetin önemli adımlar attığını belirten Akdoğan, Çözüm Süreci komisyonunu kurduğunu, Akil İnsanlar Heyeti'ni kurduğunu, Eylül ayında demokratik reform paketini hayata geçirdiğini, Meclis'ten bu konuyla ilgili yasa çıkardığını ve Bakanlar Kurulu talimatını çıkardığını anlattı. "Peki, diğer taraf ne yapmıştır" diye soran Akdoğan, şöyle devam etti: "Örgüt o yıl Türkiye'yi terk etti mi? Etmedi. Buna karşılık şehirlerdeki asayiş olaylarını durdur mu? Durdurmadı. Tek denilen 'eylemsizlik kararı var.' Eylemsizlik kararı var da o süreçte, tam anlamıyla hayata geçti mi? Yani karakol basmıyorsun, terör eylemi niteliğinde eylem yapmıyorsun ama şiddet olayları baskı, tehdit... Bölgede her türlü asayiş olayını gördük o süreçte."
 
SÜRECİN SAHİBİ BİZİZ
 
Kobani olaylarından önce de bunların olduğunu dile getiren Akdoğan, "Bu süreçte biz ne dedik: Yeni parametreler giriyor sürece. Kamu düzeni ve güvenliğini önemsiyoruz. Bu süreçte özellikle bunların tamamen geri planda düşünülmesi lazım. Burada adım atan çaba gösteren iyi niyetli olan hükümettir. Ama onun karşılığında bütün bu adımlarımıza karşı bir direnç olduğu da görülmüştür, ayak direme olduğu görülmüştür" değerlendirmesini yaptı.
Bu süreçte temel hassasiyetlerinin bulunduğunu belirten Akdoğan, illegaliteye, şiddete, baskıya, yol kesmeye, adam kaçırmalara kesinlikle müsamaha gösterilemeyeceğini kaydetti. Akdoğan, örgütün bölgede otoriteyi paylaşma, ortak olma girişimlerine izin verilmeyeceğini söyledi. Buna karşı tedbirler aldığını söyleyen Akdoğan, gelecek hafta meclise güvenlik paketinin sevk edileceğini, yasal düzenlemenin yapılacağını bildirdi.
 
PKK, KANDİL VE HDP AYRI AYRI
 
"Hükümet PKK ve Kandil'den ve HDP 'den ayrı ayrı ne bekliyor" sorusuna Akdoğan, "Bir kere bu eylemsizliğin tam anlamıyla gerçekleşmesi lazım. Gerçek, sahici, kapsamlı bütün alanlara yansıyan bir eylemsizlik olması lazım. Siz hem 'tamam' diyorsunuz, ondan sonra yol kesiyorsun, baskı kuruyorsun, tehdit ediyorsun, haraç toplamaya çalışıyorsun, hendek kazıyorsun vesaire" şeklinde cevap verdi. Akdoğan, bunların tamamen devre dışı kalması gerektiğini söyledi.
 
HDP'NIN SEÇİM BARAJI ALTINDA
 
Seçimlerde yüzde 10'un altında kalıp TBMM'de HDP'nin temsil edilememesinin Çözüm Süreci'ni nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Akdoğan, seçimlerde her partinin siyasi amacı ve hedefi olduğunu söyledi. Akdoğan, AK Partinin amacı ve hedefinin iktidarı kurmak ve sonrasında da Anayasa'yı değiştirecek çoğunluk olduğunu dile getirdi.
 
MOTİVASYON KAYNAĞI YENİ ANAYASA
 
Her seçimin bir ruhu ve motivasyon kaynağı olduğunu bildiren Akdoğan, farklı seçimlerde farklı şeylerin ön plana çıktığını kaydetti.
 
Bu seçimin motivasyon kaynağının da yeni Anayasa olduğuna dikkati çeken Akdoğan, AK Parti'nin de bunu gerçekleştirebilecek çoğunluğa ulaşmayı hedeflediğini ifade etti.
Akdoğan, "CHP ve MHP'nin 'seçimi kazanacağım iktidar olacağım' gibi bir hedefi ve amacı var mı yok. Onlar için başarı oyunun geri gitmemesi belki bir puan artırabilmek. Onlar için başarı o olacak. Bu anlamıyla anlamlı bir hedefi ve amacı olduğu söylenemez" dedi.
Akdoğan, gelecek seçimde AK Parti iktidarının ne yapacağının ve HDP'nin baraj meselesinin ne olacağının merak konusu olduğunu dile getirdi.
 
Geçen seçimlerde Selahattin Demirtaş'ın sürpriz yaparak yüzde 10'a yakın oy aldığını hatırlatan Akdoğan, her seçimin anlamının ve motivasyonunun farklı olduğunu, Demirtaş'ın yüzde 10'a yaklaşmasının HDP'nin bugün aynı oyu alabileceği anlamına gelmediğini kaydetti.
 
KENDİ İÇ ÇELİŞKİLERİ BULUNUYOR
 
Akdoğan, muhalefetin birleşerek tek aday göstermesinin bunun da kitlede yetersiz görülmesinin oy kaymasına sebep olduğuna, Demirtaş'ın oyunun artışına sebep olduğuna işaret etti.
 
Akdoğan, şunları kaydetti: "HDP'nin yüzde 6-7'lerden onları geçebilecek bir performans ortaya koyabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kendi iç çelişkileri var. Burada marjinal birtakım sol örgütler, partiler. Bunları bir araya getirme gibi bir yaklaşımı var ama bunlarla ancak emanet oy talep edebilirler farklı partilerden, yapılardan. Emanet oyla 'AK Parti zarar görsün' diye bazı mihraplar çevrelere yüklenme yapabilirler, bundan netice alınabileceğini düşünmüyorum ama buna oynuyorlar, zorluyorlar. Şimdiye kadar 'parti olarak seçime gireriz' meselesini biraz baskı unsuru olarak kullandılar, barajın düşürülmesi için ama bu olmadı. Anayasa Mahkemesinden de bekledikleri yönde bir karar çıkmayınca bu tutmadı."
 
 ÖCALAN'IN MEVCUT ROLU YETERLİ Mİ?
 
"Abdullah Öcalan'ın mevcut durumdaki rolü yeterli ve olumlu mu?" sorusuna Akdoğan, "Öcalan'ın elbette rolü var. Süreçte verdiği mesaj, Nevruz'da yaptığı çağrı, örgüt bileşenleri üzerindeki etkisi. Buna değer atfetmek anlamına gelmez, illa küçümsemek gerekmez. Bir örgüt var, ettiğin bir laf üzerine o örgüt eğer silah bırakacaksa bu bir rol oynamak anlamına gelir. Ancak bu rolün zaman zaman yine örgüt tarafından boşa çıkarıldığını da biliyoruz" yanıtını verdi.
 
Süreçlerin terör saldırılarıyla sabote edildiğine dikkati çeken Akdoğan, şöyle devam etti: "Bu ne demektir, bir takım örgüt, Kandil, bu terör saldırılarıyla bu süreçleri boşa çıkardı demektir. Eğer Öcalan'ın iradesinin de içinde olduğu bir durum varsa muhakkak bir hamle yapıldığı anlamına gelir. Zaman zaman Kandil'den farklı seslerin çıkabildiğini Öcalan'ın boşa çıkarıldığını da görüyoruz.
 
NEVRUZDA SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI
 
Öcalan'ın Nevruz mesajı, bu süreçte, silah bırakma fikrinin oluşması ve gelişmesi için 'artık silahlar sussun fikirler konuşsun' lafı şu demektir; 'artık silah bırakma fikriyatı gelişmelidir' demektir. Bu bir anlam ifade ediyor. Bugün artık bunun ilerisinde bir söze ihtiyaç var. Bu Nevruz'da silah bırakma, daha ileri bir adım ve mesaj gerekir. O da silah bırakma aşamasına geçilmesine dönük ifade olmalıdır. Silah bırakma ve tamamen Türkiye'ye dönük eylemlere son vermeye dönük bir çağrı olmalıdır. Bu bir anlam ifade eder diye düşünüyorum ama Öcalan'ın daha önceki çağrılarının da zaman zaman boşa düşürüldüğünü biliyoruz."
 
BAAS REJİMİNİN ZİHNİYETİ
 
Kobani'nin Kürtlerin hakimiyetine geçmesinin ardından yaşanan sevinç gösterileriyle ilgili bir soru üzerine Akdoğan, IŞİD'in Kobani'den çekilmiş olabileceğini ama bölgede etkinliğini sürdürdüğünü, bunun bir sorun olduğunu söyledi.
 
Bazı kesimlerin sanki Kobani'de bağımsız bir devlet kurulmuşcasına yaklaşım içinde olmasının doğru olmayacağını dile getiren Akdoğan, "Bu evcilik oyunu olur. Bunun da ötesine geçecek bir şey olmaz. Türkiye, insani kaygılarla oradaki insanlara sahip çıkmıştır. Orada şehrin ne halde olduğu görülmektedir. Oradaki insanları oradaki yapı koruyabilmiş midir, sahip çıkabilmiş midir? Çıkamamıştır. O insanlara biz sahip çıktık. Bu gerçeğin de görülmesi gerekir" dedi.

HABERE YORUM KAT